Bern Kadın Dayanışması’nın (Frauen* Solidaritat Bern – FSP) çağrısıyla İsviçre’nin Bern şehrinde yanyana gelen kadınlar Türkiye’de son süreçte artan kadın, LGBTİ+ ve çocuk katliamlarına, taciz ve tecavüzlerine tepki göstererek “Türkiye’de, İsviçre’de ve her yerde kadın cinayetlerine son!” dediler.
Bern Ni Una Menos Meydanında (Hirschengrabenplatz) biraraya gelen kadınlar Erdoğan iktidarında erkek şiddetinin cezasız ya da hafif cezalı bırakılarak kadınlara, LGBTİ+lara ve çocuklara yönelik saldırıların önünün açıldığını belirttiler.
Ancak bir diktatörün sahip olabileceği yetkilerle bir gecede İstanbul Sözleşmesinden çekilen Erdoğan iktidarında erkek şiddetinin yüzde bin 400 arttığını belirten Bern Kadın Dayanışması, İstanbul sözleşmesine geri dönülmesi ve uygulanması için mücadeleyi ve dayanışmayı yükselteceklerini dile getirdi.

Kadın cinayetlerinin sadece Türkiye’de değil, İsviçre’de, Avrupa’da ve tüm dünyada arttığına dikkat çeken FSB, tüm kadınları patriarkal politikalara karşı örgütlü mücadeleye çağırdı.
Bern Kadın Dayanışması’nın (Frauen* Solidaritat Bern – FSP) eylemde Almanca ve Türkçe olarak okuduğu basın metninin tamamı şöyle:
Hayatlarımızdan kaygılıyız, kadın cinayetlerine karşı öfkeliyiz!
Türkiye’de kadınlar, LGBTİ+lar ve kız çocukları erkekler tarafından canice katlediliyorlar, taciz ve tecavüz ediliyorlar. Dünyanın her yerinde bizler erkek ve devlet şiddetiyle karşı karşıyayız ancak bu dönem Türkiye’de yaşayan kız kardeşlerimiz daha büyük tehlikeyle yüz yüzeler!
Son bir ayda 2 yaşında bir bebek, 9 yaşında bir kız çocuğu, 19 yaşında iki genç kadın vahşice katledildiler. 2024’ün Ekim ayına kadar olan zaman diliminde 300’ü geçen kadın cinayeti ve 186 şüpheli kadın ölümü yaşandı. 21 yıldır iktidarda olan Erdoğan yönetiminde kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı.
Biliyoruz, kadın cinayetleri sadece Türkiye’de değil, İsviçre’de, Avrupa’da dünyanın her yerinde artmış durumda. İsviçre’de bu yıl 14 kadın erkekler tarafından katledildi. Bunlardan son ikisinin biri 29 diğeri 82 yaşındaydı ve kocaları tarafından katledildiler.
Türkiye’de kadın cinayetlerinde yaşanan artışın en büyük sebebi faillerin cezasız bırakılması ya da hafif cezalarla yeniden serbest bırakılmasıdır. Özellikle son dönemde pek çok kadın katili, tacizci, tecavüzcü erkek yargılandıkları mahkemelerce serbest bırakıldılar ya da hafif cezalara çarptırıldılar.
Erkek şiddetinin cezasız bırakılmasının ardında siyasal islamcı ve faşist iktidarın erkek egemen zihniyeti yatıyor. Yasaları, yargıyı, toplumsal hayatı bizlerin ikinci sınıf olarak algılandığı bir biçimde düzenliyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ancak bir diktatörün sahip olabileceği yetkilerle bir gecede aldığı kararlar, binlerce kadının hayatına mal oluyor.
