fbpx

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Backlink paketleri

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Illuminati

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink Panel

Hacklink

Masal oku

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink panel

Masal Oku

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink Panel

Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink

Buy Hacklink

Hacklink

Hacklink

Hacklink satın al

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Hacklink panel

Masal Oku

Hacklink panel

Hacklink satın al

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacklink Panel

Hacking forum

betasus

Google

marsbahis

bahiscasino

ultrabet

deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu veren siteler

casibom

holiganbet

jojobet giriş

deneme bonusu

vdcasino

vdcasino

vdcasino

romabet

betgaranti

grandpashabet

casinowon

royalbet

limanbet

marsbahis

betnano

parmabet

kingroyal

jojobet giriş

jojobet

aresbet

marsbahis

limanbet

royalbet

mislibet

aresbet

royalbet

parmabet

betgit

Hacklink panel

jojobet

jojobet

jojobet

parmabet

tümbet

tümbet giriş

onwin

padişahbet

realbahis

sonbahis

cratosslot

new unblocked games 76

deneme bonusu

deneme bonusu

deneme bonusu

mavibet giriş

timebet

betpark

maritbet

casibom giriş

meritbet

meritbet giriş

uyuşturucu satın al

xxxx

runtobet

runtobet giriş

casibom giriş

1xbet

pokerklas

tarafbet

marsbahis, marsbahis giriş

cratosroyalbet

jojobet

jojobet güncel giriş

tümbet giriş

deneme bonusu

casibom giriş

grandpashabet

betper

kingroyal

ikimisli

sakarya escort bayan

casibom giriş

Starzbet

Starzbet

betbox

casibom

casibom güncel giriş

mavibet giriş

meritking

dedektör

marsbahis

jojobet

Betsin Güncel Giriş

holiganbet giriş

jojobet güncel giriş

holiganbet

süperbetin

betsat

jojobet

sweet bonanza

mavibet

mavibet giriş

setrabet

jojobet

anadoluslot

jojobet giriş

jojobet giriş

meritking

meritking giriş

meritking güncel giriş

kingroyal

bets10

bets10 giriş

aresbet

mislibet giriş

gobahis

limanbet

mislibet

mavibet

mavibet giriş

mavibet

aresbet giriş

kavbet

kavbet giriş

ikimisli giriş

ikimisli

ikimisli giriş

ultrabet

ultrabet giriş

mavibet

romabet

meritking

deneme bonusu veren siteler

jojobet

meritking

deneme bonusu

deneme bonusu

deneme bonusu

tipobet güncel adres

maritbet

Hacklink panel

Dünya Mülteciler Günü: Sınırlar yükseldikçe mezarlıklar büyüyor. Mülteci krizi değil insanlık krizi

Paylaş

Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı yürürlüğe girerken, sertleşen sınır politikaları göç yollarını daha ölümcül hale getiriyor; milyonlarca mülteci ve yerinden edilmiş çocuk daha büyük bir belirsizlikle karşı karşıya kalıyor.

2024–2026 Yılları Arası Küresel Göç Yolları Can Kayıpları Raporu
Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) “Kaybolan Göçmenler Projesi” (Missing Migrants Project) ve Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılından 2026’nın ilk yarısına kadar olan süreç, göç yollarında küresel ölçekte en fazla can kaybının yaşandığı dönemlerden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Göç rotalarının sertleşmesi, sınır önlemlerinin artırılması ve güzergahların daha tehlikeli bölgelere kayması, can kayıplarının yüksek kalmasındaki en büyük etkenlerdir.
İşte son yıllara ait veriler doğrultusunda hazırlanan kapsamlı rapor:

