Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP), Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarına ve Türkiye’de başlatıldığı öne sürülen “yeni süreç” tartışmalarına ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, barış ve demokrasi beklentilerinin iktidarın tekçi, inkarcı ve siyasal İslamcı diliyle baltalandığı belirtilerek, gerçek çözümün halkların tanınmasından ve demokratik sosyalizm perspektifinden geçtiği vurgulandı.
“Erdoğan halklara değil, iktidara konuştu”
Erdoğan’ın konuşmasında Kürt halkının haklarından söz etmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Aksine, bu coğrafyayı yeniden dizayn etmeyi hedefleyen gerici ve yayılmacı bir strateji öne çıkarıldı. İŞİD sürecinde Osmanlıcı zihniyetle yürütülen politikaların bölge halklarına nelere mal olduğu unutulmamalıdır” denildi.
MÖP, “Barış” ve “yeni süreç” söylemlerinin içinin boş olduğunu, iktidarın hâlâ halkların iradesini bastırmaya ve muhalefeti tasfiye etmeye dönük bir politik hatta ısrar ettiğini belirtti.
“Türkiye halklar mozaiğidir; inkarla yol alınamaz”
Türkiye’nin yalnızca Türk, Kürt ve Araplardan ibaret olmadığı hatırlatılan açıklamada; Asuri/Süryani/Keldani, Ermeni, Rum, Yahudi, Çerkes, Laz, Pontuslu, Ezidi, Pomak, Roman, Muhalmi ve Alevi halkların ve inanç topluluklarının da tarihsel ve toplumsal varlığına dikkat çekildi.
MÖP, bu halklardan söz etmeyen, onların taleplerini tanımayan bir sürecin “demokrasi” olarak sunulamayacağını kaydetti.
“Çözüm tek taraflı değil, halkların ortak mücadelesindedir”
AKP-MHP bloğunun barışa ve çözüme dair herhangi bir adım atmadığını belirten MÖP, bugüne dek atılan tüm somut adımların Kürt Özgürlük Hareketi tarafından geldiğini; devletin ise inkâr ve oyalama politikalarında ısrar ettiğini ifade etti.
Ayrıca CHP’ye yönelik baskılar ve gözaltıların, iktidarın “demokrasi” adı altındaki söylemlerinin ne kadar samimiyetsiz olduğunu gösterdiği belirtildi.
“Geçmişle yüzleşmeden gelecek kurulamaz”
1915 Seyfo/Soykırımı başta olmak üzere tarihsel suçlarla hesaplaşmadan barış ve eşitlikten söz edilemeyeceği ifade edilen açıklamada, “Yenilik; affetmek, kabullenmek ve birlikte eşitçe yürümekle mümkündür. Bunları yapmadan yeni bir Türkiye söylemi, sadece makyajlı bir statükodur” denildi.
“Demokratik sosyalizm halkların kurtuluşudur”
Açıklamanın sonunda şu çağrı yapıldı:
“Ortadoğu, Orta Asya ve Mezopotamya’da yaşanan tüm çatışmaların çözüm yolu, insanlık değerlerini temel alan demokratik sosyalizmde yatmaktadır. Sahte kardeşlik söylemleriyle halkları ve inançları inkar eden bu zihniyetle bir gelecek kurulamaz.”
MÖP, tüm halklara ve emekçilere; inkarcı zihniyete karşı eşitlik, özgürlük ve halkların kardeşliği temelinde ortak mücadele çağrısı yaptı.
Açıklamanın tam metni şöyle:

Sahte Kardeşlik Değil, Demokratik Sosyalizmle Gerçek Çözüm!
Şubat ayından bu yana Türkiye’de başlayan yeni bir süreçle birlikte halkın tüm kesimleri, barış umuduna ve demokratik bir ortama kavuşma inancıyla gelişmeleri takip etmekte. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı son konuşma, toplumun zihninde büyük soru işaretlerine yol açmıştır.
Devlet bürokrasisi ve Erdoğan’ın temsil ettiği zihniyet, inkarcı çizgisini sürdürmekte ısrarlı. Yaptıkları yorum ve analizler, hep bir kesimi dışlayarak, inkârı siyasal stratejinin merkezine yerleştirmektedir. “Tek millet, tek din, tek bayrak” söylemiyle şekillenen siyasal İslamcı ve Sünni merkezli bir dil, iktidar aygıtının değişmeyen yüzüdür.
