Aşırı sıcaklar, kuraklık ve şiddetli fırtınaların damga vurduğu yazın ardından İsviçre’de iklim hareketi yeniden kitlesel biçimde sokağa çıktı. “50 Derecelik Yazlara Hayır!” koalisyonunun çağrısıyla 19 Eylül’de Cenevre ve Lozan’da yaklaşık 20 bin kişi yürüdü.
Haber-Foto: Demir Sönmez
Sendikalar, çevre örgütleri, sağlık çalışanları, çiftçi hareketleri ve mahalle örgütlerinin de aralarında bulunduğu 140’tan fazla yapı; iklim krizinin maliyetinin çalışanlara ve kırılgan kesimlere yüklenmemesini, çalışma yaşamından konuta ve tarıma kadar bağlayıcı önlemler alınmasını istedi. Koalisyon Cenevre’de 7 bin, Lozan’da ise polis verilerine dayanarak 12 bin katılımcı bildirdi.
İsviçre’de iklim krizi yeniden sokakta.
19 Eylül Cumartesi günü Cenevre ve Lozan’ın merkezleri, “Pas d’étés à 50°C!” — “50 Derecelik Yazlara Hayır!” sloganıyla düzenlenen iki büyük gösteriye sahne oldu.
Koalisyonun açıklamasına göre Cenevre’de yaklaşık 7 bin kişi yürürken, Lozan’daki katılım polis verilerine göre 12 bine ulaştı. Böylece iki kentteki toplam katılım yaklaşık 20 bin oldu. Hareketin arkasındaki koalisyon; sendikalardan çevre örgütlerine, sağlık kuruluşlarından çiftçi hareketlerine, mahalle derneklerinden çeşitli siyasi ve toplumsal yapılara kadar 140’tan fazla örgütü bir araya getiriyor.
Eylemlerin ortak mesajı yalnız emisyonların azaltılması değildi.
Konutların aşırı sıcaklara hazırlanması, açık havada çalışanların korunması, tarımın iklim krizine uyarlanması ve dönüşümün maliyetinin kim tarafından karşılanacağı yürüyüşün temel başlıkları arasındaydı.
İklim krizine karşı üç ortak talep
Koalisyon, ülke çapındaki mobilizasyonu üç temel talep etrafında örgütledi:
En kırılgan kesimler başta olmak üzere herkesin yaşamının korunması, sera gazı emisyonlarını büyük ölçüde azaltacak köklü bir ekonomik dönüşüm ve iklim krizinin siyasi, bütçesel, sosyal ve ekonomik kararların öncelikli başlığı haline getirilmesi.
Hareketin ortak manifestosunda ise 38 öncelikli önlem sıralanıyor.
Bunlar arasında konutların kiralar yükseltilmeden ısıya karşı yalıtılması, sıcak hava dalgalarında ücretsiz serinleme alanları oluşturulması, çalışma hayatında bağlayıcı sağlık koruma tedbirlerinin uygulanması, küçük ölçekli ve iklim koşullarına dayanıklı tarımın desteklenmesi, ulaşım politikalarının değiştirilmesi ve çevreye zarar verdiği düşünülen büyük projelerin durdurulması bulunuyor.
Koalisyon ayrıca iklim dönüşümünün finansmanında krize en fazla katkıda bulunan ekonomik aktörlerin daha büyük sorumluluk üstlenmesini savunuyor.
Sıcaklığın bedelini açık havada çalışanlar ödüyor
Cenevre’deki gösterinin en güçlü emek başlıklarından biri aşırı sıcaklarda çalışma koşullarıydı.
SIT Sendikası temsilcisi Martin Malinowski, haziran ayında yaşanan sıcak hava dalgası sırasında açık havada çalışan işçilerin durumunu hatırlattı.
Malinowski’nin aktardığına göre Cenevre Çalışma İlişkileri ve Denetim Ofisi (OCIRT), çok sayıda bildirimin ardından 24 Haziran’da güneş altında yapılan işlerin saat 13.00’ten sonra durdurulmasına karar verdi.