  • Yıllara Göre Genel Bilanço
    2024 Yılı (Rekor Seviye): 2024 yılı, kayıtların tutulmaya başlandığı 2014 yılından bu yana en ölümcül yıl olmuştur. Dünya genelinde en az 8.938 göçmen ve mülteci yaşamını yitirmiş ya da kaybolmuştur.
    2025 Yılı (Süreğen Kriz): 2025 yılında can kayıplarında hafif bir düşüş gözlense de kriz ciddiyetini korumuştur. Yıl boyunca dünya genelinde en az 7.900 ölüm ve kayıp belgelenmiştir. Bu, günde ortalama 21 göçmenin hayatını kaybettiği anlamına gelmektedir. Resmi olarak doğrulanamayan ancak denizde kaybolduğu tahmin edilen yaklaşık 1.500 ek vaka bulunmaktadır.
    2026 Yılı (Mevcut Durum): 2026’nın ilk aylarından itibaren Akdeniz başta olmak üzere ölümcül trendler devam etmektedir. Özellikle yılın ilk iki ayında Akdeniz’de 600’den fazla can kaybı kaydedilerek önceki yılların aynı dönemlerine göre ciddi bir artış yaşanmıştır.
  • Rotalara Göre Can Kaybı Analizi
    A. Avrupa ve Akdeniz Rotası (En Ölümcül Bölge)
    Avrupa’ya ulaşmaya çalışan mülteciler için Akdeniz ve Atlas Okyanusu (Kanarya Adaları) hatları dünyanın en tehlikeli su yolları olmayı sürdürmektedir.
    Merkezi Akdeniz: 2024’te 2.452 kişi, 2025’te ise yalnızca deniz yollarında 3.400’den fazla kişi hayatını kaybetmiştir (küresel ölümlerin yaklaşık %43’ü).
    Batı Afrika / Atlantik Rotası: Kanarya Adaları’na doğru yapılan yolculuklar, sınır önlemlerinin sıkılaşması nedeniyle daha uzun ve riskli hale gelmiştir. 2025 yılında bu rotada en az 1.214 ölüm kaydedilmiştir. Birçok tekne açık denizde sürüklenerek Güney Amerika (Brezilya) veya Karayipler kıyılarına kadar ulaşmıştır.
    B. Asya Rotası
    Asya, özellikle Afganistan ve Myanmar’dan (Rohingya Müslümanları) kaçanların yoğunluğu nedeniyle son üç yıldır üst üste kendi rekorunu kırmaktadır.
    2024 yılında Asya genelinde 2.778 can kaybı doğrulanmıştır.
    2025 yılında bu sayı daha da artarak 3.300’ün üzerine çıkmıştır. Hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunu (yaklaşık 1.500 kişi) Afgan sığınmacılar ve Bengal Körfezi ile Andaman Denizi’ni geçmeye çalışan Rohingyalar oluşturmaktadır.
    C. Afrika ve Doğu Rotası
    Afrika kıtası genelinde 2024’te 2.242 ölüm raporlanmıştır.
    Doğu Rotası: Afrika Boynuzu’ndan (Etiyopya, Somali) Yemen ve Körfez ülkelerine geçmeye çalışan mültecilerin kullandığı bu hat üzerinde, 2024’te 558 olan ölüm sayısı 2025’te 922’ye yükselmiştir. Ayrıca son dönemde Doğu Afrika’dan Güney Afrika’ya doğru yeni iş gücü talepleri nedeniyle göç hareketliliği ve buna bağlı riskler artmıştır.
    D. Amerika Kıtası
    Meksika – ABD Sınırı ve Darién Geçidi: Amerika kıtasındaki kuzeye doğru göç hareketlerinde, kolluk kuvvetlerinin artan önlemleri nedeniyle 2025 yılında 2024’e kıyasla belirgin bir azalma yaşanmıştır. 2025 yılında Amerika genelinde 414 ölüm belgelenmiştir; bu sayı Karayipler (134) ve Kuzey Amerika (131) başta olmak üzere 2014’ten bu yana kaydedilen en düşük seviyedir.
  • Temel Ölüm Nedenleri
    IOM verilerine göre mülteci ölümlerinin arkasındaki en büyük nedenler şu şekilde sıralanmaktadır:
  • Boğulma (Açık Ara En Yüksek Seviye): Deniz ve nehir geçişlerindeki kazalar.
  • Zorlu Çevre Koşulları: Çöl, orman (Darién gibi) veya dağlık alanlarda açlık, susuzluk ve hipotermi/aşırı sıcaklar.
  • Tehlikeli Ulaşım/Araç Kazaları: İnsan kaçakçılarının kullandığı güvensiz kamyonlar veya saklanılan gizli bölmeler.
  • Şiddet Olayları: Sınır hatlarındaki çatışmalar, çete saldırıları veya insan kaçakçılarının kötü muamelesi.

