Kürt-Norveçli yönetmen Halkawt Mustafa’nın, IŞİD’e karşı savaşan Kürt kadınlarından ve cephede tanıştığı bir kadın Peşmerge keskin nişancısından esinlenerek çektiği “No Paradise If You Are Killed by a Woman”, 7 Eylül gecesi 83. Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptı. Kürtçe çekilen film, kayıp kız kardeşini bulmak için Musul’a dönen Vyan’ın hikâyesi üzerinden IŞİD’in kadınlara yönelik şiddetini, savaşın travmasını ve Kürt kadınlarının silahlı direnişini anlatıyor. Film aynı zamanda Irak’ın 2027 Oscarları için resmi adayı seçildi.
Kürt kadınlarının IŞİD’e karşı mücadelesini merkezine alan “No Paradise If You Are Killed by a Woman”, 7 Eylül gecesi Venedik Film Festivali’nin en büyük salonlarından Sala Grande’de seyirciyle buluştu.
Halkawt Mustafa’nın yazıp yönettiği 110 dakikalık film, festivalin resmi Venice Open – Yarışma Dışı bölümünde gösteriliyor. Başrolde Kürt oyuncu Avan Jamal, Norveçli oyuncu Thorbjørn Harr ile birlikte yer alıyor. Venedik Bienali filmi Norveç ve Irak Kürdistanı yapımı olarak listeliyor ve filmin ana dilini Kürtçe olarak belirtiyor.
Film 11 ve 12 Eylül’de Venedik’te yeniden gösterilecek.
Kayıp kız kardeşini aramak için Musul’a dönüyor
Filmin merkezinde Vyan adlı Kürt bir kadın keskin nişancı bulunuyor.
Vyan, 2014’te IŞİD saldırılarının ortasında ailesini kaybediyor ve küçük kız kardeşinden koparılıyor. Yaşadığı şiddetten kurtulduktan sonra kadın Peşmerge güçlerine katılıyor. Yıllar sonra kız kardeşinin hâlâ hayatta ve Musul’da olabileceğini öğrendiğinde yeniden savaş bölgesine dönüyor.
Ancak film yalnızca bir kurtarma operasyonu anlatmıyor.
Venedik Festivali’nin resmi tanıtımında Vyan’ın yolculuğu, hem kız kardeşini arama hem de yıllardır bastırmaya çalıştığı savaş travmasıyla yeniden karşılaşma olarak tarif ediliyor.
Film böylece IŞİD döneminin kadınlara yönelik sistematik şiddetini yalnız mağduriyet üzerinden anlatmak yerine, hayatta kalan ve karşı koyan bir Kürt kadını hikâyenin öznesi haline getiriyor.
Halkawt Mustafa: “Karanlığa boyun eğmeyen kadınları onurlandırmak istedim”
Filmin doğrudan beslendiği yer de bu mücadele.
Halkawt Mustafa, 2014 yılında IŞİD’e karşı savaş sürerken cephede Kürt kadın savaşçılarla karşılaştığını anlatıyor. Yönetmen, korku ve kayıpla birlikte yaşayan ancak mücadeleden vazgeçmeyen bu kadınların kendisinde kalıcı bir iz bıraktığını söylüyor.
Venedik Bienali için yaptığı açıklamada Mustafa, filmi yalnız IŞİD dönemindeki kadın savaşçılara değil, “kuşaklar boyunca onurları, özgürlükleri ve var olma hakları için mücadele eden Kürt kadınlarına” adadığını belirtiyor. Kendisi de Irak Kürdistanı’nda doğup çocukken Norveç’e göç eden Mustafa, Vyan’ın hikâyesinde kendi sürgün ve yurt kaybı deneyiminin de bulunduğunu ifade ediyor.
Film, yönetmenin bir kadın Peşmerge keskin nişancısıyla yaptığı karşılaşmadan esinleniyor. Çekimlerin bir bölümü de savaşın ağır yıkım yaşattığı Musul’da gerçekleştirildi.
Bu nedenle Vyan bire bir belirli bir kişinin biyografisi olarak değil, IŞİD’e karşı savaşan Kürt kadınlarının deneyimlerinden beslenen kurmaca bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
Filmin adı ne anlama geliyor?
Filmin İngilizce adı “No Paradise If You Are Killed by a Woman.”
Türkçeye doğru karşılığı:
“Bir kadın tarafından öldürülürsen cennet yok.”
Bazı Türkçe paylaşımlarda başlık, anlamı tersine çevrilerek “Bir kadını öldürürsen cenneti göremezsin” biçiminde aktarılıyor. Filmde kastedilen bu değil.
