Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP) yayımladığı yazılı açıklamayla, Suriye’nin güneybatısında Dürzi yerleşimlerine yönelik artan Heyet Tahrir el‑Şam (HTŞ) saldırılarını “soykırımcı siyasal İslam faşizmi” olarak niteledi. MÖP, HTŞ lideri Ahmed Şara (Colani) ve örgüte verdiği askeri‑lojistik destek nedeniyle Ankara’yı da hedef alarak, “Türk devleti bu kirli ittifakın ortağıdır” dedi.
“Ortadoğu’yu mezhepsel fay hatlarına sürükleyen emperyalist‑sömürgeci akıl bugün Dürzilere ölüm kusuyor. Bu barbarlığa karşı Dürzi kardeşlerimizin direnişini selamlıyoruz” ifadeleri bildirinin öne çıkan cümleleri arasında yer aldı.
“Sessiz kalan tüm uluslararası kurumlar suç ortağı”
MÖP, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu gibi kurumları da “izleyici kalmakla” suçlayarak acil müdahale talep etti:
“Ne BM ne de AP sahada katliamı durduracak adım atıyor; bu sessizlik, HTŞ’nin suçuna ortak olmaktır.”
Açıklamada, HTŞ’yi finanse eden ve silahlandıran “küresel kapitalist sistemin Ortadoğu taşeronu” vurgusu öne çıktı; Türk ve İsrail hükümetleri arasındaki sözlü atışmalar ise “NATO’nun gözetiminde danışıklı dövüş” olarak tanımlandı.
“Demokratik sosyalizm tek çıkıştır”
MÖP, bölgedeki faşist‑teokratik iktidarlara karşı alternatifin “toplumsal eşitlikçi demokrasi ve demokratik sosyalizm” olduğunu savundu. Parti, ulusların kendi kaderini tayin hakkını esas alan üçüncü bir yolun inşa edilebileceğini belirtti ve geniş toplumsal birlik çağrısı yaptı:
“Kadınların, gençlerin, ekolojistlerin, emekçilerin birleşik toplumsal demokrasi mücadelesi karanlığı dağıtacaktır.”
MÖP’ten uluslararası çağrı
Açıklama, “HTŞ ve Türk devletinin Dürziler üzerindeki oyunlarını görün, Dürzi ulusuna sahip çıkın” sözleriyle son buldu. MÖP, bölgede barış ve eşit yurttaşlığın ancak “diyalog, karşılıklı saygı ve her halkın eşit temsili” ilkeleriyle sağlanabileceğini vurguladı.
MÖP’ün yayınladığı basın metninin tamamı şöyle:

HTŞ’nin Dürzi Halkına Yönelik Saldırıları İnsanlık Suçudur
Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP) olarak, Asuri/Süryani/Keldani Ulusu adına; Suriye’de yaşayan Dürzi halkına yönelik saldırıları nedeniyle siyasal İslamcı faşist bir yapı olan Heyet Tahrir el-Şam’ı (HTŞ) ve onun başındaki cihatçı terörist Ahmed Şara (Colani)’yi en sert biçimde kınıyor ve lanetliyoruz.
Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyalarında iktidara getirilen ya da taşınan güçlerin ortak özelliği, farklı olana – Hristiyan, Yahudi, Alevi, Ezidi, Kürt, Dürzi – yönelik inkâr, saldırı ve imha politikalarıdır. Bu zihniyet İslam’ın doğuşundan günümüze dek süreklilik arz eden, soykırımcı, barbar ve sömürgeci bir damar taşımaktadır. Bugün bu zihniyet, Suriye’de bir kez daha Dürzi halkını hedef alarak karanlık yüzünü göstermektedir.
Bölgemizi bir cehenneme çeviren emperyalist güçler ve onların taşeronları, insanlığın ortak değerlerini temsil eden halkların yaşam alanlarını yok etmekte, halkları mezhepsel, etnik ve inançsal fay hatlarında birbirine düşürerek iktidarlarını sürdürmektedir. Kapitalist sistemin kendi çıkarları uğruna desteklediği HTŞ ve benzeri yapılar, bölge halklarının barış, eşitlik ve özgürlük özlemlerini yok saymakta, toplumsal demokrasinin gelişimini engellemektedir.
