Bugün İsviçre’de yaşayan 9 milyon kişinin yaklaşık 2,3 milyonu yabancı pasaportludur ve bunlar toplam işgücünün üçte birinden fazlasını oluşturuyor. Özellikle emek yoğun sektörler — inşaat, sağlık, konaklama, temizlik, tarım ve bakım hizmetleri — büyük ölçüde göçmen işçilerin katkısıyla ayakta duruyor.
İsviçre, kişi başına düşen 96.000 CHF (2023) civarındaki milli geliriyle dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor1. Ancak bu refahın önemli bir bölümü, görünmez kılınan bir gerçekliğe, yani göçmen emeğine dayanıyor. Bugün İsviçre’de yaşayan 9 milyon kişinin yaklaşık 2,3 milyonu yabancı pasaportludur2 ve bunlar toplam işgücünün üçte birinden fazlasını oluşturuyor. Özellikle emek yoğun sektörler — inşaat, sağlık, konaklama, temizlik, tarım ve bakım hizmetleri — büyük ölçüde göçmen işçilerin katkısıyla ayakta duruyor.
Ne var ki bu emeğin değeri ve görünürlüğü arasında derin bir çelişki var. Göçmen işçiler, düşük ücretler, güvencesizlik, ırkçılık ve ayrımcılık gibi çok boyutlu sorunlarla karşı karşıyalar. Örneğin, göçmen işçilerin sendikalaşma oranı İsviçre ortalamasının belirgin biçimde altında: 2022 itibarıyla toplam işçilerin %14’ü sendikalı iken göçmen işçilerde bu oran %9’da kalıyor3. Ayrıca göçmen kadın işçiler, ev içi bakım ve temizlik gibi görünmez emek alanlarında yoğunlaşıyor ki bu sektörlerdeki kayıt dışılık oranı çok daha yüksek.
Göçün Zorunlu Karakteri
Göç olgusu, sıkça dile getirildiği gibi bir “tercih” değil, çoğu durumda bir zorunluluk sonucudur. Savaşlar, yoksulluk, ekolojik krizler, patriyarkanın ürettiği eşitsizlikler, halklar arası kutuplaşmalar ve baskılar, milyonlarca insanı göç yollarına sürüklüyor.
Bunda emperyalist devletlerin rolü göz ardı edilemez. Orta Doğu’da ve Afrika’da yürütülen savaşlar, neoliberal ekonomik politikalarla derinleştirilen yoksulluk, doğayı talan eden enerji ve madencilik yatırımları, göçü yaratan sebeplerin başında geliyor. Kapitalist merkez ülkeler — İsviçre de dahil — bir yandan bu krizleri tetiklerken, diğer yandan da göçmen karşıtı politikalar geliştirmeye devam ediyorlar. Bunun yanı sıra sermaye göçmen emeğini ucuz işgücü olarak kullanarak hem maaliyetlerini düşürüyor hem de yerli işçiler üzerinde “wage dumping / ücret baskısı” yaratıyor. Bunun sonucu olarak da göçmen düşmanlığı, ırkçılık, sağa kayış daha da yükseliyor.
İsviçre’de Göçmen Emeği: Temel Eğilimler

- İsviçre’de çalışanların yaklaşık yüzde 35’i yabancı kökenlidir4.
- Göçmenlerin en yoğun çalıştığı sektörler:
- İnşaat (yüzde 47’si göçmen)
- Konaklama ve yiyecek hizmetleri (yüzde 50’si göçmen)
- Sağlık ve bakım hizmetleri (yüzde 32’si göçmen, özellikle kadınlar)
- Tarım ve mevsimlik işçilik (çoğunlukla Doğu Avrupa ve Latin Amerika kökenliler)5
- Göçmen işçilerin yaklaşık yüzde 20’si düşük ücretli işlerde (yıllık brüt 55.000 CHF altı) çalışmakta6.
- İsviçre’de kağıtsız (sans-papiers) çalışanların sayısı 80.000–100.000 arasında tahmin ediliyor7.
Bu rakamlar, göçmen emeğinin yalnızca İsviçre ekonomisinin taşıyıcı kolonlarından biri olduğunu değil, aynı zamanda bu emeğin nasıl sistematik biçimde değersizleştirildiğini de ortaya koyuyor.
SYKP Avrupa Kampanyası: Göçmen Emeği Değerlidir!
