Fransa, ailelerinden 64 yıl önce koparılan 2 bini aşkın Réunionlu çocuğa tazminat ödeyecek. Parlamenterler ise bir anma komisyonunun kurulmasını, 18 Şubat’ın ulusal anma günü olarak ilan edilmesini ve sürekli tazminat ödenmesini istiyor.
Fransa, 1962-1984 yılları arasında ailelerinden zorla koparılıp ana karaya gönderilen “La Creuse Çocukları” olarak bilinen binlerce Réunionlu çocuğa karşı işlenen insanlık suçlarında geri adım attı. Parlamento’da 16 Haziran’da oy birliğiyle kabul edilen yasada, çocuklara tazminat ödenmesine karar verildi.
Fransa hükümeti, 1962-1984 yılları arasında Réunion Adası’ndan 2 bini aşkın çocuğu “iyi bir eğitim ve gelecek vaadiyle” ailelerinden alıp Creuse gibi kırsal bölgelere götürdü. Ancak ne eğitim ne de daha bir gelecek verdi. Aksine tarlalarda ağır şartlar altında çalıştırdı, dil ve kimliklerinden kopardı, psikolojik ve fiziksel istismara maruz bıraktı. Bu planın amacı, otuz yıl içinde Réunion nüfusunun iki katına çıkarmak ve Creuse’a “nüfus akışı” sağlamaktı. Bu nedenle çocuklara yıllarca “La Creuse Çocukları” denildi.
Önceleri Çocuk Sosyal Yardım Kurumu’na yerleştirilen bu çocuklar ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldı. Denizaşırı Bölgeler Bakanı Naïma Moutchou, “Sürgün, ailelerin ayrılması, toprağa, dile ve soyuna ani bir kopuş nedeniyle altüst olan binlerce hayat” sözleriyle tanımlıyor işlenen suçu.
Geçmişi geri getirmeyecek
Sosyalist senatör Audrey Bélim ise köklerinden koparılmış çocukların ailelerinin durumuna da dikkat çekti: “Çocuklarının dönüşünü boşuna bekleyen ebeveynler ve sessizlik, anlayışsızlık ve bazen de utançla sonsuza dek damgalanmış aileler.” “La CreuseÇocukları”nın uzun zamandır beklediği bu yasa, hayatlarını yeniden kurmalarına yardımcı olacak. Ancak geçmişte yaşadıkları acının yerini doldurmayacak ve çalınan hayatlarını vermeyecek.
Demokrat ve Cumhuriyetçi Sol Grubu’nda yer alan (GRD) Réunion Milletvekili Karine Lebon’un sunduğu yasa tasarısı, özellikle bir anma komisyonunun kurulmasını, 18 Şubat’ın ulusal anma günü olarak ilan edilmesini ve devletin kuracağı bir fondan ödenecek sabit tutarlı bir ödenek şeklinde tazminat hakkının tanınmasını öngörüyor.
Köklerini hala bilmeyenler
Fransız Denizaşırı Departmanları ve Bölgeleri Sürgün Edilmiş Çocuklar Federasyonu’nun (DROM) Başkanı Marie-Germaine Périgogne de bu çocuklardan. 1969’da bir koruyucu aileye yerleştirildikten sonra evlat edinilen ve kardeşlerinden ayrılan Périgogne, yıllarca adının “Valérie” olduğunu ve Creuse’da doğduğunu sanıyordu. 16 yaşında, gerçek kökenlerini ortaya çıkaran bir kimlik belgesini keşfetti ve nüfus dairesiyle verdiği uzun bir mücadelenin ardından gerçek adını öğrendi.
Bugün, bu çocuklardan bazılarının muhtemelen hâlâ kökenlerini bilmediklerini düşünüyor. Gers departmanına yerleştirilen Maximilienne Tamara, o zamanlar henüz beş yaşındaydı.Evlatlık verildiği üvey annesi tarafından nasıl istismara uğradığını Radio France Internationale’e (RFI) anlatıyor:
“Bir yaz günü, üzerimde kir olduğunu düşündü. Cildimizin, karışık ırklı olsak bile güneşte koyulaşabileceğini hiç aklına getirmedi. Bir leğen aldı, içine çamaşır suyu ve su koydu, sonra da bir Scotch-Brite marklı sünger aldı. Kollarımı ve dizlerimi ovuşturdu. Kanadı. Elbette bu olaydan sadece travmatik anılarım kaldı, çünkü o gün, küçük bir çocuk olmama rağmen, neden böyle bir şey yaptığını anlayamamıştım.”
Yüzleşme sürecindeyiz
Maximilienne gibi, tüm mağdurlar da bu oylamayı yıllardır bekliyorlardı. Dolayısıyla bu, Marie-Germaine Périgogne için de tarihi bir gün: “Fransız Devleti en üst düzeyde hatasını kabul edecek ve telafi edecek, her ne kadar yaralarımızı iyileştiremeyecek olsa da. Bugün, uzlaşma sürecindeyiz. Tarihimizle yüzleşeceğiz, devletle yüzleşeceğiz ama her şeyden önce kendimizle yüzleşeceğiz.”
Hukuki süreç
Hukuki sürecin fitilini ateşleyen olay, mağdurlardan Jean-Jacques Martial’in 2002 yılında Fransa’ya “insanlığa karşı suç” işlediği için 1 milyar Euro tazminat talepli ilk davayı açması oldu. Bu dava “zamanaşımı” nedeniyle reddedilse de medyanın ve kamuoyunun dikkatini ilk kez bu suça çekti.
Davanın ardından, Réunion’da ve Fransa ana karasında mağdurlar bir araya gelerek “Fed’Enfants Réunion” (Reunion Çocukları Federasyonu) gibi güçlü dernekler kurdular. Bu dernekler, ellerindeki devlet belgelerini, çocuk esirgeme kurumu yazışmalarını ve canlı tanıklıkları toplayarak sol kanat milletvekillerine baskı yapmaya başladı.
2012’de Sosyalist Parti’den François Hollande cumhurbaşkanı seçildi. Hükümetin değişmesi, sömürge geçmişi ile yüzleşme konusunda daha açık bir siyasi zemin yarattı. Aslen Réunionluolan Sosyalist Parti Milletvekili Ericka Bareigts, derneklerin sesini meclis gündemine taşımayı görev edindi ve 2013 yılında resmi bir yasa/karar tasarısı hazırlığına başladı.
2014’teki meclis genel kurul oturumunda Bareigts kürsüden çocukların dramını, ailelerin ellerinden nasıl koparıldıklarını anlattı. Tartışmaların ardından, hukuki bir tazminat doğurmayan ancak devletin suçunu tescilleyen sembolik bir “Anma Kararı” (Résolutionmémorielle) formülü üzerinde uzlaşıldı. Tasarı, oturuma katılan milletvekillerinin büyük çoğunluğunun (125 kabul oyuna karşı 14 ret oyu) desteğiyle meclisten geçti. 2017’de ise Emmanuel Macron, bu devlet politikasını “hata” olarak tanımladı. Yıllarca süren tartışmaların ardından yasa 16 Haziran’da kabul edildi.
Kaynak: Özgür Politika



