fbpx

Sachsen-Anhalt’ta AfD’den tarihi sıçrama: BSW aşırı sağla konu bazlı işbirliğine kapı açtı

Paylaş

Almanya’nın Sachsen-Anhalt eyalet seçimlerinde AfD oylarını iki kattan fazla artırarak yüzde 44’ün üzerine çıktı; 2002’den beri eyaleti yöneten CDU ise ağır bir yenilgi aldı. Seçim gecesinin bir diğer kritik gelişmesi BSW’den geldi: Parti, AfD ile koalisyon ilan etmedi ancak “Brandmauer” politikasını reddederek enerji fiyatları gibi başlıklarda AfD ile birlikte hareket edebileceğini açıkladı. İlk seçmen analizleri ise AfD’nin özellikle işçiler ve daha önce sandığa gitmeyenler arasında olağanüstü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.

Sachsen-Anhalt’ta 6 Eylül’de yapılan eyalet seçimleri, yalnız eyalet siyasetinde değil Almanya genelinde de yeni bir dönemin kapısını araladı.

Gece 22.51 itibarıyla 2 bin 660 seçim bölgesinin 2 bin 519’unda tamamlanan sayıma göre AfD yüzde 44,7 ile açık ara birinci sıradaydı. CDU yüzde 16,9 ile ikinci sıraya gerilerken SPD yüzde 9,1, Yeşiller yüzde 8,9, Die Linke yüzde 8,4 ve BSW yüzde 5,2 seviyesindeydi. FDP ise yüzde 2,5 ile barajın oldukça altında kaldı. Katılım yüzde 74,2 seviyesine ulaşarak 2021’e kıyasla yaklaşık 14 puan yükseldi. Sonuçlar haber yayına hazırlanırken henüz resmî nihai sonuç değildi.

AfD’nin yükselişinin ölçeği ise sayıların ötesinde.

Parti 2021’de Sachsen-Anhalt’ta yüzde 20,8 oy almıştı. Bu seçimde oyunu yaklaşık 24 puan artırarak iki kattan fazla büyüttü. CDU ise 2021’deki yüzde 37,1’den yaklaşık yüzde 17’ye gerileyerek oylarının yarısından fazlasını kaybetti.

Sachsen-Anhalt CDU tarafından yirmi yılı aşkın süredir yönetiliyordu. AfD ise eyalette ilk kez açık farkla birinci parti konumuna geldi.

Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın “kesinleşmiş aşırı sağcı” olarak sınıflandırdığı örgüt

Sonucun Almanya açısından taşıdığı ağırlığın bir nedeni de AfD’nin Sachsen-Anhalt teşkilatının niteliği.

Sachsen-Anhalt Eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı, AfD eyalet örgütünü 2023’ten bu yana “gesichert rechtsextremistisch” — kesinleşmiş aşırı sağcı yapılanma olarak sınıflandırıyor. Kurum, kararını parti temsilcilerinin Müslüman karşıtı, ırkçı ve antisemitik açıklamaları ile demokrasi ve insan onuru ilkelerine aykırı değerlendirmelere dayandırmıştı.

Dolayısıyla Sachsen-Anhalt’taki seçim sonucu, Almanya’da yalnızca klasik bir iktidar değişikliği tartışması yaratmıyor. Federal Almanya tarihinde, bu şekilde sınıflandırılan bir eyalet örgütü ilk kez hükümet gücüne bu kadar yaklaşmış durumda.

AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund seçim kampanyası boyunca tek başına hükümet kurmayı hedeflediğini açıkladı. Seçim gecesi de istikrarlı bir çoğunluk olmadan azınlık hükümeti kurmak istemediğini tekrarladı.

BSW’den kritik açıklama: “AfD ile yapılabilecek projeler var”

Seçim gecesinin en önemli siyasi gelişmelerinden biri BSW’nin tavrı oldu.

BSW’nin Sachsen-Anhalt baş adayı Claudia Wittig, yüklenen görüntülerde kendisine olası bir yeni koalisyon sorulduğunda partinin her başlıkta ayrı karar vereceğini söyledi.

Wittig, “AfD ile birlikte yapabileceğimizi çok iyi düşündüğümüz projeler elbette var” diyerek özellikle enerji fiyatlarını örnek gösterdi. AfD seçmenlerinin önemli bir bölümünün enerji fiyatları nedeniyle partiye oy verdiğini savunan Wittig, “Bunu AfD ile birlikte yapabilirsiniz” dedi. Ancak başka alanlarda iki parti arasında daha az ortak nokta bulunduğunu da ekledi.