Bu çalışmanın çerçevesi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Avrupa’nın önümüzdeki dönemde başlatacağı “Göçmen Emeği Değerlidir” kampanyasıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu kampanya çerçevesinde şu temel başlıklar üzerinde teorik ve pratik çalışmalar yürüteceğiz:
- Göçmen emeği sömürüsü, tüm işçi sınıfının ücretlerini ve kazanımlarını aşağıya çekiyor. Dolayısıyla göçmen emeği için mücadele, göçmenlerin yalnızca kendi haklarını değil, tüm sınıfın çıkarlarını ilgilendirdiğini vurgulayacağız.
- Göçmen kadın emeği, bakım, temizlik ve düşük ücretli hizmet sektörlerinde görünmez kılınmaktadır. Patriyarkal işbölümünün, göçmenlik statüsüyle birleşerek kadın işçileri iki kat sömürüye uğrattığını görünürleştireceğiz.
- Göçün kök sebepleri arasında iklim krizi ve doğa talanı da bulunmakta. Emperyalist devletlerin bir ticaret meselesi haline getirdiği karbon salınımı, küresel ısınma, vahşi madencilik uygulamaları ekolojik yıkımı, o da yeni göç dalgalarını yaratıyor. Buradan yola çıkarak göçmen emeği savunusuyla ekoloji mücadelesi arasındaki köprüleri sağlamlaştıracağız.
- Savaşlar sadece yaşandığı bölgede insani ve doğal yıkıma sebep olmaz aynı zamanda savaş ve çatışmalar yoluyla zorla yerinden edilen milyonlarca insanın göç etmesine de yol açar. Emperyalist savaş politikaları, göçmenleri işgücü piyasasında kırılgan hale getirerek ucuz iş gücü olarak kapitalist çıkarların hizmetine sunar. Bu nedenle göçmen emeğinin savunulması, barış mücadelesiyle doğrudan bağlantılıdır; savaşlara karşı çıkmak, göçmenlerin yaşam koşullarını iyileştirmek, enternasyonalist dayanışmayı ve mücadeleyi güçlendirmek demektir.
- Tüm Avrupa’yla birlikte İsviçre’de artan ırkçı, milliyetçi ve faşist hareketler, göçmenleri hem hedef haline getiriyor hem de işçi sınıfının birliğini zayıflatıyor. Bu politikalarla bir yandan işçi sınıfının ve ezilen halkların öfkesi yanlış hedefe yönlendirilip manipüle edilirken diğer yandan sermaye açısından çift yönlü bir ucuz emek imkanı yaratılıyor. Bu nedenle göçmen emeğinin görünür kılınması ve savunulması, yalnızca ekonomik bir mücadele değil, aynı zamanda yükselen sağa ve faşizme karşı demokratik ve anti-faşist bir cephe kurmanın temel mücadele başlıklarından biridir.
Ortak Mücadele ve Dayanışma
Göçmen emeğinin görünür kılınması, haklarının savunulması ve örgütlenmesinin güçlendirilmesi, yalnızca göçmenlerin değil, tüm işçi sınıfının meselesidir. Göçmen işçilerin kendi özörgütlenmelerini kurmaları, yaşadıkları ülkedeki sınıf mücadelesine daha örgütlü katılmaları, bütünsel olarak işçi sınıfının mücadele kapasitesini artıracaktır.
Göçmen işçilerin yerli işçiler ve demokrasi güçleriyle omuz omuza vereceği mücadele, ırkçılığa, sömürüye ve sermayenin böl-yönet politikalarına karşı en güçlü cevabı olacaktır. Dayanışma, yalnızca insani bir duyarlılık değil, aynı zamanda sınıfsal bir zorunluluktur.
Göçmen emeği değerlidir. Onu görünür kılmak, örgütlemek ve ortak mücadeleyle güçlendirmek hepimizin görevidir.
Dipnotlar
- World Bank, GDP per capita, Switzerland (2023). ↩
- Swiss Federal Statistical Office (BFS), Resident population by nationality (2024). ↩
- Unia Gewerkschaft, Gewerkschaftliche Organisierung von Migrant:innen (2023). ↩
- BFS, Foreign labour force statistics (2024). ↩
- SECO (Staatssekretariat für Wirtschaft), Sectoral labour force distribution (2023). ↩
- Caritas Schweiz, Working poor in der Schweiz (2022). ↩
- Sans-Papiers Anlaufstelle Zürich (SPAZ), Schätzungen Sans-Papiers in der Schweiz (2023). ↩
* Bu yazı Tuncay Yılmaz tarafından SYKP İsviçre Bülteni YENİDEN için yazılmıştır



