fbpx

Türkiye’deki LGBTİ+ operasyonları New York’ta protesto edildi: Türkevi önünde dayanışma eylemi

Paylaş

Türkiye’de LGBTİ+ dernekleri, hak savunucuları ve aktivistlere yönelik son operasyonlar New York’a taşındı. 20 Eylül’de bir grup LGBTİ+ aktivisti ve destekçisi, Manhattan’daki Türkevi önünde bir araya gelerek gözaltıları, tutuklamaları, dernek baskınlarını ve erişim engellerini protesto etti. Eylem, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu için New York’a geldiği ve aynı gün Türkevi’ne geçtiği sırada gerçekleştirildi.

Sosyal medyada yayılan görüntülerde eylemcilerin Türkevi karşısında toplandığı görülüyor. Eylemin tam organizatörü ve katılımcı sayısına ilişkin bağımsız bir açıklama henüz yayımlanmış değil. Ancak görüntünün 20 Eylül’de Türkiye’deki LGBTİ+ örgütlerine yönelik operasyonlara karşı gerçekleştirilen bir protestoya ait olduğu farklı paylaşımlarda da doğrulanıyor.

Türkevi’nin seçilmesi ise eylemin mesajını Türkiye sınırlarının dışına taşıdı. Bina, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği ve New York Başkonsolosluğu dahil diplomatik faaliyetlerinin merkezlerinden biri ve BM Genel Merkezi’nin hemen karşısında bulunuyor.

Türkiye’de 15 ile yayılan operasyonlar

New York’taki protestonun arka planında 12–13 Eylül gecesinden itibaren Türkiye genelinde başlatılan operasyonlar bulunuyor.

Kaos GL’nin yayımladığı bilgilere göre 12 Eylül’de çok sayıda LGBTİ+ örgütünün, bağımsız yayın organının, öğrenci grubunun ve hak savunucusunun internet sitesi ile sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi.

13 Eylül gecesi ise Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Aydın’ın da aralarında bulunduğu 15 ilde evlere, dernek merkezlerine ve bazı işletmelere polis baskınları düzenlendi. Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri de ev baskınlarında gözaltına alındı; derneğin Ankara’daki ofisinde arama yapıldı ve elektronik cihazlara el konuldu.

Adalet Bakanlığı, soruşturmaların toplam 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletmeyi kapsadığını açıkladı. Yetkililer operasyonları çocukların korunması, “aile değerleri” ve çeşitli ceza soruşturmalarıyla gerekçelendirdi. Soruşturmalarda “müstehcenlik”, fuhuş ve başka suçlamalar gündeme getirildi.

Hak savunucuları ise operasyonların yalnız bireysel suç soruşturmaları olarak değerlendirilemeyeceğini, LGBTİ+ örgütlenmesini ve sivil toplum faaliyetlerini hedef aldığını savunuyor.

Onlarca kişi tutuklandı

Operasyonların ardından çok sayıda kişi mahkemeye sevk edildi ve onlarca kişi hakkında tutuklama kararı verildi.

Euronews Türkçe, Kaos GL’den aktardığı bilgilere dayanarak 17 Eylül itibarıyla farklı kentlerde toplam 81 kişinin tutuklandığını bildirdi. Reuters da Kaos GL üyeleri dahil çok sayıda aktivistin tutuklu yargılanmasına karar verildiğini aktardı. Bu sayılar farklı tarihlerdeki hukuki işlemlere göre değişebildiğinden, toplam tablonun devam eden soruşturmalarla güncellenmesi bekleniyor.

İstanbul’daki operasyonlara karşı 15 Eylül’de Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde yapılmak istenen protestoya da polis müdahale etti.

Aralarında aktivistler, öğrenciler, avukatlar ve gazetecilerin bulunduğu 106 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların tamamı daha sonra serbest bırakıldı.

Böylece operasyonlara karşı protesto hakkının kullanılması da ayrı bir tartışmanın konusu haline geldi.

Kaos GL’den Velvele’ye dijital erişim engelleri

Operasyonlardan önce başlayan dijital kısıtlamalar da soruşturmanın önemli parçalarından biri.

