fbpx

Netanyahu’dan Suudi Arabistan’ın Filistin şartına “saçmalık” yanıtı: “Perde arkasında duyduklarımı anlatmak istemiyorum”

Paylaş

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suudi Arabistan’ın İsrail’le diplomatik ilişkiler kurmak için bağımsız bir Filistin devletini şart koşmasını küçümseyerek Arap ülkelerinin kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla kapalı kapılar ardındaki tutumlarının farklı olduğunu öne sürdü.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sosyal medyada 22 Ekim 2026’da yayılan bir röportaj kesitinde, Suudi Arabistan başta olmak üzere Arap ülkelerinin Filistin devletinin kurulmasına ilişkin tutumlarını hedef aldı.

Röportaj sırasında kendisine Suudi Arabistan gibi ülkelerin İsrail’le ilişkilerini normalleştirmek için Filistin devletinin kurulmasını şart koştuğunun hatırlatılması üzerine Netanyahu şu yanıtı verdi:

“Arkadaşlar, eğer bu saçmalığa inanıyorsanız… Evet, kamuoyu önünde böyle söylüyorlar. Ama ben size perde arkasında neler duyduğumu anlatmak istemiyorum.”

Netanyahu, sözlerini Arap ülkelerinin Filistin meselesine verdiği önemi küçümseyen bir ifadeyle sürdürdü:

“Arap dünyasında Filistinlileri, aşağı yukarı sizin önemsediğiniz kadar önemsiyorlar.”

İsrail Başbakanı’nın açıklamaları, Arap yönetimlerinin Filistin konusunda kamuoyuna verdikleri mesajlarla diplomatik görüşmelerdeki tutumlarının farklı olduğu iddiasını gündeme getirdi. Ancak Netanyahu, bu iddiasını destekleyecek somut bir görüşme veya belge açıklamadı.

Suudi Arabistan: Filistin devleti olmadan normalleşme yok

Netanyahu’nun sözleri, Suudi Arabistan’ın resmî açıklamalarıyla çelişiyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Temmuz 2025’te Birleşmiş Milletler’de düzenlenen iki devletli çözüm konferansında, İsrail’le normalleşmenin bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına bağlı olduğunu açıkça belirtmişti.

Riyad yönetimi, 26 Mayıs 2026’da da Filistin devletinin kurulmasına yönelik açık ve kesin bir yol haritası olmadan İsrail’le ilişkilerin normalleştirilmeyeceğini yineledi.

Suudi Arabistan’ın BM Daimî Temsilcisi Abdülaziz el-Vasıl ise Nisan 2026’daki açıklamasında, kalıcı barışın İsrail’in Gazze’den çekilmesini, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesinin önlenmesini ve 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını gerektirdiğini vurguladı.

Bu açıklamalara karşın Netanyahu, Riyad yönetiminin kamuoyuna açıklamadığı farklı bir tutumu bulunduğunu ima ediyor. Ancak Suudi Arabistan’ın resmî politikasını değiştirdiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.

Filistin meselesini dışarıda bırakan normalleşme stratejisi

Netanyahu’nun yaklaşımı yeni değil. İsrail Başbakanı uzun süredir, Arap ülkeleriyle ilişkilerin normalleştirilmesi için önce Filistin meselesinin çözülmesi gerektiği görüşüne karşı çıkıyor.

ABD’nin arabuluculuğunda 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İsrail’le diplomatik ilişkiler kurdu. Fas da aynı yıl İsrail’le normalleşme sürecine katıldı. Bu süreç, bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan yürütüldü.

Netanyahu, bu anlaşmaları Filistin yönetiminin onayını beklemeden Arap ülkeleriyle siyasi, ekonomik ve güvenlik ilişkileri geliştirilebileceğinin kanıtı olarak sunuyor.

Ancak Suudi Arabistan’ın sürece katılımı, bölgedeki diplomatik dengeler açısından çok daha büyük önem taşıyor. Riyad’ın İsrail’i tanıması, ABD’nin Orta Doğu’da kurmaya çalıştığı güvenlik ve ekonomik işbirliği ağının genişlemesine olanak sağlayabilir.

Buna karşılık Filistin devletinin kurulması şartı, İsrail hükümetinin politikalarıyla doğrudan çatışıyor. Netanyahu, Kasım 2025’te Suudi Arabistan’la ilişkilerin normalleştirilmesi pahasına bile olsa Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu açıklamıştı.

Filistinlilerin geleceği diplomatik pazarlığın merkezinde

İsrail ile Arap yönetimleri arasındaki normalleşme görüşmelerinin temel çelişkisi, bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliği hedefleriyle Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı arasındaki ilişkide ortaya çıkıyor.

Netanyahu hükümeti, Filistin devletinin kurulmasını reddederken Arap ülkeleriyle diplomatik ve ekonomik ilişkilerini genişletmeyi hedefliyor.

Suudi Arabistan ise en azından resmî düzeyde Filistin devletini normalleşmenin koşulu olarak savunmayı sürdürüyor.

Netanyahu’nun son açıklamaları, İsrail hükümetinin Filistin meselesini bölgesel diplomatik ilişkilerin ön koşulu olmaktan çıkarma stratejisini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak kapalı kapılar ardında farklı görüşmeler yürütüldüğü iddiası, Filistin halkının bağımsız devlet talebinden vazgeçildiği veya Suudi Arabistan’ın politikasının değiştiği anlamına gelmiyor.