Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İsviçre Örgütü tarafından düzenlenen piknik, dayanışma ve mücadele mesajlarının verildiği renkli bir buluşmaya dönüştü.
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İsviçre Örgütü, her yıl yaz dönemi sonunda ve yeni dönem başında organize geleneksel pikniğini bu yıl 6 Eylül’de Bern’de düzenledi. SYKP İsviçre üyelerinin yanı sıra dost kurum ve çevrelerden çok sayıda katılımcının olduğu piknikte siyasal değerlendirmelerin yanı sıra müzik, dans ve halaylar da vardı.
Pikniğe SYKP’lilerin yanı sıra İsviçre Kürt Toplum Merkezi, İGİF, KUTÜSCH, MARDEF, Bern Alevi Dergahı, Devrimci Parti, Devrimci Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi temsilcileri de katıldı.
Her düzlemde ortak mücadele

Sunuculuğunu Baran Çelebi’nin yaptığı piknik devrim ve sosyalizm mücadelesinde hayatını yitirenlerin anısına gerçekleştirilen saygı duruşuyla başladı. SYKP İsviçre Eş Sözcüsü Ezgi Solmaz açılış konuşmasında ortak mücadele ve dayanışma vurgusu yaptı hem Türkiye’de hem İsviçre’de hem de Avrupa’da antidemokratik, savaşçı, cinsiyetçi iktidarlara karşı demokrasi güçlerinin birlikte davranmasının önemini vurguladı.
Ezgi Solmaz’ın ardından sahne alan İlayda Kaya & Simon Vander Plaetse ikilisi Anadolu ve Avrupa ezgilerinden oluşan güzel bir repertuarla katılımcılara keyifli bir dinleti sundu.
Kalkandelen: Faşizme karşı demokrasi, sermaye seçeneklerine karşı 3. Yol

Piknikte SYKP İsviçre adına siyasal değerlendirme sunan Eş Sözcü Ali Cem Kalkandelen ise hem ülkede hem de tüm dünyada kritik bir süreçten geçildiğine vurgu yaparak bu süreçte seyirci kalmayıp gidişatı ezilenlerin ve emekçilerin lehine çevirecek bir enternasyonal mücadele vermek gerektiğini vurguladı. Kalkandelen konuşmasında kapitalist sitemin dünyanın her yerinde işçilerin, ezilenlerin, kadınların, LGBTİ+ların haklarına yönelik saldırıları yükselttiğini belirtirken, bu saldırılara karşı halihazırda parça parça süren direnişlerin ortak bir stratejiyle birlikte mücadele etmelerinin sonucu belirleyecek nitelikte olacağının altını çizdi.
İsviçre ve Avrupa’da yükselen göçmen karşıtı politikalara dikkat çeken Kalkandelen, oysa buralarda göçmen emeğinin ne kadar önemli bir yer tuttuğuna vurgu yaparak ırkçı, göçmen düşmanı politikalara karşı yerel emek ve demokrasi güçleriyle birlikte mücadeleyi yükseltmenin bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Türkiye’deki barış ve demokrasi mücadelesine ilişkin ise Kürt sorunun eşit ve adil çözümü için SYKP olarak nasıl savaş sürecinde Kürt halkının yanındalarsa, barış görüşmeleri sırasında da geri durmayacaklarını, barışı kazanmak için Kürt halkıyla birlikte gerekeni yapacaklarını vurguladı. AKP-MHP iktidarından ya da devletten bir demokrasi beklentilerinin olmadığını belirten Kalkandelen, barışın da demokrasinin de beklenerek kazanılabilecek durumlar olmadığının altını çizdi. Kürt Özgürlük Hareketinin, Kürt halkının direnişi ve bölgedeki gelişmelerden dolayı bir kez daha İmralı’nın kapısını çalan devletin ve siyasal iktidarın, şu ana kadar tutarlı bir süreç işletmediğine dikkat çeken Ali Cem Kalkandelen Erdoğan’ın bu sıkışıklığı kendi iktidarını uzatacak bir formülasyonla atlatmaya çalıştığını vurguladı. Kalkandelen hükumetin ve devletin tutumundan bağımsız olarak demokrasi güçlerinin faşizmin kurumsallaşmasına karşı ortak mücadele etmesi gerektiğini ve DEM Parti çevresinde oluşturulmaya çalışılan 3. yolun bu mücadeleyi sermaye seçeneklerini aşan bir perspektifle büyütmesi gerektiğini belirtti.
Babayiğit: Barış ve Demokrasi mücadelesi birbirinden ayrılamaz

İsviçre Kürt Toplumu adına konuşan Engin Babayiğit ise Öcalan’ın inisiyatifiyle devam eden sürecin Kürt Özgürlük Hareketi açısından stratejik bir dönüşüme tekabül ettiğini söyledi. Dört parça Kürdistan’da Kürt sorunun demokratik çözümünü esas alarak yürütülen bu süreçte öz savunmadan imtina etmeyeceklerini belirten Babayiğit gerek Türkiye’de, gerek Suriye’de gerekse de diğer parçalarda Kürt sorunun çözümüyle demokratik dönüşümün iç içe ilerlemek zorunda olduğunun altını çizdi. CDK-S Temsilcisi Babayiğit barış ve demokrasi mücadelesinin ancak ortak bir örgütlenmeyle başarıya ulaşabileceğini vurgulayarak HDP/ DEM partideki ortaklaşmanın çok önemli olduğunu ancak bunu aşan bir enternasyonal mücadeleye de ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” projesinin TBMM komisyonunun ya da siyasal iktidarın inisiyatifine bırakılamayacağını vurgulayan Babayiğit, emek, demokrasi, barış güçlerinin birleşik mücadelesini büyütme çağrısı yaptı.
Konuşmaların ardından sahne alan Vengê Destar Müzik grubu Zazaca, Kürtçe, Türkçe, Ermenice türkülerle Anadoludan ve Mezapotamya’dan güçlü bir esinti yarattı.
Şarkılar, türküler, halaylarla geç saatlere kadar devam eden piknik farklı eylem ve etkinliklerde buluşma sözüyle sona erdi.



