fbpx

Steinmeier: “Birinci ve ikinci sınıf yurttaş yoktur”

Paylaş

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, göç geçmişi bulunan yurttaşların dışlanmasına ve “völkisch” olarak tanımlanan etnik-milliyetçi anlayışa karşı çıktı. Almanya’nın sağlık, bakım ve özel sektör dahil geniş alanlarda göçe ihtiyaç duyduğunu söyleyen Steinmeier, aynı konuşmada göçün yarattığı sorunların ele alınması ve ülkeden ayrılması gerekenlerin gönderilmesi gerektiğini de savundu.

Steinmeier’den “völkisch tecrit” uyarısı

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, 25 Ağustos’ta Berlin’de düzenlenen “Zuhause in Deutschland. Wie wir miteinander leben” (Almanya’da evde: Birlikte nasıl yaşıyoruz?) başlıklı etkinlikte göç ve yurttaşlık üzerine konuştu.

Steinmeier, Almanya’nın dışlama yerine toplumsal birlikteliği seçmesi ve “völkisch tecrit hayalleri” kuranlara karşı çıkması gerektiğini söyledi.

Alman Anayasası açısından “Alman halkının” sonradan Alman yurttaşlığına geçenleri de kapsadığını vurgulayan Steinmeier, “Birinci veya ikinci sınıf yurttaş yoktur” dedi.

Steinmeier’e göre anayasa, “aynı kandan oluşan bir halk topluluğu” veya “Biodeutsche” olarak adlandırılan, köken bakımından Alman kabul edilen yurttaşlara ayrıcalık tanımıyor.

Cumhurbaşkanı, Almanlığın kategorilere ayrılması ve yurttaşlık haklarının bireyler yerine ait oldukları gruba göre dağıtılması girişimlerinin anayasal düzene yönelik bir saldırı anlamına geleceğini söyledi.

AfD’nin adını vermedi

Steinmeier konuşmasında aşırı sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) adını doğrudan anmadı.

Ancak Alman basınında açıklamalar, göçmenlerin ve Alman yurttaşlığına sonradan geçenlerin aidiyetini sorgulayan, göçün tersine çevrilmesini ve kapsamlı sınır dışı politikalarını savunan sağ ve aşırı sağ çevrelere yönelik bir çıkış olarak değerlendirildi.

Bu ayrımı korumak önemli: Steinmeier doğrudan “AfD’yi eleştiriyorum” demedi. AfD bağlantısı, konuşmanın siyasi bağlamına ilişkin basın değerlendirmesi.

Konuşma ayrıca Sachsen-Anhalt, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’daki eyalet seçimleri öncesinde gerçekleşti.

“Almanya’nın göçe ihtiyacı var”

Steinmeier’in konuşması yalnızca yurttaşlık ve ayrımcılık üzerine değildi. Cumhurbaşkanı, göçün Almanya’nın ekonomik ve demografik yapısındaki yerini de açık biçimde ortaya koydu.

“Ülke olarak göçe ihtiyacımız var; işleyebilmek için buna ihtiyacımız var” diyen Steinmeier, hastaneleri, yaşlı bakım evlerini ve bakım kuruluşlarını örnek gösterdi. Göçmen emeğine duyulan ihtiyacın artık özel ekonominin geniş kesimleri için de geçerli olduğunu söyledi.

Steinmeier, yerel şirketlerin ihtiyaç duydukları işçi ve çalışanları bulabilmesini ve mühendis açığının kapatılmasını göçün sağladığı yararlar arasında sıraladı. Genç nüfusun yaşlanan topluma karşı etkisine de işaret etti.

Bu sözler Almanya’daki göç tartışmasının maddi bir boyutunu görünür kılıyor: Göç yalnızca kültür, kimlik veya sınır tartışması değil; yaşlanan nüfus, emek arzı, sağlık ve bakım hizmetlerinin devamlılığı ile işletmelerin işgücü ihtiyacıyla da bağlantılı.

Göçmen işçiler böylece bir taraftan sağ ve aşırı sağ siyasetin hedefi haline gelirken diğer taraftan Alman ekonomisinin ve kamu hizmetlerinin birçok alanında ihtiyaç duyulan emek gücünün bir bölümünü oluşturuyor.

Eşit yurttaşlık ile sınır rejimi arasındaki çizgi

Steinmeier’in yaklaşımı bununla birlikte koşulsuz bir açık sınır veya herkes için kalıcı oturum politikasını içermiyor.

Cumhurbaşkanı, göç nedeniyle kendisini aşırı yük altında hisseden insanların kaygılarının siyaseten ele alınması gerektiğini savundu. Okul, konut ve sağlık hizmetlerine herkesin erişebilmesi gerektiğini söylerken şu ayrımı da yaptı: Kalmasına izin verilenlerin topluma ait olabilmesi gerektiğini, ancak gitmesi gerekenlerin de gerçekten gitmesi gerektiğini belirtti.

Dolayısıyla konuşma iki farklı siyasi çizgiyi aynı anda taşıyor.

Bir tarafta yurttaşlığı kan ve soy üzerinden tanımlayan etnik-milliyetçi anlayışın reddedilmesi ve Alman yurttaşları arasında kökene dayalı hukuki hiyerarşi kurulmasına karşı çıkış bulunuyor.

Diğer tarafta ise devletin göçü ekonomik ve demografik ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlemesi, kimin ülkede kalabileceğini belirlemesi ve oturum hakkı bulunmadığına karar verilen kişilerin sınır dışı edilmesi anlayışı korunuyor.

Bu ayrım, Steinmeier’in konuşmasını göçmenler açısından yalnızca bir “hoşgörü çağrısı” olarak okumayı yetersiz kılıyor. Almanya’nın ihtiyaç duyduğu göçmen emeğinin hangi haklarla, hangi çalışma koşullarında ve ne ölçüde kalıcı toplumsal ve siyasal haklara sahip olarak ülkede yaşayacağı sorusu ortada duruyor.

Steinmeier’in sözlerinin göçmenler açısından maddi karşılığı da yalnızca cumhurbaşkanının söylemiyle değil; federal hükümetin çalışma, iltica, vatandaşlık ve sınır dışı politikalarıyla belirlenecek.

Kaynaklar

  • Almanya Cumhurbaşkanlığı / Frank-Walter Steinmeier’in 25 Ağustos 2026 tarihli etkinliği
  • ARD Tagesschau, 25 Ağustos 2026
  • ZDFheute, 25 Ağustos 2026
  • Deutsche Presse-Agentur (dpa), 25 Ağustos 2026
  • Deutschlandfunk, 25 Ağustos 2026