Türkiye’nin temel sorunu; Türk, Kürt ve Arap halklarının bir İslam birliği altında toplanması mı, yoksa asıl hedef Kürt halkını kendi demokratik çizgisinden uzaklaştırarak Türk devletinin hizmetine daha fazla entegre etmek midir?
Erdoğan, son konuşmasında Kürt halkının demokratik haklarından tek bir kelime dahi etmemiş, aksine bölgesel güç olma hayaliyle gerici bir stratejiyi dillendirmiştir. Geçmişte IŞİD üzerinden geliştirilen “Yeni Osmanlıcı” hayallerle bölgedeki kaos nasıl derinleştirildiyse, bugün de aynı zihniyet toplumsal demokrasi yapılanmalarına saldırmaktadır.
Türkiye sadece Türk, Kürt ve Araplardan ibaret değildir. Bu coğrafyada Asuri/Süryani/Keldani, Ermeni, Rum, Yahudi, Çerkes, Laz, Pontuslu, Ezidi, Pomak, Roman, Muhalmi ve Aleviler de yaşamaktadır. Eğer gerçekten yeni bir sürece girilecekse, bu halklardan ve inanç topluluklarından da söz edilmelidir.
Bu halkları anmayan, sorunlarını görmezden gelen bir zihniyet, Kürt halkının sorunlarını da çözemez. Bu nedenle AKP-MHP iktidarının öncülüğünde bir “demokrasi hamlesi”nden söz etmek, yalnızca oyalama ve yön saptırma çabası olabilir.
Bugüne kadar çözüme yönelik adımlar yalnızca PKK tarafından atılmış, devlet tarafından ciddi ve kalıcı bir adım atılmamıştır. Türkiye’nin biriken sorunları, yalnızca Kürt meselesiyle sınırlı değildir. 1915 Seyfo/Soykırımı’ndan bugüne, muhalif kesimlere yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalar hep aynı inkârcı zihniyetin ürünüdür.
Kurucu parti CHP’ye dahi bu denli baskıcı yaklaşan bir iktidarın, demokratikleşme iddiaları inandırıcılıktan uzaktır.
Global demagojik kavramlarla geçmişin üzeri örtülemez. 1915 Seyfo/Soykırımı ve diğer tüm tarihsel gerçekliklerle yüzleşmeyen hiçbir yapı, “yenilik” adı altında halklara umut sunamaz.
Yenilik; geçmişle hesaplaşma, affetme, kabullenme ve eşitçe birlikte ilerlemeyle mümkündür.
Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP) olarak diyoruz ki:
- “Tek dil, tek millet, tek din” dayatması değişmelidir.
- Barış, onurlu bir yaşam içindir.
- Türkiye’de yaşayan tüm halkları, inançları, kadınları, gençleri ve 1915’ten bugüne demokrasi mücadelesi vermiş tüm kesimleri kapsamalıdır.
Umarız Erdoğan, Bahçeli ve benzerleri; Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde, toplumsal demokrasiyi savunan tüm kesimlerin tasfiyesinde emperyalist kapitalist oyunun sadece birer aktörü haline gelmezler.
MÖP olarak altını çiziyoruz:
Sahte kardeşlik teorileriyle, Ortadoğu ve Orta Asya halklarını görmezden gelmek, inkâr etmek; insanlık değerlerine ihanettir. Tüm halkların devrimci geçmişi ve toplumsal sorunlarıyla yüzleşmeyen bir Türkiye’nin “yeni bir gelişme” iddiası, ancak ucuz bir propagandadır.
Doğru olan; tüm halkları samimiyetle dile getirmek, çözüm için oluşturulacak komisyonlara onları dahil etmek ve sorunlara demokratik zeminlerde köklü çözümler aramaktır.
Ortadoğu, Orta Asya ve Mezopotamya’daki çelişki, çatışma ve kaosun esas çözümü; insanlık değerlerini önceleyen Demokratik Sosyalizm zihniyetidir.
Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP)



