Bu mücadeleyi var eden tüm kadınlara, tarihten bugüne direnenlere, bugün sokakta sesini yükseltenlere teşekkür borçluyuz. Ve 8 Mart yalnızca bir gün değil, bizim için bir yaşam biçimi.
Bir kadın olarak kendime defalarca bu soruyu sordum: Feminist olmak tercih mi, zorunluluk mu?
Bugün geldiğim noktada cevabım net, evet, zorundayım.
Çünkü kadın olarak doğduğumuzda bu dünyada çok fazla engel ve baskı ile karşılaşıyoruz.
Bu farkındalık bir günde oluşmuyor. Ben de önce sistemin bana sunduğu cinsiyetçi hayatı yaşadım. Ta ki bazı şeylerin yanlış olduğunu fark edene kadar. O an feminizmle tanıştım.
Hayatıma dokunan güçlü kadınlar sayesinde dönüşmeye başladım. Öğrendim ki, feminizm sadece bir kelime değil, bir bilinç sıçraması, bir mücadele alanı, bir yaşam biçimi.
“Erkeklere kendinizi ezdirmeyin”
Büyüdüğüm ortamda annem kızlarına hep güçlü olmayı öğretti. “Erkeklere kendinizi ezdirmeyin!” derdi. O da kendi hayatında çok fazla zorluk yaşamış bir kadındı. Kızları için yapmayacağı hiçbir şey yoktu. Kendisini ezen, sömüren kocasını boşamamak dışında!

Annemin Alevi olduğunu öğrendiğimde, köyüne gittim. 25 yaşımdaydım ve o zaman anladım sadece kadın olmak değil, kimliğimizin de bize yüklediği baskı var. Hem toplumsal cinsiyetle hem de kimliğimizden dolayı yaşatılan baskıyla, ayrımcılıkla uğraşmak zorunda kalmak… Oysa kimliğimizi gizliyorduk. Ne ağır bir yük değil mi? Hem Kürtsün hem de Alevi. Ama bizler Müslüman bir ailede büyüdük. Kimlik sorunu ayrı bir konu, o başka bir yazının konusu olsun.
Asıl konumuz feminist olmak. Feminist olmak kadınları sadece ezilen bir grup olarak görmekten fazlasıdır. Kadınların eşitliği sadece toplumsal cinsiyetle ilgili değil, bir kurtuluş meselesi. Neden kurtuluş? Erkeklerin baskısı, şiddeti ve sömürüsünden kurtuluş.
Kurtuluş için feminist bilinç gerekli kadınlara. Feminist bilinç biz kadınların erkekler tarafından emeğimize, bedenimize, kimliğimize el konduğunun farkında olmaktır. Ve bunun politik olduğunu kadınlarla paylaşmak, bunun politikasını birlikte üretmektir.
Kadınların yeri ev olamaz
Kadınlar için ekonomik bağımsızlık önemli. Çünkü kapitalist sistem kadınların esas yerinin eviçi olduğunu kabul eder. Ve kadınların ücretlerini erkeklerden daha düşük tutar. Mesela Avrupa’da kadınlar erkeklerden yüzde 20 oranında daha düşük ücret kazanıyor. Ücretler arasındaki bu fark kadınları erkeklerden daha yoksullaştırıyor. Kadınlar çalışırken erkeklerden daha düşük ücret aldıkları için emekli olduklarında da erkeklerden daha düşük emekli aylığına mahkum olurlar. Düşük ücretle çalışma ve ücretli alanda çalışmama, çocuk doğurma, annelik, evlenmek, erkeğe karı olmak, yuva kurmak gibi gerekçelerle ücretli alanda çalışmayan kadınlar yazık ki erkeklere bağımlı yaşamak zorunda kalıyorlar. Kapitalizmin kadınları daha çok sömürmesinin nedeni kadınların yeri aile diyen patriyarkal sistem.

Patriyarka (erkek egemen sistem) bizi ikinci planda tutuyor, erkekler emeğimizi sömürüyor ve bizi kendi belirledikleri sınırlı roller içine sıkıştırıyor. Ücretli alanda çalışsak da, diplomalarımız olsa da, kariyer yapsak da patronlar ve erkekler için ev kadını, anne, eş, karı olmak bizlerin birinci görevi olarak kabul ediliyor. Mühendislik diploması olan erkek işe başvurunca asla baba olarak görülmez ama mühendislik diploması olan kadın anne adayı olarak görülür.
Erkek şiddeti her yerde
Kadınlar en çok evde erkek şiddeti ve baskı altında tutulur ama işyerinde de her türlü erkek şiddetini yaşar. Şefler, patronlar, erkek iş arkadaşları… Kadınsanız her alanda bu baskı ile karşı karşıya kalırsınız. Milletvekili kadın da, tekstil işçisi kadın da, patron kadın da erkek şiddetinden kurtulmuş değil. Erkek şiddetine uğramak için kadın olmak yeterli.

Kadın emeğinin sömürüsü açısından feminist mücadele esasen patriyarkaya karşı verilen mücadeledir ama ücretli alandaki eşitsizlikler ve baskı nedeniyle kapitalizme karşı mücadele edilir. Çünkü kapitalizm patriarkal sistemin ikincilleştirdiği kadınların bu durumunu emek sömürüsünde kendi lehine çevirir.
Kadınların özgürleşmesi, kurtuluşu patriarkal sistemin sona ermesi ile mümkün. Bu yüzden kadınlar bir araya geldikçe, feminist mücadele güçlenecek, bu değişim güçlenerek sürecek.
Sistemi değiştirmek, sadece kadınların değil, tüm toplumun özgürleşmesi için önemli bir adım. Ve evet feminist devrim harika olacak! Kocalara külahı ters giydireceğiz, eksik etek diye küçümsedikleri kadınların birlikte ulaştıkları gücü göstereceğiz onlara!
Kadınların birlikteliği güven verici ve güçlendirici. Günün sonunda çok keyifli olacak. Ne de olsa kadınlar yan yana oldukça patriyarka kaybedecek!
Bu mücadeleyi var eden tüm kadınlara, tarihten bugüne direnenlere, bugün sokakta sesini yükseltenlere teşekkür borçluyuz. Ve 8 Mart yalnızca bir gün değil, bizim için bir yaşam biçimi.
5 Mart 2025



