Yasalar, sembolleri ve fikirleri yasaklayabilir; ancak halkların adalet arayışını susturamaz. Çek Cumhuriyeti’ndeki bu yasa, bir yenilginin değil, bir zaferin habercisidir. Çünkü korku, yalnızca güçlü bir tehdidin varlığında ortaya çıkar.
Çek Cumhuriyeti’nin, Nisan 2025’te Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan ve Başkan Petr Pavel’in imzasıyla yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu değişikliği, komünist fikirlerin, sembollerin ve hareketlerin suç sayılmasını resmileştirdi. Bu yasa, yalnızca “Nazi, komünist veya insan hakları ve özgürlükleri bastırmayı hedeflediği kanıtlanan diğer hareketleri” kuran, destekleyen veya tanıtan kişilere beş yıla kadar hapis cezası öngörmekle kalmıyor, aynı zamanda tarihsel bir korkunun ve ideolojik bir mücadelenin günümüzdeki yansımasını gözler önüne seriyor. Totaliter Rejimler Çalışma Enstitüsü gibi kurumların baskısıyla şekillenen bu karar, Çek Cumhuriyeti’ni, eski SSCB etkisi altındaki veya onun eski üyeleri olan ülkelerin komünist mirası suç sayan zincirine bir halka daha olarak ekliyor. Ancak bu yasa, sadece bir hukuki düzenleme değil; aynı zamanda emperyalist düzenin, halkların tarihsel hafızasına ve mücadele ruhuna duyduğu derin korkunun bir ifadesidir.
Emperyalizmin Telaşı ve Tarihsel Hafızaya saldırı
Sosyalizmin çöküşünden yaklaşık 35 yıl, 1950’lerdeki restorasyon sürecinin başlangıcından ise 70 yıl sonra, emperyalist güçler hâlâ sosyalist ideallerden ve komünist hareketin tarihsel mirasından korkuyor. Bu korku, tesadüfi değil; tarihsel bir zorunluluğun ürünü. Sosyalizm, 20. yüzyılda, halkların emperyalist zincirleri kırma mücadelesinde bir fener olmuş, ezilen ulusların, işçilerin ve köylülerin özgürlük hayallerini gerçeğe dönüştürmüştü. Sovyetler Birliği’nin dağılması, sosyalist bloğun çözülmesi ve kapitalist restorasyon, bu hayalleri geçici olarak gölgelemiş olsa da halkların mücadele azmi ve sosyalizmin tarihsel haklılığı, egemen sınıfların uykularını kaçırmaya devam ediyor.
Çek Cumhuriyeti’ndeki bu yasa, sosyalizmi Nazizm ve faşizmle aynı kefeye koyarak, tarihsel gerçekleri çarpıtmayı ve sosyalist hareketin ahlaki meşruiyetini yok etmeyi hedefliyor. Bu, kaba bir tarih yazımı değil; bilinçli bir ideolojik hamle. Sosyalizm, insanlığın eşitlik, adalet ve dayanışma ideallerini temsil ederken; Nazizm, ırkçılık, şovenizm ve soykırım politikalarıyla insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını yazmıştır. Bu iki ideolojiyi eşitlemek, yalnızca tarihsel bir yalan değil, aynı zamanda halkların bilincini bulandırmayı amaçlayan bir manipülasyondur. Emperyalizm, sosyalizmin halklar nezdindeki çekim gücünü kırmaya çalışırken, kendi meşruiyetini pekiştirmek için bu tür çarpıtmaları bir silah olarak kullanıyor.
Halkların Hafızası ve Direnişin Ruhu
Ancak bu yasaklar, halkların tarihsel hafızasını silmek için yeterli değil. Çekoslovakya’nın sosyalist döneminde, işçi sınıfının ve köylülerin emeğiyle inşa edilen bir toplum, eşitlik ve dayanışma ilkeleriyle şekillenmişti. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel haklar, kapitalist düzende lüks haline gelen ayrıcalıklar değil, her yurttaşın doğal hakkıydı. Emperyalist güçler, bu mirası karalayarak, sosyalizmin halklara sunduğu umudu unutturmaya çalışıyor. Ancak halklar, tarihsel deneyimlerini unutmaz. Fabrikalarda, tarlalarda, sokaklarda biriken öfke ve adalet arayışı, hiçbir yasayla bastırılamaz.
Çek Cumhuriyeti’nde komünist fikirlerin yasaklanması, yalnızca bir yasa değişikliği değil; aynı zamanda bir korkunun dışavurumudur. Emperyalizm, kendi iç çelişkilerinin derinleştiği bir dönemde, halkların yeniden sosyalist ideallere yönelebileceğinden korkuyor. Kapitalist sistem, artan eşitsizlikler, ekonomik krizler ve savaş tamtamlarının çaldığı bir dünyada, kendi meşruiyetini sorgulayan bir halk hareketinden çekiniyor. Ukrayna’daki savaş, Ortadoğu’daki çatışmalar ve küresel ekonomik çalkantılar, emperyalist düzenin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bu kırılganlık, egemen sınıfları, halkların tarihsel bilincini yok etmeye ve sosyalist hareketi suç saymaya itiyor.
İnsanlığın umudu: Sosyalizmin Yeniden doğuşu
Yasalar, sembolleri ve fikirleri yasaklayabilir; ancak halkların adalet arayışını susturamaz. Çek Cumhuriyeti’ndeki bu yasa, bir yenilginin değil, bir zaferin habercisidir. Çünkü korku, yalnızca güçlü bir tehdidin varlığında ortaya çıkar. Emperyalizm, sosyalizmin yeniden doğuşundan korkuyor; çünkü tarih, halkların zincirlerini kırdığında neler yapabileceğini defalarca gösterdi. İkinci Dünya Savaşı’nda, sosyalist hareketin öncülüğünde faşizme karşı kazanılan zafer, insanlığın en karanlık anında umudun nasıl yeşerebileceğini kanıtladı. Bugün, aynı umut, dünyanın dört bir yanında, fabrikalarda, sokaklarda, kampüslerde filizleniyor.
Halklar, tarihsel hafızalarına sahip çıkarak, bu yasaklara karşı direnecek. Çek Cumhuriyeti’nde, Polonya’da, Ukrayna’da veya başka bir yerde, sosyalist idealler, yasalarla değil, halkların bilinciyle yaşar. Bu bilinç, ne hapis cezalarıyla ne de karalamalarla yok edilebilir. Çünkü sosyalizm, bir ideolojiden fazlasıdır; insanlığın eşitlik, adalet ve özgürlük özlemidir. Bu özlem, ne kadar bastırılırsa bastırılsın, bir gün yeniden yükselecek.
Bizden Korkuyorlar!
Çek Cumhuriyeti’ndeki bu yasa, emperyalizmin halkların mücadele ruhundan duyduğu korkunun bir kanıtıdır. Ancak tarih, halkların boyun eğmediğini, aksine her baskı döneminde daha güçlü bir şekilde ayağa kalktığını göstermiştir. Sosyalizm, yalnızca bir fikir değil, halkların adalet ve özgürlük mücadelesinin ta kendisidir. Emperyalizm, bu gerçeği yasaklarla gölgelemeye çalışsa da, halkların belleği ve direniş ruhu, bu zincirleri kıracak güçtedir. Çünkü tarih, zalimlerin değil, haklı olanların kazandığını defalarca kanıtlamıştır.
Coşkun Özdemir
21.07.2025 Zürich