Kaos GL’nin aktardığı 12 Eylül tarihli mahkeme kararında 17 Mayıs Derneği, ÜniKuir, Pembe Hayat, SPoD, Genç LGBTİ+, Lambdaistanbul, Muamma LGBTİ+ ve Velvele gibi yapıların internet siteleri veya sosyal medya hesapları hakkında erişim engelleri yer aldı.

Bazı hesapların Türkiye’den erişimi X tarafından da sınırlandırıldı.

Dolayısıyla operasyonlar yalnız dernek ofislerine ve evlere yapılan baskınlardan oluşmuyor; LGBTİ+ hareketinin haber, dayanışma ve örgütlenme için kullandığı dijital alanlar da sürecin doğrudan hedeflerinden biri haline geldi.

Hak örgütlerinden tepki

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), 18 Eylül’de yayımladığı açıklamada operasyonların Türkiye’de hukukun üstünlüğünü ve temel hakları tehdit ettiğini savundu.

HRW’ye göre 12–14 Eylül arasındaki koordineli baskınlarda LGBT hakları alanında çalışan yedi kuruluş ile HIV’le yaşayan kişilere destek veren iki yapı hedef alındı. Örgüt, barışçıl sivil toplum çalışmalarının ceza soruşturmalarıyla ilişkilendirilmesine son verilmesini ve haksız yere tutuklananların serbest bırakılmasını istedi.

Avrupa Komisyonu da operasyonlar, hukuki işlemler ve erişim engelleri konusunda endişe duyduğunu açıkladı. Komisyon sözcüsü Christian Wigand, LGBTİ+ kişilere yönelik damgalama ve ayrımcılığın Avrupa Birliği’nin temel değerleriyle bağdaşmadığını söyledi.

Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye’deki çeşitli insan hakları örgütleri de operasyonlara karşı açıklamalar yayımladı.

Protesto Erdoğan’ın New York ziyaretiyle aynı güne denk geldi

New York’taki eylemin zamanlaması da dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 81. Genel Kurulu’nun üst düzey toplantılarına katılmak üzere 20 Eylül’de New York’a ulaştı. Erdoğan aynı gün yerel saatle yaklaşık 17.50’de Türkevi’ne geçti ve bina önünde kendisini bekleyen grupla buluştu.

New York’taki Türk toplumuna Erdoğan’ı karşılamak amacıyla Türkevi önünde toplanma çağrısı da daha önce yapılmıştı.

LGBTİ+ protestosunun Erdoğan’ın karşılanmasıyla doğrudan bağlantılı biçimde organize edildiğine ilişkin şu anda doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Ancak iki gelişmenin aynı gün ve aynı diplomatik merkezin önünde yaşanması, Türkiye’deki LGBTİ+ hakları tartışmasını BM Genel Kurulu haftasında New York’un gündemine taşıdı.

Türkiye’de başlayan itiraz sınırların dışına çıkıyor

Son bir haftada Türkiye’deki operasyonlara karşı İstanbul ve Ankara’dan Bern’e kadar farklı kentlerde dayanışma eylemleri düzenlendi.

New York’taki Türkevi protestosu da bu uluslararasılaşan tepkinin yeni halkası oldu.

Türkiye’deki soruşturmalar sürerken hükümet operasyonların çocukların ve ailenin korunması ile ceza hukuku kapsamında yürütüldüğünü savunuyor.

LGBTİ+ örgütleri ve insan hakları kuruluşları ise kapsamın dernek merkezlerinden dijital yayınlara, ev baskınlarından barışçıl protestolara kadar genişlemesinin örgütlenme ve ifade özgürlüğü açısından ciddi sonuçları olduğunu belirtiyor.

20 Eylül’de Türkevi önündeki görüntünün verdiği temel mesaj da buydu:

Türkiye’de LGBTİ+ hareketine yönelik operasyonlar artık yalnız Türkiye içinde protesto edilmiyor; diaspora ve uluslararası dayanışma ağları da meseleyi bulundukları kentlerin kamusal alanına taşıyor.