Avrupa Birliği Göç ve İltica Paktı 2026: Mültecileri ve Göçmenleri Neler Bekliyor?-Yeni Mülteci Paktı Nedir ve Neden Bu Kadar Tartışılıyor?

12 Haziran 2026 tarihinde Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı (Pact on Migration and
Asylum) uygulamaya giriyor.

Avrupa Komisyonu ve AB kurumları bu reformu uzun süredir “daha hızlı”, “daha verimli” ve
“daha sürdürülebilir” bir iltica sistemi olarak sunuyor. Ancak mülteci örgütleri, insan hakları
kuruluşları ve göçmen dayanışma ağları açısından tablo çok daha farklı görünüyor.
Çünkü yeni pakt yalnızca teknik bir düzenleme değil; Avrupa’nın göç ve iltica politikasındaki
yön değişikliğinin en kapsamlı ifadesidir.

Bu değişimin merkezinde artık koruma hakkı değil, sınır kontrolü bulunmaktadır.
Son yıllarda Avrupa Birliği’nin göç politikaları giderek daha fazla şu soruya odaklanmaktadır:
“Bu kişinin korunmaya ihtiyacı var mı?” yerine,
“Bu kişinin Avrupa’ya ulaşmasını veya Avrupa’da kalmasını nasıl engelleyebiliriz?”
Yeni pakt tam da bu yaklaşım üzerine inşa edilmiştir.

Avrupa’nın İltica Sisteminde Ne Değişiyor?

AB Göç ve İltica Paktı birçok yeni düzenleme içeriyor. Bunların en önemlileri şunlardır:

  1. Sınır Prosedürlerinin Yaygınlaştırılması

Yeni sistemde birçok kişi, Avrupa Birliği topraklarına ulaştıktan sonra normal iltica
prosedürüne değil, “sınır prosedürü” olarak adlandırılan hızlandırılmış bir sisteme
yönlendirilecek.

Bu sistemde:

● Başvurular çok daha kısa sürelerde incelenecek,
● İnsanlar kapalı veya yarı kapalı merkezler denilen gözaltı merkezlerinde tutulacak,
● Ret kararları daha hızlı verilebilecek,
● Geri gönderme süreçleri başvuruyla birlikte işletilebilecek.

İnsan hakları örgütlerinin temel kaygısı burada ortaya çıkıyor.
Çünkü zulümden, savaştan veya siyasi baskıdan kaçan insanların gerekli belgeleri yanında
getirmesinin mümkün olmadığı durumlar ve yaşanan travmalar düşünüldüğünde hızlı
prosedürler, gerçek koruma ihtiyacı olan kişilerin haklarını savunmasını zorlaştıracak.
Sığınma hakkının ihlaline dönüşecek.

  1. Dublin Sistemi Devam Ediyor, Hatta Güçleniyor

Yeni pakt Dublin sistemini kaldırmıyor.
Tam tersine, Dublin mantığını daha etkin hale getiriyor.

Yeni düzenlemelere göre:
● Kara, hava veya deniz yoluyla ilk giriş yapılan ülkenin sorumluluğu 20 aya kadar
devam edebilecek.
● Arama ve kurtarma operasyonları sonucunda ulaşılan ülkelerin sorumluluğu 12 aya
kadar sürebilecek.
● Dublin transferleri için prosedürler hızlandırılacak.

Bu durum özellikle Avrupa’nın dış sınırlarında bulunan ülkelerdeki baskıyı artırırken,
mültecilerin Avrupa içinde serbest hareket etmesini daha da zorlaştırıyor.

