30 Ağustos’ta Girne’den Taşucu’na giderken batan Filo Jet’te yakınlarını kaybeden ve hâlâ kayıplarından haber bekleyen aileler, soruşturmanın dördüncü duruşmasında Girne Kaza Mahkemesi önündeydi. Kayıplarının fotoğraflarını taşıyan ailelerden yükselen “Yüreğimizi parçaladınız” sözü, 14 kişinin yaşamını yitirdiği, 14 kişinin ise hâlâ kayıp olduğu facianın ardından büyüyen adalet talebinin ifadesine dönüştü. Aynı duruşmada soruşturmayı genişletebilecek yeni bulgular da mahkemeye taşındı: Polis, geminin sol ön kızağındaki kırığın facia öncesinde bilindiğini ve 17 Haziran tarihli fotoğraflarda kırığın “üstünkörü” biçimde tamir edildiğinin görüldüğünü açıkladı.
Girne Kaza Mahkemesi’nin önü 18 Eylül sabahı yalnız sanıkların getirildiği bir adliye alanı değildi.
Orada, haftalardır yakınlarının cenazesini alan ya da denizden gelecek bir haberi bekleyen aileler vardı.
Filo Jet soruşturmasında tutuklu bulunan dokuz kişi dördüncü kez mahkemeye çıkarılırken, hayatını kaybeden ve kayıp yolcuların yakınları fotoğraflarla mahkeme çevresinde toplandı.
MYKibris’in bölgeden aktardığı görüntülerde polis, mahkeme çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Cadde trafiğe kapatıldı; polis zanlıların geçişi için koridor oluştururken bazı ailelerin mahkeme önünden uzaklaştırıldığı bildirildi.
Mahkeme çıkışında ise ailelerin öfkesi açık biçimde duyuldu:
“Yüreğimizi parçaladınız.”
Bir başka aile yakını, “İki evladımın hesabını kim verecek?” diye sordu.
Başka bir yakının sözleri ise doğrudan kaptana yönelikti: “Kaptanın gözümün içine bakarak konuşması lazım.”
Aileler soruşturmanın yalnız gemide bulunan personelle sınırlı kalmamasını, faciada sorumluluğu bulunan herkesin ortaya çıkarılmasını istiyor.
14 kişi öldü, 14 kişi hâlâ kayıp
Filo Denizcilik’e ait Filo Jet, 30 Ağustos’ta Girne Turizm Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket etti.
Gemide sekiz mürettebat dahil toplam 267 kişi bulunuyordu.
Gemi limandan ayrıldıktan kısa süre sonra ön kısmından su almaya başladı ve Girne’ye dönmeye çalışırken alabora olarak battı.
239 kişi kurtarıldı.
19 Eylül itibarıyla 14 kişinin yaşamını yitirdiği kesinleşmiş durumda. 14 kişi ise hâlâ kayıp. Arama çalışmaları derin su operasyonlarına uygun Optimus Prime gemisiyle sürdürülüyor.
Ailelerin mahkeme önündeki öfkesi yalnız kaybettikleri insanlardan kaynaklanmıyor.
Soruşturma ilerledikçe, geminin teknik durumuna ilişkin facia öncesine uzanan yeni bilgiler ortaya çıkıyor.
Kırık facia öncesinde biliniyor muydu?
18 Eylül’deki duruşmanın en önemli gelişmelerinden biri, zanlılardan alınan telefonlarda bulunan fotoğraf ve WhatsApp yazışmaları oldu.
Polis Müfettiş Muavini Mehmet Mannaş’ın mahkemede aktardığı bilgilere göre, yardımcı kaptanın telefonunda 17 Haziran 2026 tarihli fotoğraflar bulundu.
Polis şahadetine göre fotoğraflarda geminin sol ön kızağının uç kısmındaki kırık ve bu bölgeye yapılan tamirat görülüyor.
Mannaş, kırığın kaptanın talimatıyla bir mürettebat tarafından tamir edildiğinin tespit edildiğini ve tamiratın fotoğraflarının kaptan ile hakkında yakalama emri bulunan bir şirket yetkilisine gönderildiğini söyledi.
Mahkemeye aktarılan bu bilgiler henüz nihai teknik bilirkişi raporu veya kesinleşmiş bir mahkeme hükmü değil.
Ancak soruşturmanın temel sorusunu daha da büyütüyor:
Geminin kritik bir bölümündeki hasar biliniyorsa, Filo Jet neden yolcu taşımaya devam etti?
Ve yapılan onarım, geminin sefere elverişliliğini sağlamak için yeterli miydi?
Bu soruların teknik yanıtı henüz kesinleşmiş değil. Polis, uygun olmayan bir yerde ve uzman olmayan kişilerce yapılmış bir tamiratın tespit edilmesi halinde soruşturmanın hukuki seyrinin değişebileceğini mahkemeye bildirdi.
Kayıp yolcunun videosunda da kırık görülmüştü
Kırık kızak meselesi ilk kez 18 Eylül’de ortaya çıkmadı.
Önceki duruşmada polis, hâlâ kayıp olan yolculardan birinin facia sırasında ailesine gönderdiği video kaydına ulaşıldığını açıklamıştı.
Soruşturma makamlarına göre videoda geminin sol ön kızağının kırık olduğu görülüyordu.
Görüntü bilirkişi incelemesine gönderildi.
