Her yıl 8 Mart yaklaşırken tanıdık bir tartışma tekrar alevlenir: “Dünya Emekçi Kadınlar Günü mü, Kadınlar Günü mü?” Öncesinde bu isimlendirme tartışılır, sonrasında ise kadınların taşıdığı dövizler, sloganlar ve talepler gündem olur.
Peki, neden?
Çünkü kadınları bölmek, mücadelelerini parçalamak isteyenlerin derdi hiç bitmez. Sol-sosyalist çevrelerin bir kısmı “emekçi” vurgusunun altını çizerek 8 Mart’ın yalnızca belirli bir kesime ait olduğunu iddia ederken, feministler ise onu tüm kadınları kapsayan bir gün olarak görür. Ancak burada durup asıl sorulması gereken soruları sormalıyız:
- Emekçi olmayan kadın var mı?
- Emeği sömürülmeyen, görünmez hale getirilmeyen kadın var mı?
- Ev içinde ya da iş yerinde emeği gasp edilmeyen kadın var mı?
Patriyarkal düzende kadınların emeği hangi sınıftan, etnik kimlikten ya da coğrafyadan olursa olsun sistematik olarak erkekler tarafından sömürülmektedir. Şayet ücretli emek alanındaysak üstüne bir de kapitalist sistemin patronları eklerin bu sömürü çarkına. Bu nedenle 8 Mart, yalnızca belirli bir kesime ait değil, tüm kadınların özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesinin günüdür.
Emek Sömürüsü: Görünür Olan ve Olmayan
Eğer emek, sadece ücretli çalışma olarak tanımlanırsa, ev içi emeği, bakım emeği, duygusal emek ve yeniden üretim emeği ne olacak? Evde çocuk bakan, yaşlılara bakan, hane içini çekip çeviren kadınlar emekçi değil mi? Bunu gündelik hayatımızdan, kendi yaşamlarımızdan bilmiyor muyuz?

Kadınlar, üretimde olsun ya da olmasın, kapitalizmin ve patriyarkanın çifte hatta üçlü sömürüsüne maruz kalıyor. Kadın olmak, emeğin ücretli ya da ücretsiz fark etmeksizin sürekli olarak gasp edilmesi demektir.
Evde, fabrikada, okulda, hastanede, tarlada, atölyede, plazada, göç yollarında, savaş bölgelerinde kadınlar emek veriyor. Ancak bu emek çoğu zaman görünmez kılınıyor, değersizleştiriliyor ya da düşük ücretle karşılanıyor. Dünyanın en çok üreteni biziz ama en yoksul kesimini de biz kadınlar oluşturuyoruz!
Bu yüzden, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” diyerek yalnızca belirli bir kesimi kapsıyormuş gibi yapmak, aslında kadın emeğinin gerçek boyutunu küçümsemektir.
Dünyadan Örnekleriyle kadın emeği
- Latin Amerika’da ev işçileri: Brezilya, Meksika ve Arjantin’de milyonlarca kadın, kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılıyor. Sosyal hakları yok, emekleri görünmez.
- Göçmen kadınlar: Avrupa ve diğer göç alan ülkelerde göçmen kadınlar en ağır işlerde çalıştırılıyor, en düşük ücretleri alıyor, en çok sömürülenler onlar oluyor.
- Akademisyen, mühendis, doktor kadınlar: Erkek meslektaşlarından daha düşük maaş alıyor, daha fazla mobbinge uğruyor, terfi ettirilmiyorlar.
- Ev kadınları: Ücretsiz emeğin en büyük yükünü taşıyorlar ama kapitalist sistem onları ‘çalışmıyor’ sayıyor.
Şimdi tekrar soralım: Hangi kadın emekçi değil?
Tarih ve Mücadele: 8 Mart Kimindir?
8 Mart’ın kökeni, 1857’de New York’ta greve giden dokuma işçisi kadınlara dayanır. Ancak bu tarih, yalnızca işçi kadınların mücadelesi olarak kalmamış, yüzyıllar içinde kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasi eşitlik mücadelesinin bir parçası olmuştur.
Bu yüzden, 8 Mart’ı sınırlamaya çalışanlara, kadınları bölmeye kalkışanlara, emeği sadece ücretli çalışmayla tanımlayanlara net bir yanıt vermek gerekiyor:
Dünyada emekçi olmayan kadın yoktur!
Ve bu yüzden 8 Mart, dünya kadınların günüdür, tüm kadınlara kutlu olsun.



