Ortadoğu’nun kadim halkları, yüzyılı aşkın süredir sürgünler, katliamlar ve hak gasplarıyla yüz yüze. Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP), hem Mardin Süryani Katolik Patriklik Merkezinin iadesine hem de 1933 Simele Katliamı’nın yıldönümüne ilişkin yaptığı iki ayrı açıklamada, bu tarihsel adaletsizliklerle yüzleşmeden gerçek barışın mümkün olmayacağını vurguladı. MÖP’e göre, bugün atılan adımlar ancak bütünlüklü bir hak iade sürecinin parçası olursa anlamlı olacak.
Mardin’de iade kararı: “Hak sahibine hakkını vermek ahlaki bir yaklaşımdır”
Mardin Süryani Katolik Patriklik Merkezinin Süryani Katolik toplumuna iadesini memnuniyetle karşılayan MÖP, bu karara karşı çıkan çevreleri “gerici ve siyasal İslamcı zihniyetin taşıyıcıları” olarak tanımladı:
“Hak sahibine hakkını vermek ahlaki bir yaklaşımdır. Bunun tersi gayri ahlakidir.”
Parti, 1915 Seyfo Soykırımı’yla başlayan ve taşınmazlara el koyma, sürgün, katliam ve zorla asimilasyonla süren politikalara dikkat çekerek, tekil iade kararlarının yeterli olmayacağını belirtti.
“Tüm gasp edilmiş malların listesi çıkarılmalı”
MÖP, sadece bir bina ya da alanın iadesiyle yetinilemeyeceğini, gasp edilmiş tüm taşınmazların listesinin çıkarılarak sahiplerine verilmesi gerektiğini ifade etti. Dünya Süryani Patrik Merkezine de özel bir çağrı yaptı:
“1915 Seyfo/Soykırımdan önce Süryanilerin yaşadığı Türkiye, Suriye, İran ve Irak’taki tüm taşınmaz malların listesi çıkarılmalı, manastır, mabed ve kiliseler tek tek belgelenerek ilgili devletlere sunulmalı.”
Simele Katliamı: 5000 Asuri/Süryani/Keldani’nin yaşamı yok edildi
MÖP’ün ikinci açıklaması, Irak Krallığı tarafından 7 Ağustos 1933’te Simele ve çevre köylerde yaşayan Asuri/Süryani/Keldani halkına yönelik gerçekleştirilen katliamın 92. yıldönümünde yapıldı.
“Bu soykırımda hayatını kaybeden 5000 insanı saygı, hürmet ve minnetle anıyoruz.”
Kürt General Bakr Sidqi komutasındaki Irak güçlerinin yanı sıra Arap ve Kürt aşiretlerinin de katıldığı saldırılarda, kadın, çocuk ve yaşlılar dahil binlerce insan öldürüldü. MÖP, bu vahşeti Halepçe Katliamı ve Şengal’de 2014’te Ezidilere yönelik soykırımla aynı zihniyetin ürünü olarak tanımladı.
Değişmeyen zihniyet: Sömürgecilik, milliyetçilik ve siyasal İslam
Açıklamalarda, farklı dönemlerde Irak ve Türkiye’nin Hristiyan uluslara karşı benzer politikalar uyguladığı, bunun temelinde ise sömürgeci, milliyetçi ve siyasal İslamcı anlayışın bulunduğu vurgulandı:
“Dönemler, uluslar, dinler, diller, kültürler farklı; yalnız zihniyetler aynı. Bu zihniyette onur, vicdan ve hak-hukuk yoktur.”
MÖP’ten halklara çağrı: Ortak gelecek demokratik sosyalizmde
MÖP, hem Mardin’deki iade kararını hem de Simele Katliamı’nın anmasını, halkların ortak yaşamı için demokratik, eşitlikçi bir gelecek mücadelesinin parçası olarak değerlendirdi:
“Bir daha ne halkımız ne de başka uluslar soykırım, katliam ve baskı yaşamasın. İnsanlık değerlerini temel alan bir anlayış yegâne çözümdür.”
Parti, tüm demokrat, sosyalist ve devrimci güçleri, Hristiyan, Alevi ve Ezidi halkların yanında olmaya ve tarihsel yüzleşme mücadelesine destek vermeye çağırdı.