Sendikalar işçilerin sağlığını koruduğu gerekçesiyle kararı destekledi. Ancak Malinowski, kaybedilen çalışma saatlerinin daha sonra telafi edilmesinin işçileri “sağlıklarını korumak ile gelir ve çalışma süresi arasında” bir tercihle karşı karşıya bıraktığını söyledi.
SIT bu nedenle bütün sektörleri kapsayan bir “kötü hava koşulları fonu” talep ediyor.
Sendikanın önerisine göre fon işverenler ve devlet tarafından finanse edilmeli; aşırı sıcak nedeniyle çalışmanın durduğu saatlerin maliyeti işçinin üzerine bırakılmamalı.
Malinowski bunu şu sözlerle özetledi:
“Sağlığın bir bedeli olamaz. Çalışanlar, sağlıklarını korumanın maliyetini kendi ceplerinden ödememelidir.”
Kreşlerde 30 dereceyi aşan sıcaklıklar
Aşırı sıcakların çalışma yaşamına etkisi yalnız inşaat ve açık hava işleriyle sınırlı değil.
Lozan’daki gösteride konuşan erken çocukluk eğitimcisi ve SSP Vaud üyesi Antonia Undurraga, bazı çocuk bakım merkezlerinde yaz aylarında sıcaklığın 30 dereceyi geçtiğini anlattı.
Undurraga bunun hem çocuklar hem de çalışanlar açısından sağlık riski yarattığını belirterek hastaneler, kreşler ve yaşlı bakım merkezlerinin iklim koşullarına göre öncelikli biçimde yenilenmesini istedi.
Talep yalnız klima sistemlerinin kurulması değil.
Gölgelendirme, açık renkli yüzeyler, yeşillendirme ve binaların ısı yalıtımının iyileştirilmesi gibi daha düşük enerji tüketen çözümlerin yaygınlaştırılması isteniyor. Koalisyon, konutlarda yapılacak uyarlamaların kiracılara yeni kira artışları olarak yansıtılmamasını da manifestosuna dahil etti.
Çiftçiler de sokaktaydı
2026 yazındaki kuraklık ve aşırı hava olayları, eylemlerde tarım başlığını da öne çıkardı.
Cenevre’de Mouvement pour une Agriculture Paysanne et Citoyenne temsilcileri, iklim koşullarının çiftçilerin üretim maliyetini ve çalışma koşullarını giderek ağırlaştırdığını belirtti.
Lozan’da konuşan Uniterre’den sebze üreticisi Alberto Silva ise iklim krizinin yanı sıra piyasa baskısının da küçük çiftçiler üzerinde giderek daha büyük bir yük oluşturduğunu söyledi.
Çiftçi örgütleri, daha çeşitli üretime dayalı, küçük üreticiyi koruyan ve agroekolojik yöntemleri güçlendiren bir tarım politikası talep ediyor.
Buradaki tartışma yalnız “doğayı korumak” değil.
Aşırı sıcak, kuraklık ve dolu gibi olaylar üretimi doğrudan etkilerken, zararların ve iklim uyumunun maliyetinin kimin tarafından karşılanacağı tarım emekçileri açısından temel sorunlardan biri haline geliyor.
“Üç hayati on yılı kaybettik”
Lozan Üniversitesi’nde ekolojik ekonomi alanında çalışan Prof. Julia Steinberger, Cenevre’deki konuşmasında fosil yakıt endüstrilerini iklim krizine karşı politikaları geciktirmek ve engellemekle suçladı.
Steinberger, son üç on yılın önemli bölümünün kaybedildiğini savunarak hükümetlerin ve sanayi çevrelerinin aldığı önlemlerin mevcut bilimsel değerlendirmelerin gerektirdiği düzeyin altında olduğunu söyledi.
Bilim insanları ile sağlık çalışanlarının yıllardır alarm verdiğini belirten Steinberger, içinde bulundukları durumu “uyarı yapan ancak dinlenmeyen Kassandra” benzetmesiyle tarif etti.
