fbpx

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Masal oku

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

sakarya escort bayan

marsbahis

deneme bonusu

deneme bonusu

tipobet güncel adres

maritbet

Hacklink panel

test55

Hacklink panel

Hacklink giriş

istanbulbahis

sakarya escort

jojobet

jojobet

jojobet

jojobet

deneme bonusu

kralbet

piabet

padişahbet

marsbahis

casibom

casibom

betsin

cialis fiyat

viagra 100 mg fiyat

cialis fiyat

meritking

deneme bonusu

meritking

crypto scam

meritking

meritking

madridbet

meritking

doeda

viagra 100 mg

tadalafil 5 mg

viagra fiyat

viagra fiyatı

cialis 100 mg

vega 100 mg

cobra 130 mg

spyhackerz

jojobet

şanlıurfa konteyner

jojobet güncel giriş

Pusulabet

grandpashabet

imajbet

artemisbet giriş

marsbahis

deneme bonusu

jojobet güncel giriş

superbetin

sam pacetti

deneme bonusu

deneme bonusu

vdcasino

vdcasino

1xbet

vdcasino

giftcardmall/mygift

kulisbet

mavibet giriş

mavibet

bets10 sorunsuz giriş

nerobet

Marmaris Tekne Turu

matbet giriş

jojobet

cialis 20 mg fiyat

perabet

perabet giriş

casibom giriş

nakitbahis

deneme bonusu

deneme bonusu

deneme bonusu

taraftarium

Earn money link shortener

porno

vdcasino giriş

dizipal

dizipal

vdcasino giriş

vdcasino

casibom

Hacking Forum

holiganbet

İsviçre’de kapalı kapılar ardındaki bekleyiş – Dr. Elife Biçer – Deveci*

Paylaş

Özellikle kadınların yüksek femizid oranları olan ülkelere geri gönderilmesinde çok daha güçlü ve bağlayıcı koruma mekanizmaları kurulmalı. Toplumsal cinsiyet temelli zulüm, iltica süreçlerinde ikincil unsur değil, doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren merkezi bir neden olarak ele alınmalı.

Gamze Yılmaz’ın geçen hafta Zürih’teki ZAA Geri Gönderme Merkezi’nden yazdığı mektup, İsviçre’nin ortasında büyüyen bir çığlığı duyuruyor. Bu mektup, kapalı kapılar ardındaki bekleyişin ve çoğu zaman görmezden gelinen şiddet düzeninin tanıklığı. Gamze yalnız değil; yanında 53 yaşındaki Mardinli Gülden Öztürk ve üç aylık hamile Etiyopyalı Yordanos Yared Tedla da aynı belirsizliği yaşıyor. Bu insanlar hüküm giymiş değil, haklarında ceza yok ama özgürlükleri ellerinden alınmış. Gamze’nin ifadesiyle görünmez bir ceza çekiyorlar.

Gamze, merkezin Zürih Havalimanı’na yakınlığını ve gün boyu duyulan uçak seslerinin içerideki kadınlar için nasıl bir korkuya dönüştüğünü anlatıyor: Dışarıdakiler için yolculuk anlamına gelen her ses, içeridekiler için zorla bindirilecekleri uçağın habercisi olabilir.

Bu görünmez ceza, İsviçre’nin iltica ve sınır dışı rejiminin en karanlık alanlarından birine işaret ediyor. Geri gönderme merkezleri, demokratik hukuk devletinin anlatısının dışına düşen mekânlar gibi işliyor; insan hakları, yaşam hakkı ve kadınların şiddetten korunması çoğu zaman kâğıt üzerinde kalıyor. SEM’in hızlandırılmış prosedürlerinde ve bürokratik dilinde açılan bu kara delik, demokrasi ve insan hakları üzerine kurduğumuz güvenli cümleleri içine çekiyor. Hannah Arendt’in “haklara sahip olma hakkı” tezi burada anlam kazanıyor; mesele yalnızca aidiyet değil, tehlikedeyken sesinin kim tarafından duyulacağı ve hayatının kim tarafından korunmaya değer görüleceğidir.

