Winterthur ve Bern’de en az 15 çocuğa yönelik istismar iddialarıyla gündeme gelen kreş davasında yeni ve çarpıcı ayrıntılar ortaya çıktı. İsviçre basını, daha önce yapılan şikâyetlere rağmen zanlının çalışmaya devam ettiğini ve istismarın sürdüğünü ortaya koyuyor.
İsviçre’de kamuoyunu sarsan kreş istismarı davasında yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor. SRF ve Blick başta olmak üzere ülke basınında yer alan haberlere göre, 33 yaşındaki kreş çalışanı hakkında Winterthur ve Bern kantonlarında en az 15 küçük çocuğa yönelik ağır cinsel istismar suçlamaları bulunuyor.

İstismarın boyutu ve yöntemi
Savcılık iddianamesine yansıyan bilgilere göre, yaşları 1 ile 4 arasında değişen çocuklara yönelik istismar eylemleri hem tuvaletlerde hem de uyku saatlerinde gerçekleşti. Bazı olayların kreşin ortak alanlarında yaşandığı, zanlının çocukları yalnız bırakabildiği anları sistematik biçimde kullandığı belirtiliyor.
İsviçre basınında yer alan iddialara göre zanlı, bazı istismar eylemlerini cep telefonu ile kaydetti. Çocuklarda fiziksel sağlık sorunlarının ortaya çıktığı ve davranışsal etkilerin gözlemlendiği de dosyaya giren bilgiler arasında.
Daha önce uyarılar vardı
Davanın en çarpıcı yönlerinden biri ise, zanlı hakkında geçmişte yapılan şikâyetler. NZZ am Sonntag tarafından aktarılan bilgilere göre, 2020 yılında Winterthur’daki bir kreşte çalışan zanlı hakkında aileler ve çalışanlar tarafından şüpheli davranışlar bildirildi.
Bir çocuğun, zanlının uyku odasında kendilerini “okşadığını” söylediği; bir stajyerin ise zanlıyı bir çocuğa uygunsuz şekilde temas ederken gördüğü ifade edildi.
2022 yılında kreş yönetimi resmi şikâyette bulundu ve polis soruşturma başlattı. Ancak süreç “delil yetersizliği” gerekçesiyle kapatıldı. Bu süreçte zanlının başka bir kreşe geçerek Bern kantonunda çalışmaya devam ettiği ve iddialara göre istismar eylemlerini sürdürdüğü ortaya çıktı.
Tutuklama ve suçlamalar
Zanlı, çocuk istismarı içerikleri bulunan sitelere erişimi nedeniyle tespit edilerek Şubat 2024’te tutuklandı. O tarihten bu yana tutuklu bulunan zanlı hakkında cinsel istismar, cinsel zorlama, tecavüz ve çocuklarla cinsel eylemler gibi ağır suçlamalar yöneltiliyor.
Savcılık, zanlının bazı suçlamaları kısmen kabul ettiğini belirtiyor.
Aile ve geçmiş tartışması
Blick gazetesine konuşan zanlının annesi, oğlunun “psikolojik, fiziksel ve cinsel istismarla dolu zor bir çocukluk geçirdiğini” ifade etti. Annenin açıklamaları kamuoyunda failin geçmişi ile işlediği suçlar arasındaki ilişkiye dair tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Ancak uzmanlar, bu tür açıklamaların suçun ağırlığını gölgelememesi gerektiğini ve asıl odak noktasının mağdur çocukların korunması olduğunu vurguluyor.
Sistemsel ihmal tartışması büyüyor
Olay, İsviçre’de çocuk bakım sistemine yönelik ciddi eleştirileri beraberinde getirdi. Özellikle daha önce yapılan şikâyetlere rağmen zanlının çalışmaya devam edebilmesi, denetim ve bilgi paylaşımı mekanizmalarındaki boşlukları gündeme taşıdı.
Sektör temsilcileri ve bazı siyasetçiler, çocuklarla çalışan personel için ulusal düzeyde bir kayıt sistemi ya da “kara liste” oluşturulması gerektiğini savunuyor.
Ayrıca kantonlar arasındaki denetim farklılıklarının, riskli kişilerin sistem içinde yer değiştirmesini kolaylaştırdığı eleştirileri öne çıkıyor.
Güven krizi derinleşiyor
Yaşananlar, İsviçre’de kreşlere yönelik toplumsal güveni ciddi biçimde sarsmış durumda. Aileler daha sıkı denetim, şeffaflık ve erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesini talep ediyor.
Uzmanlara göre bu dava yalnızca bireysel bir suç değil, aynı zamanda çocuk koruma sisteminin yapısal zafiyetlerini ortaya koyan bir vaka niteliği taşıyor.
Soruşturma sürüyor
Yetkililer soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü ve yeni mağdurların ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Zanlı hakkında masumiyet karinesinin geçerli olduğu vurgulanırken, davanın ilerleyen aşamalarının İsviçre’de çocuk koruma politikaları açısından belirleyici olması bekleniyor.



