fbpx

Politik sığınmacı Soner İnanç’ın 46 günlük açlık grevi kazanımla sonuçlandı: Yunanistan sığınma hakkını tanıdı

Paylaş

Yunanistan’da Türkiye’ye geri gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Kürt aktivist Soner İnanç, 46 gün sürdürdüğü açlık grevinin ardından sığınma hakkını kazandı. Göç ve İltica Bakanlığı’nın haklarını tanıyan belgeyi tutulduğu geri gönderme merkezine göndermesi üzerine serbest bırakılan İnanç, açlık grevinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Haber: Yannis Vasilis Yaylalı

Direniş boyunca Yunanistan’da ve Avrupa’nın farklı kentlerinde yürütülen dayanışma kampanyaları, İnanç’ın serbest bırakılması ve sığınma hakkının tanınması talebini uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı.

Yunanistan’a politik sığınma talebiyle gelen Kürt aktivist Soner İnanç’ın yaklaşık iki yıldır devam eden iltica mücadelesi, 46 günlük açlık grevinin ardından kazanımla sonuçlandı. Türkiye’ye gönderilme riskiyle karşı karşıya bırakılan ve Drama bölgesindeki Paranesti Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan İnanç’ın sığınma hakkının tanındığını belirten belge, Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığı tarafından merkeze iletildi. Belgeyi imzalayan İnanç serbest bırakıldı.

Açlık grevinin ardından hastaneye kaldırılan İnanç’ın sağlık kontrolleri sürüyor. Birkaç gün gözetim altında tutulması ve kontrollerin ardından taburcu edilmesi bekleniyor. Selanik’ten Atina’ya geçmesi beklenen İnanç’ın burada bir basın açıklaması yaparak direnişini kazanımla sonlandırdığını kamuoyuna duyurması öngörülüyor.

İltica başvuruları reddedildi, Türkiye’ye gönderilme tehlikesi ortaya çıktı

Soner İnanç ve eşi Gönül Ataş, Türkiye’deki politik faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya oldukları yargılanma ve mahkûmiyet riski nedeniyle 2024 yılında Yunanistan’a gelerek politik sığınma talebinde bulundu. Gezi Parkı eylemlerine katılımı nedeniyle daha önce yargılanan İnanç’ın Türkiye’ye gönderilmesi durumunda yeniden baskı ve kovuşturmayla karşılaşabileceği belirtiliyordu.

İnanç’ın ilk sığınma başvurusu Mart 2026’da reddedildi. İkinci derece başvurunun da Haziran ayında reddedilmesinin ardından hukuki itiraz süreci devam etti. Ancak iltica başvurularının reddedilmesi, Türkiye’ye gönderilme riskini giderek daha somut bir tehlikeye dönüştürdü.

Temmuz 2026’nın sonlarında Lavrio Polis Karakolu’nda idari gözetim altına alınan İnanç, burada bir süre tutulduktan sonra Atina üzerinden Selanik bölgesine nakledildi. Eylül ayında Drama yakınlarındaki Paranesti Geri Gönderme Merkezi’ne yerleştirildi. Böylece İnanç’ın sığınma başvurusu ve Türkiye’ye geri gönderilme riski, özgürlüğünün kısıtlandığı bir süreçte devam etti.

Gaste Avrupa, 27 Ağustos’ta yayımladığı haberde İnanç’ın Türkiye’ye gönderilmek üzere geri gönderme merkezine nakledildiğini ve iade işleminin durdurulması talebiyle açlık grevine başladığını duyurmuştu. 6 Ekim tarihli haberde ise İnanç’ın idari gözetiminin kaldırılması için yapılan başvurunun Kavala İdare Mahkemesi tarafından reddedildiği, sığınma başvurusuna ilişkin itirazın da değerlendirilmesinin beklendiği aktarılmıştı.

27 Ağustos’ta başlayan açlık grevi 46. gününde kazanımla sonuçlandı

Soner İnanç, Türkiye’ye gönderilme tehlikesine ve sığınma başvurularının reddedilmesine karşı 27 Ağustos 2026’da açlık grevine başladı. Talepleri açıktı: Türkiye’ye geri gönderilme işleminin durdurulması, sığınma hakkının tanınması ve özgürlüğüne kavuşması.

Açlık grevi boyunca fiziksel durumu giderek ağırlaşan İnanç, tutulduğu merkezde grevi sonlandırması yönünde baskılarla karşı karşıya kaldı. Dayanışma çevrelerinin açıklamalarına göre kamp yönetimi ve sağlık personeli, açlık grevini bırakması için kendisine baskı uyguladı; gerekli vitaminlerin sağlanmasında da sorunlar yaşandı.

Bu süreçte İnanç’ın sağlık durumuna ilişkin kaygılar artarken, serbest bırakılması ve sığınma hakkının tanınması için uluslararası dayanışma çağrıları yoğunlaştı.