  1. Güvenli Üçüncü Ülke Politikası Genişletiliyor

Yeni sistemin en tartışmalı unsurlarından biri de budur.
Avrupa Birliği giderek daha fazla başvuruyu esasından incelemek yerine, başvuru sahibinin
başka bir ülkeye gönderilip gönderilemeyeceğine odaklanıyor.
Bu yaklaşımın sonucu olarak:

● Transit geçilen ülkeler daha fazla önem kazanıyor,
● Avrupa dışındaki ülkelerle geri kabul anlaşmaları yaygınlaşıyor,
● İltica prosedürlerinin Avrupa dışına taşınmasının hukuki zemini genişliyor.
İtalya-Arnavutluk modeli ve daha önce tartışılan Birleşik Krallık-Ruanda planı bu yaklaşımın
örnekleri olarak gösteriliyor.

Eurodac Reformu: Yeni Paktın Görünmeyen Yüzü

Yeni Göç ve İltica Paktı’nın en az konuşulan ama en önemli unsurlarından biri Eurodac
reformudur.

Eurodac uzun yıllar boyunca Dublin sistemi için kullanılan bir parmak izi veri tabanıydı.
Artık bundan çok daha fazlası olacak.

Yeni sistemde:
● Parmak izleri,
● Yüz görüntüleri,
● Kimlik bilgileri,
● İltica süreçleri,
● Geri gönderme kararları,
● Düzensiz giriş kayıtları
tek bir Avrupa veri mimarisi içinde birleştirilecek.
Biyometrik kayıt yaşı 14’ten 6’ya düşürülüyor.
Eurodac ayrıca SIS, VIS, EES ve ETIAS gibi diğer Avrupa veri sistemleriyle daha fazla
entegre hale geliyor.

Bu nedenle birçok insan hakları örgütü Eurodac’ı artık yalnızca bir iltica veri tabanı olarak
değil, Avrupa çapında bir göç kontrol altyapısı olarak değerlendiriyor.

Yeni Pakt Mülteciler İçin Ne Anlama Geliyor?

Birçok mülteci için en somut sonuçlar şunlar olacak:
● Daha fazla biyometrik kayıt,
● Daha yoğun veri paylaşımı,
● Daha sıkı Dublin uygulamaları,
● Daha hızlı transferler,
● Daha hızlı geri gönderme girişimleri,
● Daha fazla sınır prosedürü.

Bu durum özellikle sınır ülkelerinde iltica başvurusu yapmak zorunda kalan insanlar
açısından ciddi riskler yaratıyor.

İnsan Hakları Açısından Temel Sorun Nedir?

AB kurumları yeni paktı “sistemin işleyişini iyileştiren bir reform” olarak sunuyor.
Ancak birçok insan hakları kuruluşu farklı bir tablo görüyor.
Sorun yalnızca prosedürlerin hızlanması değil.

Sorun, iltica sisteminin mantığının değişmesidir.
1951 Cenevre Mülteci Sözleşmesi’nin temel mantığı şudur:
Önce kişinin korunmaya ihtiyacı olup olmadığı değerlendirilir.
Yeni Avrupa yaklaşımında ise giderek şu sorular öne çıkıyor:

● Hangi ülkeden geldi?
● Hangi sınırdan geçti?
● Hangi veri tabanında kayıtlı?
● Başvurusunu başka bir ülke inceleyebilir mi?
Bireysel koruma ihtiyacının yerini giderek daha fazla göç yönetimi mantığı almaktadır.

Göç Neden Güvenlik Meselesi Değil, Adalet Meselesidir?

Bugün Avrupa’da göçmenler ve mülteciler çoğu zaman krizlerin nedeni gibi gösteriliyor.
Oysa gerçek tablo farklıdır.
Savaşlar, otoriter rejimler, sömürü ilişkileri, iklim krizi ve küresel eşitsizlikler, kapitalizmin
mülksüzleştirmesi milyonlarca insanı yerinden ediyor.
Avrupa’nın sınırlarını sertleştirmesi bu nedenleri ortadan kaldırmıyor.
Yalnızca insanların daha tehlikeli rotalara yönelmesine yol açıyor.
Bu nedenle göç meselesi öncelikle bir güvenlik sorunu değil, bir adalet sorunudur.

