Almanya’nın Münih kentinde 13 Şubat 2025’te düzenlenen ver.di sendikasının yürüyüşüne otomobiliyle dalarak iki kişinin ölümüne, onlarca kişinin yaralanmasına neden olan Afganistan vatandaşı Farhad N., ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığın suçunun “özellikle ağır” olduğuna hükmederek erken tahliye olasılığını da büyük ölçüde ortadan kaldırdı.
Münih Eyalet Mahkemesi, kimliği Alman basınında yalnızca Farhad N. olarak açıklanan 25 yaşındaki sanığı, iki kez kasten öldürme, 23 kez öldürmeye teşebbüs ve çok sayıda yaralama suçundan mahkûm etti. Alman hukukunda verilen “özellikle ağır suçluluk” (besondere Schwere der Schuld) kararı, ömür boyu hapis cezası alan sanıkların 15 yıl sonra şartlı tahliyeden yararlanabilmesinin önünü fiilen kapatıyor.
Sendika yürüyüşünü hedef aldı
Saldırı, 13 Şubat 2025’te, yaklaşık 1.400 kişinin katıldığı ver.di sendikasının ücret artışı talebiyle düzenlediği yürüyüş sırasında gerçekleşmişti. Farhad N., kullandığı araçla polis bariyerini aşarak kortejin içine daldı.
Saldırıda 37 yaşındaki bir kadın ile iki yaşındaki kızı yaşamını yitirirken, 44 kişi de ağır ve hafif şekilde yaralandı. Mahkeme Başkanı Michael Hoehne, daha fazla kişinin yaşamını yitirmemesinin tek nedeninin aracın çarptığı insanların etkisiyle durabilmesi olduğunu belirtti.
Mahkeme: Dini saiklerle hareket etti
Yargılama boyunca Federal Savcılık, sanığın saldırıyı İslamcı saiklerle gerçekleştirdiğini savundu. Savcılığa göre Farhad N., eylemi “Müslüman ülkelerde yaşanan acılara karşılık vermek” amacıyla yaptığını ifade etti ve Almanya’da rastgele seçilmiş insanları hedef aldı. Ancak soruşturmada sanığın herhangi bir terör örgütünün doğrudan üyesi olduğuna ilişkin somut bir delile ulaşılamadı.
Mahkeme de sanığın ideolojik ve dini motivasyonla hareket ettiğine hükmetti. Yargıç Hoehne, sanığın “kırılgan bir öz saygıya sahip olduğunu” ve kendisi hakkında idealize edilmiş bir kimlik oluşturma çabası içinde bulunduğunu ifade etti.
Psikiyatri talebi reddedildi
Sanık avukatları, Farhad N.’nin ruhsal sorunları bulunduğunu öne sürerek ceza yerine psikiyatri kliniğine yatırılmasını talep etti. Mahkeme ise sanığın cezai ehliyetinin tam olduğuna karar vererek bu talebi reddetti ve ömür boyu hapis cezası verdi.
Göç tartışmalarını alevlendirmişti
Saldırı, Münih Güvenlik Konferansı’nın başlamasına günler kala ve Almanya’daki 2025 genel seçimlerinden kısa süre önce gerçekleşmiş, ülkede göç ve güvenlik politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşımıştı. Aşırı sağ partiler saldırıyı göçmen karşıtı politikalarını güçlendirmek için kullanırken, sendikalar ve çok sayıda demokratik kitle örgütü ise saldırının göçmenlere yönelik nefret söylemini meşrulaştırmak için araçsallaştırılmaması çağrısında bulunmuştu. Özellikle yaşamını yitiren anne ve çocuğun ailesi de yargılama sürecinde yaptıkları açıklamada, saldırının siyasi nefret kampanyalarına malzeme edilmemesini istemişti.
Bu yönüyle dava, yalnızca ağır bir terör saldırısının yargılanması değil; aynı zamanda Almanya’da göç, güvenlik ve toplumsal kutuplaşma tartışmalarının kesiştiği sembolik davalardan biri olarak değerlendiriliyor.