Yeni bulunan 17 Haziran tarihli fotoğraflar ise kırığın yalnız batma anında ortaya çıkmış olmayabileceği ihtimalini soruşturmanın merkezine taşıdı.
Bir tarafta facia sırasında çekilen ve kırığı gösterdiği belirtilen video var.
Diğer tarafta ise kazadan iki buçuk ay öncesine ait olduğu belirtilen kırık ve tamirat fotoğrafları.
Bu iki materyal arasındaki bağlantının kesin biçimde kurulması, teknik bilirkişi incelemesine bağlı olacak.
300’den fazla ifade, beş aranan kişi
Filo Jet soruşturması giderek genişliyor.
18 Eylül’de mahkemeye aktarılan bilgilere göre polis bugüne kadar 300’den fazla kişinin ifadesini aldı. Türkiye ve KKTC’de çok sayıda kuruma yazılar gönderildi.
Haklarında yakalama kararı bulunan beş kişinin ise hâlâ arandığı bildirildi.
Soruşturma kapsamında geminin geçmiş bakım ve denetim kayıtları da inceleniyor.
Polis, geminin 2003 yılında geçirdiği önceki kazaya ilişkin farklı dillerde hazırlanmış raporların Türkçeye çevrilmesinin sürdüğünü açıkladı.
Türk Loydu’ndan da belge beklendiği, Limanlar Dairesi’nin yükümlülüklerinin ve gemiye sefer izni verilmeden önce hangi kriterlerin değerlendirildiğinin araştırıldığı belirtildi.
Geminin kara kutusuna ise henüz ulaşılamadı. Türkiye’den teknik bilirkişi heyeti talep edildi.
Böylece soruşturma artık yalnız “gemi nasıl battı?” sorusuyla sınırlı değil.
Geminin geçmiş hasarları biliniyor muydu?
Bakımlar nasıl yapıldı?
Denetimler yeterli miydi?
Geminin sefere çıkmasına hangi kurumlar ve hangi belgelerle izin verdi?
Şirket yönetimi teknik sorunlardan ne ölçüde haberdardı?
Bu soruların yanıtları henüz yargı sürecinde ortaya çıkacak.
Dokuz zanlıya yedi gün daha tutukluluk
Soruşturma kapsamında şirket direktörü, kaptan, ikinci kaptan, iki makinist ve dört mürettebat olmak üzere dokuz kişi hakkında “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması bulunuyor.
Girne Kaza Mahkemesi, soruşturmanın henüz tamamlanmadığını dikkate alarak dokuz zanlının tutukluluk süresini yedi gün daha uzattı.
Bu aşamada zanlılar hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor. Sorumluluğun kimlere ve hangi düzeyde ait olduğu devam eden soruşturma ve yargılama sonucunda belirlenecek.
Ancak ailelerin talebi, soruşturmanın gemideki kişilerle sınırlandırılmaması.
Mahkeme önündeki protestolarda şirket sahipleri ve denetim süreçlerinde sorumluluğu bulunabilecek kişilerin de araştırılması istendi.
Bakan görevden alındı, devletin denetim sorumluluğu tartışılmaya devam ediyor
Facianın ardından dönemin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı 2 Eylül’de görevden alındı. Arıklı daha sonra yaptığı açıklamalarda, kendisiyle ilgili bir ihmal veya kusur tespit edilmesi durumunda yargı önünde hesap vermekten çekinmeyeceğini söyledi.
Ancak bakanın görevden alınması, geminin denetim ve izin süreçlerine ilişkin soruları ortadan kaldırmış değil.
Polisin Limanlar Dairesi’nin yükümlülüklerini ve Filo Jet’e izin verilmeden önce hangi kriterlerin dikkate alındığını araştırması, kamu denetiminin de soruşturmanın parçalarından biri olduğunu gösteriyor.
Ailelerin beklediği de bu zincirin tamamının açığa çıkarılması.
Yalnız dümenin başında kim vardı?
Yalnız tamiri kim yaptı?
değil;
hasarı kim biliyordu,
kim denetledi,
kim sefere izin verdi,
şirket içinde bilgi nereye kadar ulaştı
sorularının da yanıtlanması gerekiyor.
“Yüreğimizi parçaladınız”
Filo Jet battıktan üç haftaya yakın süre sonra 14 ailenin cenaze acısı kesinleşmiş durumda.
14 aile ise hâlâ bir haber bekliyor.
Mahkeme önünde taşınan fotoğrafların ve “Yüreğimizi parçaladınız” sözünün arkasında tam da bu bekleyiş var.
Önümüzdeki duruşmalarda teknik raporlar, telefonlardaki yazışmalar, geminin geçmiş kaza ve bakım kayıtları ve sefer izinlerinin nasıl verildiğine ilişkin belgeler soruşturmanın yönünü belirleyecek.
Aileler açısından ise mesele yalnız Filo Jet’in neden battığını öğrenmek değil.
Kimin bildiğinin, kimin karar verdiğinin ve hangi ihmallerin 267 kişinin bulunduğu bir geminin denize açılmasına izin verdiğinin ortaya çıkarılmasını istiyorlar.
Çünkü mahkeme önündeki tek cümle, facianın üzerinden haftalar geçmesine rağmen değişmedi:
“Yüreğimizi parçaladınız.”



