Taraftar Michel Kuka Mboladinga’nın maç boyunca ayakta durarak gerçekleştirdiği ritüel, sömürgeciliğe karşı mücadelenin simge isimlerinden Patrice Lumumba’ya saygı duruşu niteliği taşıyor.
ABD’nin Boston kentinde, FIFA Fan Festivali (Taraftar Festivali) kapsamında kurulan alanda bir araya gelen futbolseverler, 2026 FIFA Dünya Kupası’nın K Grubu ilk maçı olan Portekiz ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasında dün (17 Haziran) oynanan karşılaşmayı dev ekrandan takip etti.
Maçın sonunda Demokratik Kongo Cumhuriyeti, turnuva tarihindeki ilk golünü atarak ilk puanını elde etti.
Maçın en çok dikkat çeken anlarından biri ise 90 dakika boyunca hiç kıpırdamadan ayakta duran taraftar Michel Kuka Mboladinga’nın görüntüleri oldu.
Kongo Milli Takımı’nın en tanınmış taraftarı Mboladinga, maç boyunca heykel gibi hareketsiz durması ve bakışlarını bir an olsun bozmamasıyla tanınıyor. Bu ritüel, 1961 yılında suikastla öldürülen ülkenin ilk başbakanı Patrice Lumumba’ya adanmış bir saygı duruşu.
Taraftarların ona verdiği “Lumumba Vea” lakabı da buradan geliyor, anlamı, “Lumumba yaşıyor.”
Şık takım elbiseleri ve Lumumba’ya olan fiziksel benzerliğiyle dikkat çeken Mboladinga, geçtiğimiz hafta yaptığı bir telefon görüşmesinde, eylemini, “Hareketsiz duruyorum çünkü bunun takıma manevi dayanıklılık kazandırdığına inanıyorum. Lumumba ülkemiz için hayatını kaybetti. Benim yaptığım ise bu takıma duyduğum sevgi düşünüldüğünde, ödenmesi gereken küçük bir bedel,” diye tanımladı.
Mboladinga’nın görevi o kadar önemli görülüyor ki, bunu yerine getirebilmesi için bizzat Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi devreye girdi.
Sosyal medya fenomenine dönüştü
49 yaşındaki Mboladinga’nın ünü, 2025 Afrika Uluslar Kupası sırasında kıta sınırlarını aştı.
Fas’taki turnuvada Kongo’nun her maçında, başkent Kinşasa’daki Lumumba heykelinin pozunu taklit ederek sağ kolunu havaya kaldırdı ve maç sonuna kadar kıpırdamadan bekledi.
Takımı uzatmalarda Cezayir’e elendiğinde ise gözyaşlarına hâkim olamayarak çevresindeki taraftarların kollarına yığıldı. Görüntüler sosyal medyada milyonlarca kez izlendi.
Hayranlarının zaman zaman “Lumumba’nın torunu” diye seslendiği Mboladinga, şimdi Lumumba’nın mirasını ABD’ye taşımaktan gurur duyduğunu söylüyor.
Cumhurbaşkanlığı heyetine alındı
Kongo Milli Takımı, yarım yüzyılı aşkın bir sürenin ardından ilk kez Dünya Kupası’na katılırken, Mboladinga’nın ABD’ye ulaşması da en az takımın turnuvadaki yolculuğu kadar zorlu geçti.
Doğu Kongo’da etkisini sürdüren Ebola salgını nedeniyle ABD yönetimi ülkeye giriş kurallarını sıkılaştırdı. Futbolcular ve teknik ekip, ilk maç öncesinde Belçika’da karantinaya alındıktan sonra Houston’a geçebildi. Maç bileti satın alan binlerce Kongolu taraftarın ise ülkeye girişine izin verilmedi.
Oyuncular, sembol haline gelen taraftarlarını geride bırakmak istemedi. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Tshisekedi’ye başvurarak Mboladinga’nın resmî heyete dahil edilmesini sağladılar.
Kongo Futbol Federasyonu Başkanı Véron Mosengo-Omba, “Oyuncular onu çok seviyor. Mboladinga ulusal direncin ve gururun sembolü,” dedi.
Takımı ve Lumumba için
Mboladinga’nın eylemi dışarıdan kolay görünse de ciddi bir fiziksel dayanıklılık gerektiriyor. Maçlar bazen uzatma süreleriyle birlikte 100 dakikayı aşabiliyor ve onun da bu süre boyunca tamamen hareketsiz kalması gerekiyor.
Aralık ayında Benin karşısında oynanan maçın ardından neredeyse pes etmek üzere olduğunu anlatıyor: “Çok yorulmuştum.” Bu nedenle maç olmayan günlerde de antrenman yapıyor, aynı pozu 30 ila 40 dakika boyunca koruyarak kendini hazırlıyor.
Yine de planı net: Önümüzdeki hafta Atlanta’da oynanacak Özbekistan maçında tribündeki yerini almak. Burada da her zamanki gibi, dakikalar boyunca kıpırdamadan duracak. Takımı ve Lumumba için.
Patrice Lumumba hakkında
1925-1961 yılları arasında yaşamış Kongolu bağımsızlık lideri ve ülkesinin ilk başbakanı.
Kongo’nun Belçika sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazanmasında en önemli siyasi figürlerden biri olarak kabul ediliyor.
Ülkesi 1960 yılında bağımsızlığını kazandıktan kısa süre sonra başbakan oldu. Ancak görevi çok kısa sürdü. Ülke içinde artan siyasi krizler, ordu isyanları ve Soğuk Savaş döneminin küresel rekabetinden dolayı büyük baskı gördü. Özellikle ABD ve Belçika’nın sömürgeci etkisinin arttığı süreçte görevden uzaklaştırıldı.
1961 yılında Katanga bölgesinde öldürüldü. Ölümü, uzun yıllar boyunca hem Belçika’nın sömürge geçmişi hem de Soğuk Savaş müdahaleciliği bağlamında travmatik bir olay olarak tarihe geçti. Daha sonra Belçika, suikasttaki “ahlâki sorumluluğunu” kabul etti.
Lumumba bugün Afrika’da ve dünyada sömürgeciliğe karşı mücadelenin, bağımsızlık ideallerinin ve anti-emperyalist hareketlerin simge isimlerinden biri olarak anılıyor. Hem konuşmaları hem de kısa süren liderliği, onu bir “ulusal kahraman” ve tarihsel figür hâline getirdi.
Kaynak: Bianet



