fbpx

AABK’dan kalıcı barış ve eşit yurttaşlık için ortak mücadele çağrısı

Paylaş

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun Frankfurt Cemevi’nde düzenlediği forumun sonuç bildirgesinde, kalıcı barış için diyalog ve toplumsal katılımın esas alınması istendi. Bildirgede Kürtlerin kimlik ve anadil hakları, Alevilerin inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık talepleri, demokratik anayasa, laiklik ve Avrupa’da yükselen ırkçılıkla mücadele öne çıktı. Katılımcılar, Alevi kurumlarının ortak çalışması için bir sekreterya kurulması önerisini olumlu buldu.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 31 Ekim’de Frankfurt Cemevi’nde “Barış, Siyaset, Demokratik Toplum, Anayasa ve Aleviler Forumu” düzenledi. Avrupa’nın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren Alevi federasyonlarına bağlı cemevlerinin yöneticileri, AABK eş başkanları ve yöneticileri ile Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan’ın katıldığı forumda, Türkiye’deki barış ve demokratik toplum tartışmaları ile Alevilerin hak talepleri ele alındı.

Forum sonunda yayımlanan bildirgede, kalıcı barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı olmadığı; eşit yurttaşlık, adalet, laiklik, demokratik haklar ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasını gerektirdiği belirtildi. Katılımcılar, barış sürecinin diyalog, müzakere ve toplumsal katılım temelinde ilerletilmesi çağrısı yaptı.

“Aleviler kendi söz ve iradesiyle sürecin öznesi olmalı”

Forumun açılışında konuşan AABK Eş Başkanı Filiz Çağlar Selçuk, Alevilerin siyasal gelişmeler karşısında başkalarının belirlediği gündemleri izleyen bir topluluk olarak kalmaması gerektiğini söyledi. Selçuk, Alevilerin kendi sözleri, örgütlülükleri ve bağımsız iradeleriyle toplumsal süreçlerde yer almasının önemini vurguladı.

AABK Eşit Başkanı Filiz Çağlar Selçuk

Selçuk’un konuşmasında barış, farklı halkların, kimliklerin ve inançların eşit haklarla yaşayabildiği demokratik bir düzenin kurulmasıyla ilişkilendirildi. Sonuç bildirgesinde de bu yaklaşım sürdürülerek, Alevi toplumunun barış sürecinde aktif sorumluluk üstleneceği ve demokratik kurumlarla dayanışmayı büyüteceği ifade edildi.

Kürtlerin hakları ve demokratik anayasa talebi

Bildirge, Kürt meselesinin güvenlik ekseninden çıkarılıp hukuk, demokrasi ve toplumsal uzlaşma temelinde çözülmesini istedi. Kürtlerin kimlik, anadil ve kültürel haklarının anayasal güvenceye kavuşturulması, kalıcı barışın koşulları arasında sayıldı. Barış sürecinin yalnızca çatışmasızlıkla sınırlı kalmaması, Kürtlerin temel haklarının tanınmasını da sağlaması gerektiği belirtildi.

Katılımcılar, tüm kimliklerin, halkların, inançların ve dillerin haklarını güvence altına alacak demokratik, sivil ve eşitlikçi bir anayasa hazırlanması çağrısı yaptı. Laiklik, hukuk devleti ve eşit yurttaşlık ilkelerinin hayata geçirilmesi; ayrımcı, inkârcı ve dışlayıcı uygulamaların sona ermesi de bildirgede yer alan talepler arasında sıralandı.

Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması istendi

Alevilerin inançsal ve hukuksal eşitliği bildirgenin temel başlıklarından biri oldu. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, zorunlu din derslerine son verilmesi ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması istendi. Devletin farklı inançlar karşısında eşit davranması ve Alevi toplumunun kendi inançsal kimliğini ve kurumlarını belirleme hakkına saygı göstermesi gerektiği vurgulandı.

Bildirge, Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerini Türkiye’de kalıcı barışın ayrılmaz bir parçası olarak tanımladı.

Kadınların, gençlerin ve toplumsal kesimlerin katılımı

Forum katılımcıları, kadınların ve gençlerin demokratik yaşama eşit katılımının sağlanmasını talep etti. Anadilde ve kültürel haklarda güvence, örgütlenme özgürlüğü ve basın özgürlüğü de bildirgede yer aldı. Bağımsız basın üzerindeki baskı ve yıldırma politikalarının sona erdirilmesi, halkın haber alma özgürlüğünün korunması çağrısı yapıldı.

Seçilmiş iradeye saygı gösterilmesi ve kayyum uygulamalarına son verilmesi istenirken, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması gerektiği de belirtildi. Afet, barınma ve sağlık hizmetlerinde ayrımcılığa izin verilmemesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması çağrısına eklendi.

Doğa talanına ve Avrupa’da ırkçılığa karşı çağrı

Bildirge, yaşam alanlarıyla birlikte inançsal ve kültürel değerleri etkileyen doğa tahribatına da dikkat çekti. Dağların, ırmakların ve ziyaret yerlerinin tahrip edilmesine karşı çıkılırken, bu alanlara ilişkin uygulamalarda yerel halkın iradesinin ve söz hakkının gözetilmesi istendi.

Katılımcılar, Avrupa’da yükselen ırkçılık, göçmen karşıtlığı ve toplumsal dışlanmaya karşı da siyasi sorumluluk alınması çağrısı yaptı. Yaşanılan ülkelerdeki hükümetlerin ve siyasi partilerin göçmenleri ve farklı inanç topluluklarını hedef alan politikalarına karşı tutum alması; Avrupa’daki demokratik kurumların bu mücadeleye katılması istendi.

Ortak çalışma sekreteryası önerisi

Forumda öne çıkan başlıklardan biri, Alevi kurumları arasındaki ortak çalışmanın koordinasyonu oldu. Ortak taleplerin belirlenmesi, hukuki ve siyasi girişimlerin eşgüdüm içinde yürütülmesi ve somut bir çalışma takvimi hazırlanması amacıyla AABK ile Türkiye’deki Alevi kurumlarının koordinasyonunda “Demokratik Toplum, Anayasa ve Alevi Hakları Ortak Çalışma Sekreteryası” kurulması önerildi. Katılımcılar öneriyi “olumlu, önemli ve değerli” buldu.

Bildirgenin sonuç bölümünde forum katılımcıları, barışın “yalnızca izleyicisi değil, aktif savunucusu ve kurucu öznesi” olacaklarını açıkladı. Demokratik kurumlar, emek ve meslek örgütleri, kadın ve gençlik hareketleri, farklı halklar ve inanç topluluklarıyla dayanışmayı büyütme iradesi ifade edildi.

AABK imzasıyla yayımlanan bildirge, barışın, demokrasinin ve toplumsal uzlaşmanın geliştirilmesi için farklı toplumsal kesimlere ortak mücadele çağrısıyla sona erdi.