Erdoğan’ın 2021 yılında İstanbul Sözleşmesinden çıkma kararı almasının ardından kadınlara ve LGBTİ+lara yönelik şiddette büyük bir artış yaşandı. Erkek şiddetini önleyici yasaların uygulanmaması sonucu pek çok kadın, LGBTİ+ ve kız çocuğu yaşamını yitirdi. İstanbul Sözleşmesinden çıkmış, kadınların mücadele ederek kazandığı hakları geriletmeye çalışan bir Türkiye kadınlar, LGBTİ+lar ve kız çocukları için daha güvensiz durumda.
Biz Yurtdışında yaşayan kadınlar olarak Türkiye’deki kız kardeşlerimiz için kaygılı, kadın cinayetlerine karşı öfkeliyiz! Susmanın suça ortak olmak anlamına geldiğini bilerek susmuyoruz, sessiz kalmıyoruz ve var gücümüzle bağırıyoruz: Jin, Jiyan, Azadi! Kadın Yaşam, Özgürlük!
Bern Kadın Dayanışması
Açıklamanın Almancası

Wir besorget um unser Leben, und wir sind wütend über die Femizide!
In der Türkei werden Frauen, LGBTI+ und Mädchen von Männern grausam ermordet, belästigt und vergewaltigt. Weltweit sind wir mit männlicher und staatlicher Gewalt konfrontiert, aber insbesondere unsere Schwestern in der Türkei sind in dieser Zeit mit einer noch grösseren Gefahr konfrontiert!
Allein im letzten Monat wurden ein zweijähriges Baby, ein neunjähriges Mädchen und zwei 19-jährige Frauen brutal ermordet. Bis Oktober 2024 gab es mehr als 300 Femizide und 186 verdächtige Todesfälle von Frauen. In den 21 Jahren, in denen Erdoğan an der Macht war, ist die Zahl der Femizide um 1400 Prozent gestiegen.
Wir wissen, dass die Femizide nicht nur in der Türkei, sondern auch in der Schweiz, in Europa und weltweit zunehmen. In der Schweiz wurden in diesem Jahr 14 Frauen von Männern ermordet. Die beiden letzten Opfer waren 29 und 82 Jahre alt und wurden von ihren Ehemännern getötet.
Der Hauptgrund für den Anstieg der Femizide in der Türkei ist die Straflosigkeit der Täter oder deren Freilassung nach milden Strafen. In letzter Zeit wurden viele Frauenmörder, Belästiger und Vergewaltiger vor Gericht freigesprochen oder nur zu geringen Strafen verurteilt.
Hinter der Straffreiheit für männliche Gewalt steht die patriarchale Mentalität der islamistischen und faschistischen Regierung. Sie gestalten Gesetze, die Justiz und das gesellschaftliche Leben so, dass wir als Bürgerinnen zweiter Klasse behandelt werden. Die Entscheidungen von Präsident Erdoğan, der sich wie ein Diktator verhält und seine Befugnisse missbraucht, kosten Tausenden Frauen das Leben.
Seit Erdoğan 2021 den Austritt aus der Istanbul-Konvention beschlossen hat, hat die Gewalt gegen Frauen und LGBT+ massiv zugenommen. Durch die mangelnde Umsetzung von Gesetzen zur Verhinderung männlicher Gewalt haben viele Frauen, LGBT+ und Mädchen ihr Leben verloren. In einem Land wie der Türkei, das sich aus der Istanbul-Konvention zurückgezogen hat und versucht, die durch den Kampf der Frauen errungenen Rechte zurückzunehmen, ist es für Frauen, LGBTI+-Personen und Mädchen noch unsicherer geworden.
Wir Frauen im Ausland sind besorgt um unsere Schwestern in der Türkei und wütend über die Femizide! Wir wissen, dass Schweigen Mitschuld bedeutet, deshalb schweigen wir nicht, wir bleiben nicht stumm und rufen mit aller Kraft: Jin, Jiyan, Azadî! Kadın, Yaşam, Özgürlük! Frauen, Leben, Freiheit!
Frauen*Solidarität Bern – FSB