Görünürlük ve tesadüfi dayanışma

Son aylarda kamuoyu baskısıyla bazı sınır dışı kararları durdurulabildi. Bu, dayanışmanın hayat kurtarabileceğini gösteriyor ama acı gerçek şu ki yaşama şansı artık çoğu zaman görünürlüğe bağlı hâle geliyor. Kimin hikâyesi duyuluyor? Kimin dosya numaraları arasında kaybolup gittiğini bilmiyoruz; çünkü bilmemek bu sistemin bir parçası hâline getirildi. Bugün merkezlerde kaç kişinin beklediğini, kaçının gönderildiğinde hapse atılacağını veya işkenceyle karşılaşacağını, kaç kadının ise devlet hapishanelerinde değil, aile şiddetiyle ölüm tehlikesi altında olduğunu bilmiyoruz.

Kadınlar açısından bu şiddet daha da derinleşiyor. Sınır dışı kararı, bazı kadınlar için yalnızca ülke değiştirmek değil; ölüm tehdidinin, aile içi şiddetin, namus adı verilen erkek şiddetinin ya da politik baskının içine geri itilmek anlamına geliyor. Femizid bu yüzden bireysel değil, politiktir. Demokratik devletler bu kararlarla bu politikanın parçası hâline gelir. Feminist filozof Judith Butler’ın “hangi hayatlar yas tutulabilir?” sorusu burada ağırlaşıyor: Sınır dışı edildikten sonra öldürülen bir kadının ölümü hangi istatistiğe, hangi devletin sorumluluğuna yazılır? Yoksa dosya kapandığında hayat da mı kapanır?

Güvenlik kimin İçin?

İsviçre’nin ikilemi burada başlıyor. Bir yandan kendi içinde kadın cinayetlerini önlemekte zorlanan bir ülke. Stop Femizid’in verilerine göre 2025’te İsviçre’de en az 26 kadın ve kız çocuğu femizid sonucu öldürüldü; bu yaklaşık iki haftada bir kadın demek. Türkiye’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre aynı yıl 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Sayılar farklı ölçeklerde görünse de nüfusa oranlandığında İsviçre’nin de erkek şiddetinden azade olmadığı ortaya çıkıyor. Kendi içinde kadın cinayetlerini önleyemeyen bir devlet, hangi ahlaki ve politik güvenle ölüm tehdidi altındaki kadınları başka ülkelere geri gönderme kararı alıyor? Bu yalnızca idari bir hata değil, politik bir tercihtir.

Mesele birkaç istisnai vakanın durdurulmasıyla çözülemez. Temel bir değişim şart: Özellikle kadınların yüksek femizid oranları olan ülkelere geri gönderilmesinde çok daha güçlü ve bağlayıcı koruma mekanizmaları kurulmalı. Toplumsal cinsiyet temelli zulüm, iltica süreçlerinde ikincil unsur değil, doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren merkezi bir neden olarak ele alınmalı. Bunun ötesinde, sınır dışı edilen kişilerin akıbetini aylarca takip edecek bağımsız bir kuruma ihtiyaç var. Bu kurum, yerel kadın örgütleri ve avukatlarla temas kurup ölüm tehdidi ya da ağır hak ihlali durumunda müdahale edebilmeli.

Siyasi İrade ve sivil toplumun rolü

İsviçre böyle bir kurumu mali olarak kurabilir ama politik olarak zor, çünkü bu kurum sınır dışı kararlarının sonuçlarını görünür kılar. Sistemin rahatlığı görünmezliğe dayanıyor; uçağa bindirilenin hikâyesi dosyadan düşüyor. Devlet bunu yapmazsa, göçmen örgütleri bağımsız ve gerektiğinde gayriresmî işleyen bir izleme ve dayanışma ağı kurmak zorunda. Bu, devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ama görmezden gelinen hayatların tamamen karanlığa gömülmesini engeller.

Gamze’nin mektubundaki en çarpıcı çağrı ise: “Lütfen bizi sadece dosya numaralarından, istatistiklerden ya da sınır dışı edilmesi beklenen insanlar olarak görmeyin. Biz insanız.” Bu basit cümle, bütün iltica rejimine yöneltilmiş en temel itirazdır. Çünkü sistem bunun tam tersini yaparak çalışıyor: insanı dosyaya, korkuyu şüpheye, ölüm tehdidini prosedüre, çığlığı sessizliğe çeviriyor. Gamze’nin mektubu bize bir kez daha hatırlatıyor: Bir toplumun gerçekliği, en çok görmediği insanlara ne yaptığı yerde ortaya çıkar.

* Dr. Elife Biçer-Deveci, tarihçi-yazar, Windisch Belediye Meclisi üyesi