fbpx

Avrupa’da kamu emekçileri kemer sıkmaya karşı direniyor

Paylaş

Avrupa genelinde kamu hizmetlerinde personel açığı, artan iş yükü, düşük ücretler ve kötüleşen çalışma koşulları çalışanların tepkisini büyütüyor. Sendikalar, yıllardır uygulanan kemer sıkma ve kamu hizmetlerine yönelik yetersiz yatırımların artık bir krize dönüştüğünü belirterek ücret artışı, daha fazla personel ve kamu hizmetlerine yatırım talep ediyor.

Avrupa’da kamu emekçileri, yıllardır süren bütçe kısıtlamaları ve kamu hizmetlerindeki özelleştirme politikalarına karşı mücadeleyi büyütüyor.

Hastanelerden okullara, yerel yönetimlerden sosyal hizmetlere ve ulaşıma kadar çok sayıda alanda çalışanlar; personel eksikliği, artan iş yükü, düşük ücretler ve kötüleşen çalışma koşullarına dikkat çekiyor.

Avrupa Kamu Hizmetleri Sendikaları Federasyonu (EPSU), kamu hizmetlerinin Avrupa genelinde “kırılma noktasına” geldiği uyarısında bulunuyor. Sendikalara göre yıllarca süren kemer sıkma politikaları ve yetersiz yatırım, hizmetlerin çalışanlar ve toplum açısından taşıdığı yükü ağırlaştırdı.

“Daha az kaynakla daha fazlasını yapmamız isteniyor”

Haziran ayında Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde gerçekleştirilen eylemler, kamu hizmetlerindeki krizin tek tek ülkelerin sorunu olmaktan çıktığını ortaya koydu.

Belçika, Fransa, Almanya, Avusturya, Hollanda, Çekya, Litvanya ve Arnavutluk’taki sendikalar koordineli eylemler düzenledi.

Brüksel’deki eylemlere hastaneler, engelli hizmetleri, aile destek kuruluşları, ruh sağlığı merkezleri, evsizlere yönelik hizmetler, bakım merkezleri, kreşler, okullar ve belediyelerde çalışan kamu emekçilerinin katılması bekleniyordu. Sendikalar, personel açığı, artan iş yükü ve çalışma koşullarındaki kötüleşmeye karşı çıktı.

EPSU Genel Sekreteri Jan Willem Goudriaan, kamu çalışanlarından “daha az kaynakla daha fazlasının yapılmasının” beklendiğini belirterek hükümetleri kemer sıkma politikalarından vazgeçmeye ve kamu hizmetlerine, personele ve ücretlere yatırım yapmaya çağırdı.

Kemer sıkma politikaları yeniden gündemde

Avrupa sendikaları, pandemi döneminde geçici olarak askıya alınan mali kuralların ardından bütçe disiplininin yeniden temel politika haline gelmesinden endişe ediyor.

ETUC, EPSU, ETF ve ETUCE yöneticileri tarafından yayımlanan ortak değerlendirmede, 2008 finans krizinin ardından uygulanan kemer sıkma politikalarının kamu hizmetlerini zayıflattığı, çalışma koşullarını kötüleştirdiği ve kamu yatırımlarını azalttığı belirtildi.

Sendikalara göre birçok ülkede kamu hizmetleri pandemi öncesindeki kayıplarını dahi telafi edememişken yeni bütçe kısıtlamaları yeni bir kesinti döneminin önünü açıyor.

Silahlanmaya kaynak, kamu hizmetlerine kesinti

Sendikaların eleştirilerinden biri de Avrupa’da artan askeri harcamalar ile kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar arasındaki çelişkiye yöneliyor.

Sendika temsilcileri, Avrupa’nın “hazırlık” ve “dayanıklılık” politikalarını yalnızca savunma harcamaları üzerinden tanımlamasını eleştiriyor. Onlara göre gerçek toplumsal dayanıklılık; yeterli personelle çalışan hastaneler, okullar, acil hizmetler, toplu taşıma ve kamu kurumlarıyla mümkün.

Sendikalar, kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar azaltılırken askeri harcamaların artırılmasının toplumsal ihtiyaçlar açısından sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.

Kamu hizmetlerinde kriz, emek piyasasında kriz

Avrupa’daki kamu hizmetleri krizinin doğrudan çalışma yaşamını da etkilediği belirtiliyor.

Personel açığı çalışanların iş yükünü artırırken düşük ücretler, güvencesiz çalışma ve kötüleşen koşullar yeni çalışanların sektöre girişini ve mevcut çalışanların işte tutulmasını zorlaştırıyor.

Sendikalar; adil ücret, yeterli personel, toplu sözleşme hakkı, sendikal hakların korunması, işyerlerinde şiddet ve tacize karşı önlemler ve aşırı iş yükünün azaltılmasını talep ediyor.

Bu tablo, Avrupa’da kamu hizmetlerinin yalnızca bir “bütçe gideri” olarak görülmesine karşı yeni bir sınıfsal mücadele alanının oluştuğunu gösteriyor.

Kamu emekçilerinin talepleri yalnızca ücret artışıyla sınırlı değil. Nasıl bir kamu hizmeti, nasıl bir çalışma yaşamı ve nasıl bir toplumsal bütçe istendiği de mücadelenin temel başlıkları arasında yer alıyor.

Sendikalar, Avrupa’nın yeni bir kemer sıkma dönemine değil; daha yüksek ücretlerin, güvenceli ve nitelikli işlerin, güçlü sosyal korumanın ve kamu hizmetlerine yatırımın esas alındığı yeni bir modele ihtiyacı olduğunu savunuyor.