Koalisyon ise mevcut politikaların değişmemesi halinde İsviçre’de aşırı yaz sıcaklıklarının yüzyılın ortasına doğru 50 derece seviyelerine yaklaşabileceği uyarısını kampanyasının merkezine yerleştiriyor. Bu tahmin, hareketin siyasi mobilizasyon mesajının bir parçası olarak sunuluyor.
“Geleceğimizi yakmalarına izin vermeyeceğiz”
Cenevre’de konuşan İsviçre Yeşiller Partisi Başkanı Lisa Mazzone da hükümetlerin iklim politikalarını eleştirdi.
Mazzone, teknik çözümlerin büyük bölümünün bilindiğini ancak asıl eksikliğin siyasi irade olduğunu savundu.
“Geleceğimizi klimalı ofislerinde cezasız biçimde yakmalarına izin vermeyeceğiz” diyen Mazzone, iklim hareketinin yalnız bireysel yaşam biçimlerini değiştirmeye değil, ekonomik ve siyasi karar süreçlerini dönüştürmeye yönelmesi gerektiğini söyledi.
Cenevre’de iklim yasası için yeni eylem
Cenevre İklim Koalisyonu temsilcisi Matthias Delarue ise kantonal iklim yasasının durumunu gündeme taşıdı.
Delarue, 2019’daki iklim grevlerinin ardından gündeme gelen yasanın yedi yıl sonra hâlâ tamamlanmadığını belirterek sağ partilerin hedefleri zayıflatmak ve bazı takvimleri ertelemek istediğini savundu.
Koalisyon bu nedenle 1 Ekim saat 16.30’da Cenevre Büyük Konseyi önünde yeni bir gösteri düzenleyeceğini duyurdu.
Bu, eylül ayındaki mobilizasyonların tek günlük bir protesto olarak planlanmadığını da gösteriyor.
Cenevre ve Lozan’dan Fribourg’a
“50 Derecelik Yazlara Hayır!” mobilizasyonu 18 Eylül’de St. Gallen’de başladı.
Cenevre ve Lozan’daki büyük yürüyüşlerin ardından hareket 20 Eylül’de Fribourg’da devam etti. Başlangıçta Düdingen’den uzun bir yürüyüş planlanırken, organizatörler beklenenden daha yüksek katılım beklentisi nedeniyle güzergâhı değiştirerek yürüyüşü saat 17.00’de Porte de Morat’tan başlattı.
Sıradaki büyük ortak eylem günü ise 25 Eylül.
Koalisyonun güncel takvimine göre Bern, Basel, Zürih, Luzern, Chur, Thun, Baden, Bellinzona, Zug ve Biel’de gösteriler düzenlenecek. Neuchâtel’de ise mobilizasyon 2 Ekim’de devam edecek.
İklim mücadelesi çalışma hayatına taşınıyor
Cenevre ve Lozan gösterilerinin dikkat çeken yanı, iklim krizini yalnız emisyon hedefleri üzerinden tartışmaması oldu.
Sıcak havada çalışan inşaat işçisinin kaybettiği ücret, 30 dereceyi aşan kreşlerde çalışan eğitim emekçilerinin sağlığı, çiftçinin kuraklık karşısındaki üretim koşulları ve kötü yalıtılmış evlerde yaşayan kiracıların durumu aynı mobilizasyonun parçaları haline geldi.
Koalisyonun uzun vadeli hedefi de tam olarak bu kesişim üzerinden yeni bir hareket yaratmak.
İklim krizi yalnız geleceğe ilişkin bir çevre sorunu olarak değil; bugünün çalışma koşullarını, konut hakkını, sağlık hizmetlerini, gıda üretimini ve kamu bütçelerini doğrudan etkileyen toplumsal bir mesele olarak ele alınıyor.
19 Eylül’de Cenevre ve Lozan’da sokağa çıkan yaklaşık 20 bin kişinin ardından hareket şimdi başka kentlere taşınıyor.
Koalisyonun mesajı ise açık:
Aşırı sıcakların maliyeti çalışanların, kiracıların ve küçük üreticilerin üzerine bırakılamaz; iklim politikası, günlük yaşamın ve çalışma hayatının yeniden düzenlenmesi meselesidir.