Ne yazık ki bu çirkin saldırılar karşısında dünya kamuoyu sessizdir. Ne Birleşmiş Milletler ne Avrupa Parlamentosu ne de sözümona “demokratik” Batı devletleri bu katliamlara ses çıkarmaktadır. HTŞ’nin müttefiki haline gelen Türk devleti ise bu süreçte aktif bir rol oynamakta, Dürzi, Alevi, Hristiyan ve Kürtlere yönelik saldırılar karşısında ya susmakta ya da dolaylı biçimde destek sunmaktadır.
Bugün Ortadoğu halklarını ezen güçlerin isimleri farklı olsa da (Kapitalizm, Oligarşizm, Siyasal İslam, Kemalizm, Siyonizm), uyguladıkları politikalar, baskıcı ve tekçi zihniyet açısından ortaktır. İran’daki Molla rejimi, Hamas, Hizbullah ve Türk devlet sistemi bu yapının fanatik versiyonlarıdır ve asla özgürlükçü bir alternatif değildir.
MÖP olarak, bu zihniyete karşı gerçek alternatifi savunuyoruz: Toplumsal Eşitlikçi Demokrasi ve Demokratik Sosyalizm. Bu sistem, halkların kendi kendilerini özgürce yönetmesini, ulusların kendi kaderini tayin hakkını ve her inancın eşit temsiliyetini esas alır. Teoriyle sınırlı kalmayan, pratikte yaşam bulan bir özgürlükçü sistemdir.
Suriye’de HTŞ’nin Dürzi, Alevi ve Hristiyanlara yönelik saldırılarının amacı, Ortadoğu’da insanlık değerleriyle örülmüş halkların yeniden tarih sahnesine çıkmasını engellemektir. Ancak bu çabalar artık nafiledir. Bu sistem ve onun diktatörleri çökmüştür. Dürzi halkı ve diğer ezilen halklar, yeni diktatörlükleri kabul etmeyecektir.
Türkiye’de Erdoğan ve Bahçeli ikilisinin HTŞ ile kurduğu kirli ittifak, halklara kan, baskı ve yalan vaat etmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Demokrasi söylemleriyle sahneye çıkan bu yapıların ne demokrasiden ne özgürlükten yana oldukları ortadadır. Türkiye ile İsrail arasında yaşanan sözde gerilimler de NATO ve emperyalist dengelerin gereği olan danışıklı dövüşlerdir. Gerçek hedef, Suriye’de toplumsal demokrasiyi savunan halk güçlerinin tasfiyesidir.
MÖP olarak, tarihimiz boyunca her türlü zulme karşı direndik, direnen halkların safında yer aldık. Bugün de Dürzi halkına yönelik bu faşist saldırılar karşısında Dürzi halkının yanındayız. Direnişlerini selamlıyor, dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.
Dünya kamuoyuna çağrımızdır:
HTŞ’nin ve Türk devletinin Dürzi halkı üzerinde oynadığı kirli oyunlara karşı ses yükseltin! Dürzi halkına sahip çıkın, Ortadoğu’nun özgürlükçü damarını savunun!
Son söz:
Egemenlerin bu çürümüş düzenine karşı tek çıkış yolu; Halkların, emekçilerin, devrimcilerin, sosyalistlerin, kadınların, gençlerin ve ekolojistlerin ‘Toplumsal Demokrasi Mücadelesi’ içerisinde birlikte hareket etmesidir. Toplumsal Demokrasi çizgisinde yürütülecek birleşik bir mücadele, bu karanlıktan çıkışın tek yoludur.
Diyalog, karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde bir arada yaşam mümkündür. Her halkın, her inancın ve her dilin eşit temsiliyet hakkı olduğu bir dünya için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP)
22 Temmuz 2025