BSW’li siyasetçi ayrıca partilerin AfD ile ilişkilerini kesmesini öngören “Brandmauer” — güvenlik duvarı politikasına karşı çıktı ve parlamento kararlarının konu bazlı çoğunluklarla alınmasını savundu.

Bu yaklaşım seçim gecesinde ortaya çıkmış değil.

BSW Sachsen-Anhalt, 14 Ağustos’ta açıkladığı “Magdeburger Weg” belgesinde Brandmauer politikasını açıkça “başarısız” ilan etmiş ve partilerin üzerinde uzlaşacağı partiler üstü bir başbakan ile değişken parlamento çoğunlukları önermişti. Parti eğitim, enerji, bakım, kamu güvenliği ve başka alanlarda kendisiyle aynı yönde oy kullanacak tüm seçilmiş güçlerle konu bazlı işbirliğine hazır olduğunu açıklamıştı.

Ancak bu, şu aşamada bir AfD-BSW koalisyonu anlamına gelmiyor. BSW yönetimi seçim öncesinde AfD’li Ulrich Siegmund’u başbakan seçmek için oy vermeyeceğini de açıklamıştı. Partinin önerdiği model klasik bir koalisyon yerine değişken çoğunluklarla yönetim.

Dolayısıyla seçim gecesindeki gelişmenin doğru ifadesi şu: BSW, AfD ile koalisyon ilan etmedi; ancak AfD’yi parlamento içinde sistematik olarak dışlayan Brandmauer politikasını reddediyor ve belirli konularda birlikte oy kullanmaya açık olduğunu söylüyor.

İşçilerin oyu aşırı sağa aktı

Seçim sonuçlarının Gaste Avrupa açısından üzerinde özellikle durulması gereken taraflarından biri ise işçi oyundaki büyük değişim.

ARD için çalışan Infratest dimap’ın seçim gecesi yayımlanan ilk seçmen profiline göre işçi olarak sınıflandırılan seçmenlerin yaklaşık yüzde 61’i AfD’ye oy verdi. Aynı tabloda CDU yüzde 10, Die Linke yüzde 7, BSW ve SPD yaklaşık yüzde 6 seviyesinde kaldı. Bu rakamlar resmî seçim sonucu değil, seçim gecesi yapılan temsilî seçmen araştırmasının verileri.

Bu tablo, AfD’nin artık yalnız klasik muhafazakâr veya göçmen karşıtı seçmen tabanından oy almadığını gösteriyor.

Almanya’daki geleneksel işçi partilerinin ve solun toplumsal taban kaybederken, ekonomik öfkenin önemli bölümünün aşırı sağa yönelmesi seçim sonucunun en kritik siyasal sorunlarından biri haline geliyor.

157 bin eski sandığa gitmeyen seçmeni AfD mobilize etti

AfD’nin yükselişini yalnız diğer partilerden aldığı oylar da açıklamıyor.

Infratest dimap’ın ilk seçmen geçişi analizine göre AfD yaklaşık 157 bin eski sandığa gitmeyen seçmeni kendi tarafına çekti. CDU’dan AfD’ye net yaklaşık 83 bin, FDP’den 19 bin, Die Linke’den 11 bin ve SPD’den 7 bin seçmen geçti.

Bu veri, seçim katılımındaki büyük yükseliğin AfD’ye zarar vermek bir yana, partinin büyümesinin temel kaynaklarından biri olduğunu gösteriyor.

2021’de yaklaşık yüzde 60 olan katılımın bu seçimde yüzde 74’ün üzerine çıkmasına rağmen en fazla yeni seçmen mobilizasyonunu AfD gerçekleştirdi.

Ekonomik güvencesizlik ve “terk edilmişlik” duygusu

Sachsen-Anhalt Almanya’nın ekonomik açıdan en kırılgan bölgelerinden biri.

Ağustos ayında eyalette işsizlik oranı yüzde 8,2 düzeyindeydi. Almanya genelinde bu oran yüzde 6,5’ti. Ekonomi araştırmacıları eyalette ücretlerin ve harcanabilir gelirin ülke ortalamasının altında olduğunu, nüfusun yaşlandığını ve birçok bölgede küçülmeye devam ettiğini belirtiyor.

Bu koşullar AfD’nin propaganda alanını büyüttü.