Uluslararası göç örgütleri ve Eurostat’ın resmi veri akışlarına göre, 2025 yılının tamamı ve 2026’nın ilk yarısını kapsayan iltica ret oranları ve sınır dışı (deport) istatistikleri somut rakamlarla şu şekildedir:

  1. Avrupa Birliği (AB) Genel Bilançosu (2025-2026)
    Ret Oranları: 2025 yılında AB genelinde 1.002.535 iltica kararı (ilk derece ve temyiz dahil) açıklanmıştır. Bu başvuruların %61’i net olarak reddedilmiştir. Sadece 361.325 kişiye koruma statüsü verilmiştir.
    2026 İlk Çeyrek Verisi: 2026’nın ilk 3 ayında AB genelinde verilen 205.945 ilk derece kararın %58,8’i (121.025 başvuru) ret ile sonuçlanmıştır.
  2. Ülke Bazlı Ret ve Deport Rakamları
    Almanya
    AB genelinde en çok iltica başvurusunu ve kararını yöneten ülkedir.
    Ret ve Karar Oranı: 2025’te AB’deki olumlu kararların %29’unu tek başına sağlasa da, yapılan her 10 başvurudan yaklaşık 5.5’i reddedilmiştir.
    Deport Rakamları: Almanya’da sınır dışı tedbirleri rekor düzeye ulaşmıştır. 2024 yılında yaklaşık 20.000 olan fiili deport sayısı, 2025 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 25.000’e yükselmiştir. (Sadece 2025’in ilk yarısında 12.000’e yakın insan sınır dışı edilmiştir).
    Ülkede yasal olarak ayrılması gereken (Ausreisepflichtig) kişi sayısı, bu yoğun sınır dışı politikaları ve oturum düzenlemeleriyle son yılların en düşük seviyesi olan 220.000 civarına indirilmiştir.
    İsviçre
    Düzensiz Göç ve Müdahale: İsviçre Federal Gümrük ve Sınır Güvenliği Dairesi (BAZG) verilerine göre, ülkede sıkılaşan kontrollerle birlikte 2025’te 14.577 düzensiz göç vakası kaydedilmiştir.
    Sınır Dışı ve Geri Gönderme: 2025 yılında İsviçre sınırlarında yakalanan düzensiz göçmenlerden 2.449’u doğrudan komşu veya yabancı ülkelere geri gönderilmiştir (sınır dışı edilmiştir). Ayrıca 2025 yılı verilerine göre, 1.675 sığınmacı idari göç gözaltı/sınır dışı merkezlerinde tutulmuştur.
    Fransa
    Ret ve Koruma Oranı: Fransa, 2025 yılında 72.930 kişiye koruma hakkı tanıyarak İspanya ile birlikte Almanya’nın ardından gelmiştir. Ancak Fransa’da ilk derece iltica başvurularındaki ret oranı %65’in üzerinde seyretmektedir. Özellikle sığınma hakkı alamayan kişilere yönelik çıkarılan “terk etme emirleri” (OQTF) yüz binleri bulsa da fiili deport oranları %10-15 civarında kalmıştır.
    İtalya
    Sınır ve Güvenlik Odaklı Kararlar: İtalya, Akdeniz üzerinden yoğun göç alan ülkelerin başında gelmektedir. Arnavutluk ile imzalanan protokoller ve sınır içi merkezlerin devreye girmesiyle birlikte, 2025-2026 döneminde İtalya’daki ilk derece iltica ret oranları %60’ı aşmıştır. İtalya özellikle Tunus, Mısır ve Bangladeş gibi ülkelerden gelen sığınmacıları neredeyse istisnasız şekilde reddetmektedir.
    Norveç
    Katı İskandinav Politikası: Norveç, İskandinavya genelindeki en düşük mülteci kabul oranlarından birine sahiptir. 2025 yılında Suriye ve Ukrayna dışındaki bölgelerden (özellikle Afganistan, Irak ve Türkiye) yapılan başvurularda ret oranı %70 sınırına dayanmıştır. Gönüllü geri dönüşü reddeden ve dosyası kapanan kişilerin charter uçuşlarla doğrudan menşe ülkelere veya ilk giriş yaptıkları AB ülkelerine deport süreçleri hızlandırılmıştır.

