fbpx

AB’nin yeni kadın hakları stratejisi: Taahhütler güçlü, uygulama tartışmalı

Paylaş

Avrupa Komisyonu, kadın-erkek eşitliğini 2030’a kadar güçlendirmeyi hedefleyen yeni Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi’ni açıkladı. Kadına yönelik şiddetten ücret eşitsizliğine, kadın sağlığından dijital şiddete kadar geniş bir alanı kapsayan strateji önemli hedefler içeriyor. Ancak kadın örgütleri, asıl sınavın verilen taahhütlerin üye ülkelerde somut politikalara, yeterli kaynağa ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürülmesi olduğunu vurguluyor.

Avrupa Birliği’nde kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından yeni bir dönem başladı. Avrupa Komisyonu, 5 Mart 2026’da 2026–2030 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi’ni kabul etti.

Komisyon, yeni stratejiyi yalnızca kadınlara yönelik belirli politikalarla sınırlı olmayan, toplumsal cinsiyet eşitliğini AB’nin bütün politika alanlarına yerleştirmeyi amaçlayan kapsamlı bir çerçeve olarak tanımlıyor. Strateji; çalışma yaşamı, eğitim, sağlık, siyasal karar alma süreçlerine katılım, kadına yönelik şiddet, dijital alan ve toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerle mücadele gibi başlıkları kapsıyor.

Stratejinin dikkat çeken yönlerinden biri ise kadın sağlığının ilk kez ayrı bir politika alanı olarak ele alınması. Komisyon, Dünya Sağlık Örgütü ile kadın sağlığı konusunda ortak bir girişim başlatmayı ve ilaçların geliştirilmesi ve onaylanmasında kadınlarla erkekler arasındaki biyolojik farklılıkların daha fazla dikkate alınmasını hedefliyor.

Kadına yönelik şiddet için yeni adımlar

Stratejinin en önemli başlıklarından birini kadına yönelik şiddet oluşturuyor.

Komisyon, üye ülkelerin 2024’te kabul edilen Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadele Direktifi’ni uygulamaya geçirmesine destek vereceğini açıklıyor. Ayrıca 2026’da toplumsal cinsiyete dayalı şiddet konusunda AB çapında yeni bir araştırma yapılması ve siber şiddetin yeni biçimlerinin de araştırmaya dahil edilmesi planlanıyor.

Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü’ne (EIGE) göre AB’de yaklaşık her üç kadından biri toplumsal cinsiyete dayalı şiddet yaşamış durumda. EIGE, kadınların tam eşitliğinin mevcut hızla ilerlenmesi halinde onlarca yıl daha sürebileceğine dikkat çekerek yeni stratejinin bir dönüm noktası olması gerektiğini belirtiyor.

İş yaşamında eşitsizlik sürüyor

Stratejinin bir diğer temel başlığı çalışma yaşamındaki eşitsizlikler.

Kadınların istihdam oranlarının yükseltilmesi, ücret ve istihdam açıklarının azaltılması, nitelikli işlere erişimin güçlendirilmesi ve kadınların ekonomik bağımsızlığının desteklenmesi hedefleniyor. Özellikle dezavantajlı ve marjinalleştirilmiş gruplara mensup kadınların çalışma yaşamındaki konumunun güçlendirilmesi de stratejinin başlıkları arasında yer alıyor.

Ancak kadın örgütleri açısından ekonomik eşitsizlik yalnızca kadınların işgücüne katılım oranlarıyla ölçülemeyecek kadar kapsamlı.

Ücret eşitsizliği, ücretsiz bakım emeğinin kadınlar üzerindeki yükü, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde kadınların yoğunlaşması ve kadınların karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesi, Avrupa’da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel unsurları olmaya devam ediyor.

Bu nedenle kadın hareketi açısından stratejinin başarısı, kadınların işgücüne daha fazla katılmasından çok hangi koşullarda çalıştıkları ve ekonomik bağımsızlıklarının ne ölçüde güvence altına alındığıyla da ölçülecek.

Feminist örgütler: “Asıl mesele uygulama”

Avrupa’daki kadın örgütleri stratejinin açıklanmasını genel olarak olumlu karşılarken, bunun tek başına yeterli olmayacağı konusunda uyarıyor.