Başlık, bazı IŞİD mensuplarına atfedilen bir kadın tarafından öldürülmeleri halinde şehit sayılmayacakları ve cennete gidemeyecekleri yönündeki inanca gönderme yapıyor. Filmin anlatısında kadın savaşçıların IŞİD mensupları üzerinde yarattığı psikolojik korku da bunun üzerinden kuruluyor.
Bu iddia İslam’ın genel veya tartışmasız bir dini öğretisi olarak değil, IŞİD mensuplarına atfedilen savaş dönemi inancı ve propagandası olarak anlaşılmalı.
Tam da bu nedenle filmin adı politik bir tersine çevirme taşıyor: IŞİD’in kadınları köleleştirmeye ve görünmezleştirmeye çalıştığı savaşta, aynı kadınlar örgütün savaşçıları açısından korkunun simgesine dönüşüyor.
Kadınlar yalnız IŞİD’in kurbanları değildi
2014’te IŞİD’in Irak ve Suriye’de ilerlemesi özellikle kadınlar üzerinde korkunç sonuçlar yarattı. Êzidî kadınların kaçırılması, köleleştirilmesi ve cinsel şiddete maruz bırakılması örgütün uyguladığı sistematik şiddetin en ağır örneklerinden biriydi.
Ancak bu dönemin anlatısında çoğu zaman ikinci bir gerçek geri plana itildi:
Kürt kadınları yalnız saldırının hedefi olmadı. IŞİD’e karşı savaşan güçlerin içinde de yer aldılar.
Mustafa’nın filmi tam olarak bu noktaya müdahale ediyor.
Screen Daily’nin Venedik’teki ilk değerlendirmesi de filmi, IŞİD yönetiminin vahşeti kadar ona karşı savaşan kadın Peşmergelerin rolünü görünür kılan kadın merkezli bir savaş filmi olarak değerlendiriyor. Eleştiride Avan Jamal’ın Vyan performansı ve filmin savaş sahneleri özellikle öne çıkarılıyor.
Film eleştirmenlerden tamamen kayıtsız şartsız övgü almıyor. Bazı değerlendirmeler yapımın klasik aksiyon ve intikam filmi kalıplarına fazla yaslandığını söylüyor. Buna rağmen filmin erkek kahramanların hâkim olduğu savaş sinemasında Kürt bir kadın savaşçıyı merkeze taşımasının ayırt edici olduğu konusunda ortak bir vurgu var.
Venedik’ten Oscar yarışına
Filmin uluslararası yolculuğu Venedik’le sınırlı kalmayacak.
Irak Ulusal Oscar Seçim Komitesi, “No Paradise If You Are Killed by a Woman”ı oybirliğiyle Irak’ın 99. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film kategorisindeki resmi adayı olarak seçti.
Bu karar filmin Venedik prömiyerinden yalnız birkaç gün önce açıklandı.
Böylece Kürtçe çekilmiş, merkezine bir Kürt kadın savaşçıyı alan ve IŞİD’in 2014 saldırılarının bıraktığı yaralara dönen film, hem dünyanın en önemli sinema festivallerinden birinde gösterime girdi hem de Irak adına Oscar yarışına gönderildi.
IŞİD’in kadına biçtiği yere karşı başka bir hikâye
Gaste Avrupa açısından filmin dikkat çekici tarafı yalnızca bir Kürt yönetmenin Venedik’e gitmesi ya da filmin Oscar adaylığı değil.
Asıl mesele hikâyenin kimin gözünden anlatıldığı.
IŞİD’in kadınları köleleştirdiği, cinsel şiddetin savaş aracı haline getirildiği bir dönemin hikâyesinde kadınlar yalnız kurtarılmayı bekleyen insanlar olarak gösterilmiyor.
Vyan silah taşıyor.
Karar veriyor.
Savaşıyor.
Kaybediyor.
Travmayla yaşıyor.
Ve kendisinden alınanı geri almak için dönüyor.
Bu elbette savaşın kendisini romantikleştirmeyi gerektirmiyor. Film de aynı zamanda savaştan kurtulan bir insanın yıllar sonra bile taşıdığı psikolojik yıkımı anlatıyor.
Fakat IŞİD’in kadınlara biçtiği itaat, kölelik ve görünmezlik karşısında film başka bir tarihsel hafızayı öne çıkarıyor:
Karşı koyan Kürt kadınlarının hafızasını.
Halkawt Mustafa’nın kendi sözleriyle filmin merkezindeki kadınlar, yalnız kendileri için değil, başkalarının özgürlüğü için de karanlığa boyun eğmeyi reddeden kadınlar.
Dün gece bu hikâye Musul’un yıkılmış sokaklarından çıkıp Venedik’in Sala Grande perdesine taşındı.
Ve filmin adının tersine çevirdiği korku da orada kaldı:
“Bir kadın tarafından öldürülürsen cennet yok.”