Milyonlarca Çocuğun Korunmaya İhtiyacı Var: UNICEF Cenevre’de Bir Mesaj Veriyor

Son veriler, dünya genelinde 45,3 milyon çocuğun mültecilik ve yerinden edilme nedeniyle yaşamını sürdürmeye çalıştığını gösteriyor. Aynı zamanda uluslararası insani yardım fonlarında yaşanan büyük kesintiler, en kırılgan durumdaki çocukların korunmasını tehlikeye atıyor. UNICEF İsviçre ve Lihtenştayn, Dünya Mülteciler Günü kapsamında Cenevre’deki Milletler Sarayı önüne yerleştirdiği 45 çocuk figürüyle bu çocukların yaşadığı dramı görünür kılıyor.

20 Haziran 2026 – Dünya Mülteciler Günü

Cenevre’deki Milletler Sarayı önünde sergilenen 45 çocuk figürü, mültecilik ve zorunlu yerinden edilmeden etkilenen milyonlarca çocuğu simgeliyor.

Savaşlar, şiddet ve krizler milyonlarca insanı yaşadığı toprakları terk etmeye zorluyor. 2025 yılında, son on yılda ilk kez yerinden edilen insanların sayısı 117,8 milyona gerileyerek hafif bir düşüş gösterdi. Bunun nedeni 14,7 milyon kişinin yaşadığı yerlere geri dönmesiydi. Ancak bu geri dönüşlerin büyük bölümü son derece zor koşullarda gerçekleşti. Aileler, döndükleri bölgelerde güvenli bir yaşamla değil; devam eden çatışmalar, güvensizlik ve yıkılmış altyapıyla karşılaştı.

Böylesi ortamlarda çocuklar, en kırılgan grupların başında geliyor. 2025 yılında 45,3 milyon çocuk mülteci ya da yerinden edilmiş durumdaydı. Bu çocuklar şiddet, istismar, insan ticareti ve çocuk işçiliği gibi risklerle daha fazla karşı karşıya kalırken; eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimlerini de kaybediyor.

Öte yandan geri dönemeyen çocukların sürgünde geçirdikleri süre giderek uzuyor. Beş yaşından küçükken ülkesini terk etmek zorunda kalan bir çocuk, istatistiksel olarak çocukluğunun tamamını yerinden edilmiş olarak geçiriyor. UNICEF İsviçre ve Lihtenştayn, yerinden edilen kişi sayısındaki sınırlı düşüşün insani krizlerin hafiflediği şeklinde yorumlanmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Uluslararası toplumun merkezlerinden biri olan Cenevre’deki Milletler Sarayı önünde kurulan enstalasyon, mültecilik ve zorunlu göçten etkilenen milyonlarca çocuğun yaşadıklarını görünür kılıyor. Sergilenen 45 figür, koruma, eğitim ve gelecek umutlarını kaybeden çocukları temsil ediyor.

Yardım Fonlarındaki Kesintiler Çatışmaları Derinleştiriyor, İlk Etkilenenler Çocuklar Oluyor

Mayıs ayının ortasında Science dergisinde yayımlanan ve Lozan Üniversitesi’nden Prof. Dominic Rohner liderliğinde hazırlanan bir araştırma, uluslararası yardım fonlarının kesilmesinin çatışmaları ve istikrarsızlığı doğrudan artırdığını ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre, daha önce bu yardımlara büyük ölçüde bağımlı olan Afrika bölgelerinde fonların kesilmesinin ardından:

  • Çatışma olaylarının sayısı yüzde 10,6 arttı.
  • Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı ise yüzde 9,3 yükseldi.

UNICEF, son faaliyet raporunda uluslararası insani yardımlardaki ciddi kesintilerin, bugün bile kriz ve çatışma bölgelerinde yaşayan milyonlarca çocuğa ulaştırılan desteği tehlikeye attığı konusunda uyarıyor.

UNICEF İsviçre ve Lihtenştayn Genel Direktörü Bettina Junker şöyle konuştu:

“Her sayının arkasında umutları, hayalleri ve hakları olan bir çocuk var. İster kaçış yolunda, ister yerinden edilmiş durumda ya da güvenli bir ülkeye ulaştıktan sonra olsun; çocukların korunmaya, eğitime ve geleceğe ihtiyaçları var. Milyonlarca çocuğun hâlâ bu koşullarda büyümek zorunda kalması asla normal kabul edilmemelidir.”

