25 Kasım Kadına yönelik erkek ve devlet şiddetiyle uluslararası mücadele günü kapsamında İsviçre’nin Bern şehrinde binlerce kadın patriyarkal şiddete karşı miting düzenledi.
Kadın örgütlerinin oluşturduğu “Kadına yönelik şiddete karşı 16 gün” organizasyonunun düzenlediği miting kapsamında Schützenmatte’den başlayan yürüyüş Parlamento Meydanındaki mitingle sona erdi.
Mitinge kadın hakları grupları, uzman kuruluşlar, göçmen kadın örgütlenmeleri, Uluslararası Af Örgütü gibi sivil toplum kuruluşları, sendikalar, siyasi partilerin kadın örgütlenmelerin de aralarında bulunduğu 90’ın üzerinde feminist kuruluş çağrıda bulundu.

Kadınlar ve LGBTİ+lar yürüyüş ve miting boyunca evde, sokakta, iş yerinde karşı karşıya geldikleri erkek ve devlet şiddetini protesto ederek, feminist mücadeleyi yükseltmeye çağırdı.
Konuşmacılar toplumsal cinsiyetten kaynaklı şiddete karşı mücadelenin artık siyasi bir öncelik olarak sınıflandırılması gerektiğini belirttiler.
Organizatörler, İsviçre’de her iki haftada bir kadının partneri, eski partneri veya tanıdığı biri tarafından öldürüldüğüne dikkat çekti. 2024 yılı içinde 18 kadın cinayeti (femisit) kaydedildiği belirtildi. Göstericiler, ev içi, cinsel ve cinsiyete dayalı şiddetin İsviçre’de günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini ve bu duruma karşı toplumsal kayıtsızlık ile siyasi sorumsuzluktan bıktıklarını ifade ettiler.
Gösteride, şiddet mağdurlarına yeterli koruma sağlanması ve kadın sığınma evlerinin finansal olarak desteklenmesi talepleri dile getirildi. İsviçre Kadın Sığınma Evleri Çatı Örgütü temsilcisi, mevcut sığınma evlerinin kapasitesinin yetersiz ve finansal olarak sürdürülemez olduğunu vurguladı.
Etkinlik, İsviçre genelinde kadına yönelik şiddete karşı farkındalığı artırmayı ve bu sorunun çözümü için somut adımlar atılmasını amaçlayan “16 Günlük Şiddete Karşı Mücadele” kampanyasının başlangıcı olarak önemli bir rol oynadı.
Göçmen Kadın Örgütleri de alandaydı
Mitinge Türkiyeli, Kürdistanlı, İranlı, Filistinli göçmen kadınlardan ve kadın örgütlerinden de katılım oldu. İranlı LGBTİ+ örgütlenmesi hem geldikleri ülkede hem de İsviçre’de LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılık, baskı ve ötekileştirme politikalarına vurgu yaparken, devleti LGBTİ+ bireylerin yaşadığı sorunlar karşısında daha sorumlu davranmaya davet ettiler.
Bern Kadın Dayanışması: Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz
Yakın zamanda kuruluşunu ilan eden Bern Kadın Dayanışması (Frauen Solidarität Bern – FSB ) mitinge “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz: Yaşasın Kadın Dayanışması” ve “Jin, Jiyan, Azadi” pankartlarıyla katıldı.
Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Laz, Rum, Çerkez birinci ve ikinci kuşak göçmen Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınların kurduğu Bern Kadın Dayanışması her nerede ve kime karşı olursa olsun erkek egemenliğine karşı mücadeleyi ve kadın dayanışmasını büyütmek için biraraya geldiklerini duyurmuşlardı.
Mitingde FSB adına konuşan temsilci patriyarkanın kadınları evde ücretsiz, işyerinde düşük ücretli ve aşağı statülerde çalıştırarak sömürdüğüne vurgu yaparak, bu sömürü düzeninin sürmesini sağlamak için kullanılan erkek ve devlet şiddetine karşı sessiz kalmayacaklarını belirtti.
FSB temsilcisi kadınlara yönelik erkek ve devlet şiddetinin, kadın katliamlarının dünyanın her yerinde yaşandığını vurgulayarak buna karşı mücadelenin de enternasyonalist bir karakterde olması gerektiğini söyledi.

Göçmen kadınlar olarak çok katmanlı bir sömürü, baskı ve tahakküm sistemiyle yüz yüze olduklarını belirten FSB temsilcisi, yükselen barış ve faşizm tehlikesinin cinsiyetçi saldırıları arttırdığına vurgu yaparak barış ve demokrasi için mücadeleyi güçlendirmenin zorunluluğuna dikkat çekti.
Bütün bu saldırılara karı feminist mücadeleyi ve kadın dayanışmasını büyütmeye çağıran FSB temsilcisi konuşmasını “Jin, Jiyan, Azadi!” sloganıyla bitirdi.
İsviçre Kürt Kadın Birliği: Kürt özgürlük hareketi ve felsefesi dünyaya umut veriyor
İsviçre Kürt Kadın Birliği (YJK-S) adına yapılan konuşmada şu mesaj verildi: “Kürt özgürlük hareketi ve felsefesi dünyaya umut veriyor. Kadınların yalnızca birey olarak özgür olduğu değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümü aktif olarak şekillendirdiği bir toplumdur. Kadınların çoğu zaman aşırı risk ve kişisel fedakarlıklarla cesur direnişi, bunun ötesinde güçlü bir direniş sinyalidir. Önderimiz Reber APO’nun felsefesinden ilham alan kadınların örgütlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi, bize dünya çapında ataerkil şiddetin ve kapitalist sömürünün üstesinden gelinebilecek yolları gösteriyor.”




