Avrupa Parlamentosu, cinsel istismar suçlarında “açık rıza” ilkesini esas alan düzenlemeyi kabul etti. Yeni yaklaşımla mağdurun direnç göstermesi veya fiziksel şiddeti kanıtlama zorunluluğu ortadan kalkıyor.
Avrupa Birliği’nde (AB) cinsel suçlara ilişkin hukuki çerçevede köklü bir değişikliğin önü açıldı. Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen yeni düzenleme, tecavüz tanımında belirleyici unsurun “açık rıza” olması gerektiğini ortaya koyuyor.
447 oyla kabul edilen düzenleme, 160 oya karşı geniş çoğunlukla geçti. Yeni yaklaşım, “Sadece evet, evet demektir” prensibini temel alarak, rıza olmadan gerçekleşen her türlü cinsel ilişkinin tecavüz olarak değerlendirilmesini öngörüyor.
Mağdurun ispat yükü kalkıyor
Yeni düzenlemeyle birlikte mağdurların fiziksel direnç gösterdiğini ya da darp izlerini kanıtlama zorunluluğu ortadan kaldırılıyor. Bunun yerine, olayın “rıza olmadan” gerçekleşip gerçekleşmediği esas alınacak.
Girişimin öncülerinden İsveçli parlamenter Evin İncir, amaçlarının AB genelinde ortak bir hukuki standart oluşturmak olduğunu belirterek, cinsel ilişkilerde açık rızanın temel alınması gerektiğini vurguladı.
Avrupa’da farklı uygulamalar vardı
AB ülkelerinde bugüne kadar tecavüz tanımı farklı kriterlere dayanıyordu. Bazı ülkelerde fiziksel şiddet şartı aranırken, Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde “Hayır demek hayırdır” modeli uygulanıyordu.
Buna karşılık İsveç’in 2018’de yürürlüğe koyduğu “açık rıza” modeli son yıllarda Belçika, Danimarka, Yunanistan ve İspanya gibi ülkelerde de kabul görmeye başladı.
Destek mekanizmaları da genişliyor
Yeni düzenleme yalnızca hukuki tanımı değiştirmekle sınırlı değil. Aynı zamanda tüm üye ülkelerde mağdurlara yönelik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, sağlık ve uzman yardımlarına erişimin artırılması da hedefleniyor.
Tartışmalar sürüyor
Düzenleme önemli bir adım olarak değerlendirilse de bazı hukukçular uygulamada zorluklar yaşanabileceğini savunuyor. Özellikle delil yetersizliği durumlarında davaların “ifadeye karşı ifade” şeklinde ilerlemesinin karar süreçlerini zorlaştırabileceği belirtiliyor.
Daha önce Fransa ve Almanya gibi ülkeler, AB’nin bu alanda yetki sınırları konusunda çekinceler dile getirmişti. Ancak son gelişmelerle birlikte AB genelinde ortak bir yaklaşımın güç kazanması bekleniyor.
Uzmanlara göre düzenleme, kadınlara yönelik şiddetle mücadelede hem hukuki hem de toplumsal açıdan önemli bir dönüm noktası olabilir.
Kaynak: DW Türkçe