Çatışmaların ve Şiddetin En Ağır Yükünü Çocuklar Taşıyor

“Göçe Dair 45 Gerçek” raporundan bazı veriler:

  • 2025 yılında dünya üzerindeki her beş çocuktan biri, silahlı bir çatışma bölgesine 50 kilometreden daha yakın bir yerde yaşıyordu.
  • Yaklaşık 1 milyon Afgan, büyük ölçüde Pakistan’ın baskıları sonucu ülkesine geri döndü. Geri dönenlerin yüzde 80’ini kadınlar ve çocuklar oluşturdu.
  • Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana Sudan’da 15 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Bu durum bugün dünyanın en büyük zorunlu yerinden edilme krizini oluşturuyor.
  • İsviçre’de yapılan tüm sığınma başvurularının yaklaşık yüzde 40’ı çocuklar ve gençlerden geliyor.

Bu veriler, zorunlu göçün güvenli bir ülkeye ulaşıldığında sona ermediğini gösteriyor. Çocuklar geldikleri ülkelerde de korunmaya, istikrarlı yaşam koşullarına ve geleceğe ihtiyaç duyuyor.

Bunun için ailelere mahremiyet sağlayan yaşam alanları, çocukların ilk günden itibaren eğitime erişebilmesi, yaşlarına uygun oyun ve sosyal etkinlik imkânları ile yeterli tıbbi ve psikolojik destek sağlanması gerekiyor.

UNICEF İsviçre ve Lihtenştayn bu nedenle sığınma merkezlerinde çocuklara uygun asgari yaşam standartlarının oluşturulması için çalışmalar yürütüyor. Çünkü çocukların korunmaya yalnızca kaçış sırasında değil; kaçmadan önce, kaçış sürecinde ve güvenli bir ülkeye ulaştıktan sonra da ihtiyaçları bulunuyor.

Türkiye’deki Sığınmacıların Durumu ve Türkiye Vatandaşlarının Yurt Dışına İltica Hareketleri Raporu (2025–2026)
Bu rapor, iki ana göç dinamizmini incelemektedir: Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı uluslararası koruma altındaki nüfus ve son dönemde Türkiye’den ayrılıp başta Avrupa ülkeleri ile Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere diğer ülkelere sığınma talebinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının istatistikleri ve nedenleri.