MÖP’ün yaptığı iki ayrı açıklama metni şöyle:

MÖP: Tarihsel Hak Gasplarıyla Yüzleşmek ve Soykırım Zihniyetini Aşmak Zorunludur
Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP), hem Mardin Süryani Katolik Patriklik Merkezinin iadesine hem de 1933 Simele Katliamı’nın yıldönümüne ilişkin yayımladığı iki ayrı açıklamada, Ortadoğu’nun kadim halklarının uğradığı tarihsel adaletsizliklere dikkat çekti. MÖP, bir yandan hak gasplarının iadesinin önemini vurgularken diğer yandan soykırımcı zihniyetin geçmişten bugüne değişmediğini belirtti.
“Hak sahibine hakkını vermek ahlaki bir yaklaşımdır”
Mardin Süryani Katolik Patriklik Merkezinin, Süryani Katolik toplumuna iadesini olumlu bir adım olarak değerlendiren MÖP, bu karara karşı çıkan çevreleri sert sözlerle eleştirdi:
“Hak sahibine hakkını vermek ahlaki bir yaklaşımdır. Bunun tersi gayri ahlakidir.”
Parti, 1915 Seyfo Soykırımı’yla başlayan ve Hristiyan ulusların taşınmazlarına el koyma, sürgün, katliam ve zorla asimilasyon politikalarıyla süren tarihsel sürecin hâlâ sonuçlarının giderilmediğini belirtti. Bugün dahi, kilise iadesine “şehir mimarisine zarar verir” gerekçesiyle karşı çıkanların, gerici ve siyasal İslamcı zihniyetin taşıyıcısı olduğu vurgulandı.
Tarihsel yüzleşme çağrısı
MÖP, sadece tekil iade kararlarının değil, gasp edilen tüm taşınmazların listesinin çıkarılarak sahiplerine verilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada Dünya Süryani Patrik Merkezine özel bir çağrı yapıldı:
“1915 Seyfo/Soykırımdan önce Süryanilerin yaşadığı Türkiye, Suriye, İran ve Irak’taki tüm taşınmaz malların listesi çıkarılmalı, manastır, mabed ve kiliseler tek tek belgelenerek ilgili devletlere sunulmalı.”

Simele Katliamı: Unutulmayan 7 Ağustos 1933
MÖP’ün ikinci açıklaması, Irak Krallığı tarafından 7 Ağustos 1933’te Simele ve çevre köylerde yaşayan Asuri/Süryani/Keldani halkına yönelik gerçekleştirilen katliamın 92. yıldönümünde yapıldı.
“Bu soykırımda hayatını kaybeden 5000 insanı saygı, hürmet ve minnetle anıyoruz.”
Kürt General Bakr Sidqi komutasındaki Irak güçlerinin yanı sıra Arap ve Kürt aşiretlerinin de katıldığı saldırılarda, kadın, çocuk ve yaşlılar dahil binlerce insan öldürüldü. MÖP, bu vahşeti Halepçe Katliamı ve Şengal’de Ezidilere yönelik 2014 soykırımı ile aynı zihniyetin ürünü olarak tanımladı.
Soykırım zihniyeti değişmedi
MÖP, Simele Katliamı’nın Irak ulus-devletinin şekillenmesinde belirleyici olduğunu, Hristiyan halkların siyaset dışına itildiğini ve görünmez kılındığını vurguladı:
“Dönemler, uluslar, dinler, diller, kültürler farklı; yalnız zihniyetler aynı. Bu zihniyette onur, vicdan ve hak-hukuk yoktur.”
Açıklamada, Irak ve Türkiye’nin farklı dönemlerde de olsa Hristiyan uluslara karşı benzer politikaları uyguladığı; bunun temelinde sömürgeci, milliyetçi ve siyasal İslamcı anlayışın bulunduğu ifade edildi.
Demokratik sosyalizm perspektifinde çözüm
MÖP, hem Mardin’deki iade kararını hem de Simele Katliamı’nın anmasını, halkların ortak yaşamı için demokratik ve eşitlikçi bir gelecek inşa etme mücadelesinin parçası olarak gördüğünü açıkladı:
“Bir daha ne halkımız ne de başka uluslar soykırım, katliam ve baskı yaşamasın. İnsanlık değerlerini temel alan bir anlayış yegâne çözümdür.”
Parti, tüm demokrat, sosyalist ve devrimci güçleri, Hristiyan, Alevi ve Ezidi halkların yanında olmaya ve tarihsel yüzleşme mücadelesine destek vermeye çağırdı.