ARD’nin seçim analizinde AfD’nin artık yalnızca hükümet karşıtı protestonun adresi olmadığı; ekonomi, göç, suç ve “Doğu Almanya’nın çıkarları” gibi başlıklarda giderek daha fazla seçmen tarafından çözüm üretebilecek parti olarak görüldüğü belirtiliyor.

Buradaki siyasal çelişki açık: yıllardır ücret, sosyal güvence, kamu hizmetleri ve Doğu-Batı eşitsizliği üzerinden biriken öfke büyük ölçüde sola değil, aşırı sağa akıyor.

Bu nedenle sonucu yalnızca “ırkçılık yükseldi” diyerek açıklamak, AfD’nin toplumsal tabanını anlamaya yetmiyor. Göçmen karşıtlığı ve milliyetçilik, ekonomik güvencesizlik, siyasal temsil krizi ve Doğu Almanya’daki dışlanmışlık duygusuyla birleşiyor.

Göçmen karşıtlığı, işgücü ihtiyacıyla karşı karşıya

AfD’nin seçim kampanyasının merkezindeki başlıklardan biri göç karşıtlığıydı.

Buna karşın Sachsen-Anhalt’ın yaşlanan nüfusu ve işgücü açığı nedeniyle göçmen emeğine ihtiyaç duyan eyaletlerden biri olması önemli bir çelişki yaratıyor. İşgücü kaybı özellikle sağlık, sanayi ve çeşitli hizmet sektörlerinde büyüyen bir sorun haline geliyor.

AfD ise “remigration”, daha sert sınır dışı politikaları ve göçün sınırlandırılması gibi taleplerle bu ekonomik gerçekliğin tam karşısında bir siyaset yürütüyor.

Antifaşistler seçimden önce sokaktaydı

AfD’nin yükselişine karşı toplumsal mücadele de seçim kampanyasının önemli parçalarından biri oldu.

Seçimden bir gün önce Sachsen-Anhalt’ın çeşitli kentlerinde binlerce kişi aşırı sağa karşı sokağa çıktı. Halle’de düzenlenen antifaşist yürüyüşe polis verilerine göre 2 bin 300’den fazla kişi katıldı. Leipzig, Dresden, Jena ve Berlin’den aktivistler de yürüyüşe destek verdi.

Seçim sonuçlarının açıklanmaya başlamasının hemen ardından Frankfurt’ta da yaklaşık 2 bin kişi “aşırı sağ parlamentolardan dışarı” sloganıyla gösteri düzenledi; organizatörler katılımı 2 bin 500 olarak açıkladı.

AfD’nin tarihi seçim sonucu dolayısıyla yalnız parlamentodaki güç dengelerini değil, önümüzdeki dönemde Almanya’daki antifaşist mücadelenin yönünü de belirleyecek.

Asıl soru: Sosyal öfkeyi kim örgütleyecek?

Sachsen-Anhalt seçimleri Almanya’da uzun süredir büyüyen siyasi krizin çarpıcı bir fotoğrafını ortaya koydu.

CDU tarihî ölçekte çökerken, SPD ve Die Linke işçiler arasında eski ağırlıklarından çok uzak. AfD ise sosyal güvencesizliği, göçmen karşıtlığını, Doğu Almanya’daki hoşnutsuzluğu ve siyasal sisteme duyulan tepkiyi kendi lehine örgütleyerek eyaletin açık ara en büyük partisi haline geldi.

BSW’nin AfD ile “konu bazlı” işbirliğine kapı açması ise seçim sonrasındaki siyasal sınırların nerede çizileceği tartışmasını daha da büyütüyor.

Sachsen-Anhalt’tan çıkan sonuç bu nedenle yalnızca “AfD kazandı” biçiminde okunamaz.

Asıl mesele, işçilerin ve ekonomik olarak güvencesiz kesimlerin öfkesinin neden aşırı sağ tarafından örgütlenebildiği ve bu öfkenin ırkçılığa, milliyetçiliğe ve otoriter siyasete değil; ücret, barınma, kamusal hizmetler, eşitlik ve dayanışma mücadelesine nasıl yöneltileceği.

AfD’nin yükselişinin karşısına yalnız parlamentodaki bir “Brandmauer” değil, bu toplumsal zemine müdahale edebilecek örgütlü bir emek ve antifaşist mücadele çıkmadıkça Sachsen-Anhalt’taki sonuç Almanya’nın başka bölgeleri için de bir uyarı olmaya devam edecek.