  1. Türkiye’de Bulunan Sığınmacı ve Mülteci Sayısı (2025-2026)
    T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, Türkiye dünyada en çok mülteci barındıran ülkelerin başında gelmektedir:
    Geçici Koruma Kapsamındaki Suriyeliler: Suriye’deki rejim değişikliği, siyasi geçiş süreci ve gönüllü geri dönüşlerin (160 binden fazla) etkisiyle, Türkiye’deki Suriyeli nüfusunda düşüş eğilimi devam etmektedir. 2026 yılı güncel verilerine göre, Türkiye’de geçici koruma statüsünde yaklaşık 2,3 milyon (2.347.756) Suriyeli bulunmaktadır.
    Uluslararası Koruma Altındakiler (Diğer Milletler): Irak, Afganistan, İran, Ukrayna ve Somali başta olmak üzere diğer ülkelerden gelen ve uluslararası koruma/sığınmacı statüsünde olan kişi sayısı yaklaşık 166.000’dir.
    İkamet İzni ile Kalanlar: Türkiye’de öğrenci, çalışma veya kısa dönem turistik ikamet izni ile yasal olarak ikamet eden yabancıların sayısı ise yaklaşık 1,15 milyon seviyesindedir.
  2. Dünyaya Sığınan Türkiye Vatandaşları (Rakamlar ve Eğilimler)
    Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Avrupa Birliği (AB) ülkelerine, İsviçre’ye ve Meksika sınırı üzerinden ABD’ye yönelik sığınma (iltica) başvurularında belirgin bir hareketlilik yaşanmıştır. Ancak 2025’in ikinci yarısı ve 2026’da küresel iltica kısıtlamaları nedeniyle bu sayılarda bir miktar dengelenme görülmektedir.
    A. Avrupa Birliği (AB) Ülkeleri ve İsviçre
    Genel AB Başvuruları: Eurostat verilerine göre Türkiye, Suriye, Afganistan ve Venezuela’nın ardından AB ülkelerine en çok iltica başvurusu yapan ilk 5 menşe ülkeden biridir.
    Almanya Verileri: Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) verilerine göre, Türk vatandaşlarının başvurularında 2024 yılına kıyasla 2025-2026 döneminde %50’yi aşan bir düşüş yaşanmıştır. Sıkılaşan sınır denetimlerinin ardından, 2025’in ilk yarısında Türkiye’den Almanya’ya 6.438 ilk iltica başvurusu kaydedilmiştir. Yıl genelinde ve 2026’nın ilk aylarında da bu kontrollü seyir devam etmektedir.
    İsviçre: İsviçre Federal Göç Müsteşarlığı (SEM) verilerine göre Türkiye, Afganistan’ın ardından İsviçre’ye en çok iltica başvurusu yapan ülkeler arasında yer almaktadır ancak buradaki başvurularda da genel düşüş trendine paralel azalma gözlenmiştir.
    B. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)
    Türk vatandaşlarının Meksika sınırını (Darién Geçidi ve Meksika hattı üzerinden) yürüyerek geçip ABD sınır devriyelerine teslim olmasıyla başlayan “Meksika Rotası”, son yılların en çok konuşulan göç dalgalarından biri olmuştur.
    ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza (CBP) verilerine göre, son 3 yılda on binlerce Türk vatandaşı bu yolla ABD’ye sığınmıştır. Ancak ABD’nin sığınma yasalarını sertleştirmesi ve Meksika sınırındaki tedbirleri artırmasıyla birlikte 2025-2026 döneminde bu hattan giriş yapanların sayısında ciddi azalma yaşanmıştır.
  3. Türkiye Vatandaşlarının Yurt Dışına Sığınma Nedenleri
    Bağımsız araştırma kurumları, sosyologlar ve insan hakları örgütlerinin raporlarına göre, Türkiyeli vatandaşların yurt dışına sığınma veya iltica arayışlarının arkasında birbirini besleyen temel nedenler bulunmaktadır:
    Ekonomik Güvensizlik ve Gelecek Kaygısı: Yüksek enflasyon, alım gücünün düşmesi ve özellikle eğitimli genç nüfus arasındaki işsizlik, insanları “ekonomik sığınmacı” veya iş gücü göçmeni olmaya itmektedir. Birçok genç, liyakat zincirinin kırıldığı inancıyla gelişmiş ülkelerde yaşam kurmayı hedeflemektedir.
    Siyasi Konjonktür ve İfade Özgürlüğü: İltica başvurularının hukuki gerekçelerini oluşturan en büyük faktörlerden biri siyasi davalar, soruşturmalar ve ifade özgürlüğü kısıtlamalarıdır. Gazeteciler, aktivistler, muhalif düşünce suçlamasıyla karşı karşıya kalanlar veya KHK ile ihraç edilenlerin bir kısmı yasal ya da düzensiz yollarla batı ülkelerine sığınmaktadır.
    Beyin Göçünün Sığınma Formuna Dönüşmesi: Yasal yollarla (vize, çalışma izni) Avrupa’ya gitmekte zorlanan (artan Schengen vizesi ret oranları nedeniyle) nitelikli uzmanlar, doktorlar, mühendisler ve yazılımcıların bir kısmı, yasal kanallar kapandığında iltica veya düzensiz göç rotalarını bir alternatif olarak kullanmaya başlamıştır.
    Sosyal Kutuplaşma ve Yaşam Tarzı Kaygıları: Özellikle seküler genç nüfusta ve azınlık gruplarında (etnik, dini veya LGBTİ+ bireyler) toplumsal baskı ve hukuki güvencesizlik hissi, sığınma taleplerinin sosyolojik altyapısını oluşturmaktadır.