İsviçre Federal İstatistik Ofisi’nin (BFS) yayımladığı son veriler*, ülkenin güçlü ekonomisi görünümünün altında derin sosyal eşitsizlikleri ortaya koyuyor. İstihdam edilen kişi sayısındaki artışa rağmen işsizlik oranının yükselmesi, özellikle gençler ve göçmen işçiler açısından alarm verici bir tablo çiziyor.
Kapitalizmin “esnek” işgücü politikası
2025’in ilk çeyreğinde İsviçre’de istihdam edilen kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 artarken, işsizlik oranı yüzde 4,7’ye yükseldi. İşin garibi, ekonomik büyüme ile istihdam artışının eş zamanlı olarak işsizliği düşürmemesi, İsviçre kapitalizminin “esnek işgücü” politikalarının sonucunu gözler önüne seriyor. Kısmi süreli, geçici ve düşük ücretli işler artarken, özellikle gençler ve göçmenler iş bulmakta zorlanıyor.
Gençler ve göçmenler: işgücü piyasasının kırılganları
15–24 yaş arası genç işsizliği yüzde 8’e çıkmış durumda. Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde seyreden bu oran, gençlerin işgücüne girişteki zorluklarını ve sermayenin ucuz işgücü ihtiyacına göre konumlandırıldığını gösteriyor.
Göçmen işçilerin durumu daha da ciddi: AB/EFTA ülkelerinden gelenlerde işsizlik yüzde 6,7, üçüncü ülkelerden gelenlerde ise yüzde 12,2. Bu veriler, göçmen emeğinin İsviçre kapitalizmi içinde marjinalize edildiğini ve kriz zamanlarında en ağır faturayı ödediğini ortaya koyuyor.
Kadın-erkek ve eğitim farkları
Erkeklerde işsizlik oranı yüzde 4,2’den yüzde 4,9’a yükselirken, kadınlarda yalnızca yüzde 4,4’ten yüzde 4,5’e çıktı. Kadın işgücü erkeklere göre daha istikrarlı görünse de bu durum uzun süreli eşitsizliklerin örtbas edilmesine hizmet ediyor.
Eğitim seviyesi yükseldikçe işsizlik oranı azalıyor. Ancak yükseköğretim mezunları arasında bile işsizlik yüzde 3,4’ten yüzde 3,7’ye yükseldi. Bu durum, kapitalizmin bilgi ekonomisine yaptığı vurgunun sınıfsal eşitsizlikleri gidermediğini gösteriyor.
Yarı Zamanlı Çalışma ve Kadın Emeği
İsviçre’de yarı zamanlı çalışma (çalışma süresi oranının yüzde 90’ın altında olması) önemli ölçüde yaygınlaşmış durumda. 1990’ların başında çalışanların dörtte biri bu şekilde çalışırken, bugün üçte birinden fazlası yarı zamanlı çalışıyor.
Kadınların işgücüne katılımı artarken, çalışma koşulları ve gelir eşitsizlikleri derinleşiyor. 2024 yılı verilerine göre yarı zamanlı çalışanların yüzde71,8’ini kadınlar oluşturuyor (1.345 milyon kadın, 528.000 erkek). Bu çalışma biçimi kadınlar arasında (yüzde 58,7) erkeklerden (yüzde 20,5) üç kat daha yaygın. Yarı zamanlı çalışmanın başlıca nedeni çocuk bakımı ve diğer patriyarkal angaryalar olarak öne çıkıyor.
Bu tabloya kadınların hala eş değer işe eşit ücret alamadığını eklediğimizde, kapitalist işgücü piyasasında kadın emeğinin esnek ve düşük ücretli çalışmaya yönlendirildiğini, patriyarkanın kadınlar üzerindeki baskısını sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koyuyor.
Uzun süreli işsizlik ve alt-çalışma: Krizin görünmeyen yüzü
İşsizlerin içinde, bir yıldan fazla süredir işsiz olanların oranı yüzde 34,1’den yüzde 33,0’a düşerken, işsizlik süresi 164 günden 189 güne çıktı.
Yaklaşık 1,9 milyon kişi kısmi süreli çalışırken, bu grubun içinde hemen çalışmak isteyen ve ek iş arayan “alt-çalışanlar” oranı yüzde 5,2 olarak kaydedildi.
Sonuç: Kriz ve örgütlenme ihtiyacı
İsviçre ekonomisi görünürde güçlü olsa da sermayenin işçiyi esnek ve ucuz işgücü olarak kullanması işsizlikteki artışı ve sosyal eşitsizlikleri derinleştiriyor. Gençler ve göçmenler, ucuz işgücü olarak sermayenin ihtiyaçlarına göre iş piyasasına yerleştiriliyor. Bu durum ise özellikle göçmen ve genç işçilerin haklarını savunan düzenlemelerin önünde yapısal engel oluşturuyor.
Bu tablodan işçi ve göçmen hareketleri için çıkan mesaj ise daha güçlü örgütlenme ve mücadeleyi yükseltme oluyor elbette.
19.08.2025
* Schweizerische Arbeitskräfteerhebung im 2. Quartal 2025: Arbeitsangebot



