Arnavutluk ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Gençler ev sahibi olamıyor, işsizlik yüksek, maaşlar ise harcamaları karşılamaya yetmiyor. Devlet ve Merkez Bankası, makro istikrar sağlamakta başarılı olabilir ama bu istikrar, halkın cebine ve hayatına yansımıyor. İnsanlar hâlâ temel hakları için mücadele ediyor ve bu haklardan biri de güvenli bir ev sahibi olabilmek.
Konut piyasası uzun yıllardır ekonomiyi canlandıracak bir alan olarak görülüyordu. Ama ortada dolaşan bir yanlış algı var: “Konut piyasası olgunlaştı, artık rolünü tamamladı.” Bu iddia tamamen gerçek dışı. Genç çiftler hâlâ kendi evlerine sahip olma hayali kuruyor. Fiyatlar düşüyor çünkü bankalar kredi vermiyor, maaşlar düşük, ev sahibi olmak neredeyse imkânsız hâle gelmiş durumda. Piyasa “doydu” değil; aksine sistem, gençlerin hayallerini engelliyor. İnsanların temel yaşam haklarını gerçekleştirmesini engellemek adil mi? Elbette hayır.
İngiltere’de devlet, genç çiftler için kredi programları oluşturuyor, “Help to Buy” gibi. Neden bizde olmasın? Gençlerin ev sahibi olmasını kolaylaştıracak bir sistem, sadece konut sektörünü canlandırmakla kalmaz; aynı zamanda iş yaratır, inşaat ve yan sektörleri hareketlendirir, ekonomiyi büyütür. Kazanan sadece bir sektör değil, herkes olur: işçiler, inşaat firmaları, devlet, bankalar, aileler… ve en önemlisi toplumun geleceği.
Sosyal ve ekonomik destek artmalı
Sorun sadece konut değil. Bankalar ve devlet, ekonomiyi çoğunlukla düşük enflasyon ve “istikrar” hedefleriyle yönetiyor. Ama insanlar, aileler, gençler yaşamlarını sürdürebilsin diye daha aktif bir rol gerekiyor. Merkez Bankası kredi imkânlarını genişletmeli, devlet sosyal ve ekonomik politikalarla talebi desteklemeli.
Düşünün: Genç bir çift, ilk çocuklarını bekliyor ve hâlâ kendi evlerine sahip olamıyor. Kiralar yükseliyor, tasarruf yapmak neredeyse imkânsız. Bu sadece bir aile sorunu değil; bir toplumsal sorun. Gençlerin ev sahibi olamaması, iş gücü motivasyonunu düşürüyor, şehirleşmeyi yavaşlatıyor, inşaat ve hizmet sektörlerini durgunluğa sürüklüyor. Ekonomik büyüme sadece rakamlarla ölçülemez; insan hayatına yansıyacak şekilde olmalı.
Konut talebini canlandırmak için devletin müdahaleci bir rol üstlenmesi şart. Devlet, bankalar ve inşaat şirketleri işbirliği yaparak genç çiftlerin ilk evlerini almalarını desteklemeli. Bu, yalnızca konut sektörünü değil, tüm ekonomiyi hareketlendirir. Sadece lüks daireler yerine, enerji verimli ve uygun fiyatlı konutlar inşa edilmelidir. Kıyı ve turizm alanlarındaki stratejik yatırımlar, yerel ekonomiyi ve turizmi güçlendirir, yabancı ve yerli yatırımcıların ilgisini çeker.
Bütün bunlar, ekonomik büyümenin ötesinde, toplumsal eşitliği de güçlendirir. Gençlerin ev sahibi olması, ailelerin refahını artırır, işçilerin ve sektörlerin gelirini yükseltir, toplumun güven duygusunu pekiştirir. Para tek başına çözüm değildir. İnsanlara yatırım yapmak, onların yaşam koşullarını iyileştirmek, fikir ve girişim özgürlüğünü desteklemek gerekir. Konut piyasası bunun en somut örneğidir.
Arnavutluk’un insanları bilinçli ve çalışkan. Sadece doğru adımların atılmasını bekliyorlar. Gençlerin hayallerini, ailelerin refahını, işçilerin emeğini görmezden gelen bir sistem sürdürülemez. Artık düşünme zamanı değil, harekete geçme zamanı.