Avrupa Kadın Lobisi (EWL), yeni stratejinin kadın haklarının Avrupa gündemindeki yerini korumasını olumlu buluyor ancak Avrupa’da elde edilen kazanımların kırılgan olduğuna dikkat çekiyor. Örgüte göre stratejinin gerçek etkisi, siyasi taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesiyle ortaya çıkacak.

Kadına yönelik şiddet alanında çalışan WAVE Network de stratejinin önemli ilerlemeler içerdiğini belirtiyor. Örgüt, özellikle 2024 tarihli AB direktifinin uygulanması ve 2026’daki GREVIO değerlendirmesinin hesap verebilirlik açısından kullanılmasını önemli buluyor. Ancak kadın örgütleri, şiddetle mücadelede üye devletlerin uygulamalarının yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

“Kesişimsellik” vurgusu

Komisyon yeni stratejide toplumsal cinsiyet eşitliğine kesişimsel bir yaklaşım getiriyor. Buna göre kadınların yaşadığı eşitsizlikler yalnızca toplumsal cinsiyet üzerinden değil; göçmenlik, engellilik, yaş, yoksulluk ve diğer toplumsal eşitsizliklerle birlikte ele alınmalı.

Ancak Avrupa Irkçılık Karşıtları Ağı (ENAR), stratejinin bu açıdan yetersiz kaldığını savunuyor.

ENAR, stratejide kesişimsellikten söz edilmesine rağmen bunun yapısal bir dönüşüme yeterince çevrilmediğini ve özellikle ırkçılıkla mücadele boyutunun güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Örgüte göre toplumsal cinsiyet eşitliği, ırkçılıkla mücadeleden ayrı düşünülemez.

Bu eleştiri özellikle göçmen ve mülteci kadınlar açısından önem taşıyor. Çünkü Avrupa’da kadın emeğinin önemli bir bölümünü oluşturan bakım, temizlik, ev içi hizmetler ve düşük ücretli hizmet sektörlerinde göçmen kadınların yoğunlaşması, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile sınıfsal ve göçmenlik statüsüne dayalı eşitsizliklerin iç içe geçtiği alanlardan biri.

Toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlere dikkat

AB’nin yeni stratejisinin bir başka önemli özelliği, Avrupa’da güç kazanan toplumsal cinsiyet karşıtı hareketleri ve kadın haklarına yönelik gerilemeyi doğrudan gündemine alması.

Komisyon, kadın haklarında elde edilen kazanımların kendiliğinden ve geri döndürülemez olmadığını kabul ediyor. Avrupa’da kadın haklarına ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik siyasi ve toplumsal karşı çıkışların güçlendiği bir dönemde stratejinin hazırlanması bu açıdan dikkat çekiyor.

Dolayısıyla önümüzdeki dört yıl yalnızca yeni hakların kazanılması açısından değil, daha önce elde edilmiş hakların korunması açısından da belirleyici olacak.

Taahhütlerden uygulamaya

AB’nin yeni stratejisi, kadın hakları konusunda önemli başlıkları aynı çatı altında topluyor. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, ekonomik eşitsizliklerin azaltılması, kadın sağlığının güçlendirilmesi, siyasal katılım, dijital şiddet ve toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerle mücadele stratejinin güçlü taraflarını oluşturuyor.

Ancak Avrupa’daki kadın hareketinin temel sorusu başka:

Bu hedefler için ne kadar kaynak ayrılacak ve üye devletler bu hedefleri ne ölçüde hayata geçirecek?

Çünkü Avrupa’da kadınların yaşadığı eşitsizlik yalnızca yasal düzenlemelerle ortadan kalkabilecek bir sorun değil. Ücret eşitsizliği, bakım emeğinin kadınların omuzlarında toplanması, güvencesiz çalışma, yoksulluk, kadına yönelik şiddet ve siyasal temsil eşitsizliği ekonomik ve toplumsal yapıların birbiriyle bağlantılı sorunları.

Bu nedenle yeni AB stratejisinin gerçek sınavı, Brüksel’de açıklanan hedeflerden çok üye ülkelerde kadınların gündelik yaşamında yaratacağı somut değişim olacak.

Kadın örgütlerinin de işaret ettiği gibi, Avrupa’da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önemli kazanımlar var; ancak bu kazanımlar hâlâ kırılgan. Önümüzdeki dört yıl, verilen sözlerin haklara, kaynaklara ve gerçek yaşam koşullarına ne ölçüde yansıyacağını gösterecek.