fbpx

RAM krizi büyürken Sam Altman kişisel bilgisayarları hedef aldı: “Belleğin yüzde 95 oranında boşta durması korkunç”

Paylaş

OpenAI CEO’su Sam Altman, dünya genelinde bellek çipi fiyatları yükselirken RAM’lerin kişisel bilgisayarlarda tutulmasını kaynak israfı olarak değerlendirdi. Belleklerin bulut veri merkezlerinde kullanılmasının daha verimli olacağını savunan Altman’ın açıklamaları, teknoloji şirketlerinin artan donanım talebi ve kullanıcıların kendi bilgisayarları üzerindeki kontrolü tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

OpenAI CEO’su Sam Altman, 29 Ekim 2026’da yayımlanan Cheeky Pint podcast’inde, küresel bellek çipi arzındaki sıkıntıyı değerlendirirken kişisel bilgisayarlarda kullanılan RAM miktarını hedef aldı.

Stripe kurucu ortaklarından John Collison’ın sunduğu programda konuşan Altman, yapay zekâ modellerinin kullanıcıların kendi bilgisayarlarında çalıştırılması fikrine karşı merkezi bulut altyapılarının daha verimli olduğunu savundu.

Altman, dünya genelinde sınırlı miktarda üretilen DRAM belleklerin kişisel bilgisayarlarda tutulmasını eleştirerek şöyle konuştu:

“Küresel kaynak dağılımı açısından bakıldığında, herkesin dünyadaki sınırlı DRAM arzından büyük miktarda belleği kendi bilgisayarında tutması ve bunların zamanın yalnızca yüzde 5’inde kullanılması gerçekten çok kötü.”

Altman, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Böylesine ciddi arz kısıtlarının bulunduğu bir ortamda, bulutta mümkün olan en yüksek kullanım oranını elde etmek istersiniz.”

Ancak Altman’ın dile getirdiği yüzde 5’lik kullanım oranı, bütün kişisel bilgisayarların gerçek bellek kullanımını gösteren bağımsız bir araştırmaya dayandırılmadı.

Bellek krizinin arkasında yapay zekâ şirketlerinin talebi var

Altman’ın açıklamaları, küresel teknoloji sektöründe bellek çiplerine yönelik talebin hızla arttığı bir dönemde geldi.

Yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılması için kurulan dev veri merkezleri, yüksek miktarda işlemci ve bellek kapasitesine ihtiyaç duyuyor.

Samsung, SK Hynix ve Micron gibi üreticiler, yapay zekâ altyapılarına yönelik artan talebi karşılamak için üretim yatırımlarını büyütüyor.

Ancak sektörün mevcut üretim kapasitesi talebi karşılamakta zorlanıyor. Bu durum, bilgisayarlarda ve diğer elektronik cihazlarda kullanılan belleklerin fiyatlarını da etkiliyor.

Dünyanın önde gelen bellek üreticilerinden SK Hynix’in CEO’su Kwak Noh-jung, Temmuz 2026’da Reuters’a yaptığı açıklamada 2027’nin bellek arzı açısından sektör tarihinin en zor yıllarından biri olabileceğini söyledi.

Şirket, talebin 2030 sonrasında bile üretim kapasitesini aşabileceğini öngörüyor.

OpenAI de devasa miktarda bellek talep ediyor

Altman’ın kişisel bilgisayarlardaki bellek kullanımını eleştirmesi, yönettiği şirketin aynı kaynaklara yönelik büyüyen talebi nedeniyle dikkat çekiyor.

OpenAI, Ekim 2025’te Samsung ve SK Hynix ile Stargate yapay zekâ altyapı projesi kapsamında stratejik işbirlikleri açıkladı.

Şirketlerin duyurusuna göre ortaklık, ileri düzey bellek üretiminin ayda 900 bin DRAM silikon plakasının işlenmesine ulaşabilecek ölçekte artırılmasını hedefliyor.

Bu rakam gerçekleşmiş bir satın alma miktarını değil, planlanan üretim kapasitesi hedefini ifade ediyor. Buna rağmen projenin ölçeği, yapay zekâ sektörünün küresel bellek üretimi üzerindeki etkisini gösteriyor.

Teknoloji yayınları Tom’s Hardware ve The Verge de OpenAI gibi şirketlerin büyük ölçekli altyapı yatırımlarının tüketiciler için bellek arzını daralttığına ve donanım maliyetlerini artırdığına dikkat çekiyor.

Böylece tartışmanın merkezinde önemli bir çelişki ortaya çıkıyor: Bellek talebinin büyümesinde rol oynayan teknoloji şirketlerinden birinin yöneticisi, sınırlı kaynakların kişisel bilgisayarlar yerine veri merkezlerinde kullanılmasını daha verimli görüyor.

Kendi bilgisayarına sahip olmak mı, bulut hizmeti kiralamak mı?

Altman’ın açıklamaları yalnızca donanım verimliliğiyle ilgili değil. Yapay zekâ teknolojilerinin gelecekte nasıl kullanılacağına ilişkin iki farklı yaklaşımı da karşı karşıya getiriyor.

Yerel yapay zekâ modelleri, kullanıcıların belirli işlemleri kendi bilgisayarlarında, internet bağlantısına veya harici sunuculara ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak tanıyor.

Bu yaklaşım, verilerin cihazda tutulabilmesi, kullanıcıların bağımsız yazılımlar çalıştırabilmesi ve abonelik hizmetlerine daha az bağımlı olması gibi avantajlar sunuyor.

Bulut merkezli sistemler ise büyük hesaplama kaynaklarını çok sayıda kullanıcı arasında paylaşabiliyor. Ancak kullanıcıların internet bağlantısına, hizmet sağlayıcıların fiyatlandırmasına ve erişim politikalarına bağımlılığını da artırabiliyor.

OpenAI’ın temel ticari faaliyetleri, büyük ölçüde veri merkezlerinde çalışan yapay zekâ modellerine dayanıyor. Bu nedenle Altman’ın savunduğu merkezi altyapı yaklaşımı şirketin ticari modeliyle de örtüşüyor.

Veri merkezlerinin enerji tüketimi de artıyor

Belleklerin veri merkezlerinde daha yoğun kullanılması, tek başına bu sistemlerin toplam kaynak tüketimini azaltacağı anlamına gelmiyor.

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) 2026 tarihli değerlendirmesine göre dünya genelindeki veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2025’teki 485 teravatsaat düzeyinden 2030’da yaklaşık 950 teravatsaate yükselmesi bekleniyor.

Bu büyümede yapay zekâ odaklı veri merkezleri önemli rol oynuyor.

Dolayısıyla kaynak verimliliği tartışması yalnızca belleklerin nerede kullanıldığıyla sınırlı değil; veri merkezlerinin elektrik tüketimi, altyapı yatırımları ve üretim kaynaklarının dağılımı da hesaba katılmak zorunda.

Altman’ın açıklamaları, teknoloji sektöründe daha temel bir soruyu gündeme taşıyor:

Sınırlı donanım kaynakları kullanıcıların kendi cihazları üzerinde bağımsız işlem yapabilmesine mi ayrılacak, yoksa bu kaynakların giderek daha büyük bölümü hizmetlerini abonelik ve bulut altyapıları üzerinden sunan teknoloji şirketlerinin kontrolünde mi toplanacak?