Açlık grevinin 46. gününde Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığı, İnanç’ın haklarının tanındığını belirten belgeyi tutulduğu merkeze gönderdi. İnanç’ın belgeyi imzalamasının ardından serbest bırakıldığı bildirildi. Böylece haftalar boyunca süren direniş, temel taleplerinin karşılanmasıyla sonuçlandı.

Avrupa’da dayanışma kampanyaları büyüdü

Soner İnanç’ın direnişi yalnızca geri gönderme merkezinin duvarları arasında yaşanmadı. Yunanistan’da ve Avrupa’nın farklı kentlerinde düzenlenen eylemler, basın açıklamaları ve dayanışma çağrıları, İnanç’ın durumunun kamuoyunda görünür hâle gelmesinde önemli rol oynadı.

Yunanistan’daki göçmen dayanışma çevreleri, demokratik kurumlar ve politik örgütler, İnanç’ın derhal serbest bırakılması ve Türkiye’ye gönderilme riskinin ortadan kaldırılması için harekete geçti. 7 Ekim’de Göç ve İltica Bakanlığı önünde düzenlenen dayanışma eylemi çağrısında, İnanç’ın açlık grevinin 42. gününde olduğu hatırlatılarak sığınma hakkının tanınması istendi.

İsviçre’de de dayanışma eylemleri düzenlendi. 3 Ekim’de St. Gallen’de gerçekleştirilen eylemde İnanç’ın serbest bırakılması, Türkiye’ye gönderilmesinin engellenmesi ve politik sığınma hakkının tanınması talep edildi.

Bu eylemlerle birlikte İnanç’ın durumu, yalnızca bireysel bir iltica dosyası olmaktan çıkarak politik sığınma hakkı, geri göndermeme ilkesi ve Avrupa ülkelerinin mültecilere karşı sorumlulukları çerçevesinde tartışılan bir meseleye dönüştü.

İltica hakkı ve geri göndermeme ilkesi yeniden gündemde

Soner İnanç’ın yaşadıkları, Avrupa’da politik nedenlerle sığınma arayan kişilerin karşılaştığı hukuki ve idari engelleri bir kez daha gündeme getirdi.

Uluslararası mülteci hukukunun temel ilkelerinden biri olan geri göndermeme (non-refoulement), kişilerin işkence, kötü muamele veya zulüm görme riskiyle karşılaşabilecekleri ülkelere gönderilmelerini önlemeyi amaçlıyor. Politik faaliyetleri nedeniyle kovuşturulma veya baskı görme riski taşıyan kişilerin sığınma başvurularının değerlendirilmesinde, geri gönderilmeleri hâlinde karşılaşabilecekleri tehlikelerin dikkate alınması gerekiyor.

İnanç’ın başvurusunun reddedilmesi, idari gözetim altında tutulması ve Türkiye’ye gönderilme ihtimaliyle karşı karşıya kalması, bu ilkelerin uygulanmasına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. İnanç’ın serbest bırakılması ve sığınma hakkının tanınmasıyla sonuçlanan süreç, politik sığınma hakkının korunması için yürütülen mücadelenin önemini ortaya koydu.

“Büyük bir savaştan çıkmış gibiydi”

Açlık grevinin sona ermesinin ardından hastaneye kaldırılan Soner İnanç’ı ziyaret eden bir dayanışma temsilcisinin aktardığına göre, İnanç’ın fiziksel durumu oldukça yorgundu. Ziyaretçi, İnanç’ın hâlini “büyük bir savaştan çıkmış gibi” sözleriyle tarif ederken, direnişin kazanımla sonuçlanmasının moralini yükselttiğini belirtti.

Uzun süreli açlık grevinin ardından sağlık kontrolleri devam eden İnanç’ın birkaç gün daha hastanede tutulması bekleniyor. Taburcu olduktan sonra Atina’ya geçerek bir basın açıklaması yapması ve açlık grevini sonlandırdığını duyurması öngörülüyor.

İnanç, direnişi boyunca kendisini yalnız bırakmayan, serbest bırakılması ve sığınma hakkının tanınması için dayanışma gösteren dostlarına ve yoldaşlarına selamlarını iletti.

Direnişin kazanımı, dayanışmanın gücü

Soner İnanç’ın 46 günlük açlık grevi, ağırlaşan sağlık risklerine ve idari gözetim koşullarına rağmen sürdürülen kararlı bir direniş olarak sonuçlandı. Sığınma hakkının tanınması ve serbest bırakılması, İnanç açısından önemli bir kazanım oldu.

Bu sonuç, aynı zamanda politik sığınmacıların haklarının korunması için yürütülen dayanışmanın önemini de gösterdi. Yunanistan’daki ve Avrupa’nın farklı kentlerindeki eylemler, basın açıklamaları ve ortak çağrılar, İnanç’ın durumunun gündemde tutulmasına katkı sundu.

Soner İnanç’ın mücadelesi, politik sığınma hakkının yalnızca hukuki başvuru süreçlerinden ibaret olmadığını; hakların korunması için toplumsal dayanışmanın, kamuoyu baskısının ve uluslararası duyarlılığın da belirleyici olabildiğini bir kez daha ortaya koydu.