2026 FIFA Dünya Kupası, ABD, Kanada ve Meksika’nın ortak ev sahipliğinde sürerken, turnuva daha ilk maçlardan itibaren saha dışındaki tartışmalarla gündeme geldi.
ABD’nin göç ve güvenlik politikaları nedeniyle ortaya çıkan vize engelleri, bazı futbolcuların, hakemlerin, görevlilerin, gazetecilerin ve taraftarların turnuvaya erişimini zorlaştırdı. Spor kamuoyunda yükselen eleştiriler, Dünya Kupası’nın evrensellik iddiası ile ev sahibi ülkelerin sınır politikaları arasındaki gerilimi yeniden görünür hale getirdi.
Somalili hakem vakası uluslararası tartışmaya dönüştü
Tartışmaların merkezinde Somalili FIFA hakemi Omar Abdulkadir Artan yer alıyor. Afrika Futbol Konfederasyonu (CAF) tarafından 2025 yılında yılın hakemi seçilen Artan, Dünya Kupası tarihinde görev yapacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanıyordu.
Ancak ABD’ye giriş yapmak üzere Miami’ye ulaştığında saatler süren sorgulamanın ardından ülkeye alınmadı. FIFA daha sonra Artan’ın Dünya Kupası hakem kadrosundan çıkarıldığını açıkladı. ABD makamları kararı “güvenlik incelemesi” ve “ek değerlendirme” gerekçeleriyle savundu. Somali makamları ve futbol çevreleri ise Artan’ın geçerli vizesi ve FIFA akreditasyonu bulunduğunu belirterek karara tepki gösterdi.
Olay uluslararası basında geniş yankı bulurken, UEFA ve CAF daha sonra Artan’ı UEFA Süper Kupa Finali’ne atayarak destek mesajı verdi. Birçok yorumcu, bunun aynı zamanda ABD kararına karşı sembolik bir yanıt niteliği taşıdığını değerlendirdi.
İran heyetine yönelik kısıtlamalar daha önce de gündeme gelmişti
Dünya Kupası sürecindeki tartışmalar yalnızca Somali ile sınırlı değil. ABD’nin uyguladığı seyahat kısıtlamaları ve güvenlik prosedürleri nedeniyle İran Futbol Federasyonu yöneticilerinin ve bazı görevlilerin vize sorunları yaşadığı daha önce de gündeme gelmişti.
İran basını ve uluslararası medya kuruluşları, Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında bazı federasyon yetkililerinin ABD’ye giriş izni alamadığını, bunun da FIFA ile Washington arasında diplomatik temaslara neden olduğunu aktardı. İran Futbol Federasyonu zaman zaman bu uygulamaların sporla ilgisi olmadığını ve siyasi nitelik taşıdığını savundu.
Taraftarlar için de eşit olmayan bir turnuva mı?
İnsan hakları örgütleri ve göç politikaları üzerine çalışan araştırmacılar, Dünya Kupası’nın yalnızca takımlar ve görevliler açısından değil, taraftarlar açısından da ciddi eşitsizlikler ürettiğine dikkat çekiyor.
Özellikle Afrika, Ortadoğu ve Karayipler’den gelen taraftarlar için yüksek vize ücretleri, uzun güvenlik soruşturmaları ve ret oranlarının önemli bir engel oluşturduğu belirtiliyor. Haiti, Somali, Sudan, İran ve bazı Afrika ülkelerinden gelecek futbolseverlerin turnuvaya erişiminin Batılı ülkelerden gelen taraftarlara kıyasla çok daha zor olduğu yönünde eleştiriler bulunuyor.
Göç çalışmaları alanında faaliyet yürüten kuruluşlar, küresel spor organizasyonlarının giderek daha fazla “hareket özgürlüğü ayrıcalığına sahip ülkelerin vatandaşlarına açık etkinliklere” dönüştüğü uyarısında bulunuyor.
FIFA’nın çelişkisi
Yaşananlar FIFA’nın uzun süredir arkasına sığındığı “futbol herkese aittir” söylemini de tartışmaya açtı.
FIFA, ev sahibi ülkelerin göç ve sınır politikaları üzerinde doğrudan yetkisi bulunmadığını belirtirken, eleştirmenler dünyanın en büyük spor organizasyonunu düzenleyen kurumun katılımcıların erişimini garanti altına almak konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunuyor.
Uluslararası spor hukukçularına göre bir Dünya Kupası’nın ev sahibi belirlenirken yalnızca stadyumlar ve ekonomik kapasite değil, katılımcıların serbest dolaşım hakkını etkileyen politikaların da değerlendirilmesi gerekiyor.
Futbolun evrenselliği ile sınır rejimleri arasındaki gerilim
2026 Dünya Kupası etrafında yaşanan tartışmalar, sporun siyasetle ilişkisine dair eski bir soruyu yeniden gündeme taşıyor: Futbol gerçekten herkes için mi?
Milyarlarca insanın ortak tutkusu olan futbol, bir yandan ulusal sınırları aşan küresel bir kültür yaratırken, diğer yandan bu kültürün kapitalist – emperyalist endüstriyel futbol anlayışına teslim edilmesi eleştiriye konu oluyor. Dünya Kupası sahalarında “küresel birlik” mesajları verilirken, havaalanlarında ve sınır kapılarında farklı pasaportlara sahip insanlar farklı muamelelere tabi tutuluyor.
Somalili hakem Omar Artan’ın yaşadıkları, bu çelişkinin en görünür örneklerinden biri olarak kayda geçti. Tartışma yalnızca bir hakemin turnuvaya katılamaması değil; küresel sporun, giderek endüstrileşen karakteri karşısında ne kadar “halk sporu” kimliğinin korunabileceği sorusunu da gündeme getiriyor.
Dünya Kupası devam ediyor. Ancak futbolun gerçekten ne kadar “dünya kupası” olduğu sorusu, sahadaki sonuçlardan bağımsız olarak tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.



