Suruç Katliamı’nın 10. yılında, 33 devrimci gencin anısını yaşatmak ve faşist cezasızlık rejimine karşı adalet talebini yükseltmek amacıyla İsviçre’nin başkenti Bern’de bir anma eylemi düzenlendi.
Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB) ve Young Struggle öncülüğünde Casinoplatz’ta gerçekleştirilen eylemde, 20 Temmuz 2015 tarihinde Kobane’yi yeniden inşa etmek için Suruç’ta bir araya gelen ve DAİŞ tarafından düzenlenen bombalı saldırıda yaşamını yitiren 33 sosyalist genç anıldı. Eylemde “Suruç için adalet, herkes için adalet!” pankartı açılırken, Rojava devriminin yıldönümü de selamlandı.
Anma etkinliğinde ilk olarak ADGB adına basın açıklaması okundu. ADGB adına Baran Çelebi’nin okuduğu açıklamada, “Faşist saray rejimi, Suruç katliamı ile sadece genç devrimcileri değil, aynı zamanda Rojava devrimini sahiplenme iradesini de hedef aldı. Katliam, çöktürme planı adı altında başlatılan savaş sürecinin miladı olmuştur. Ancak biz, 33 Düş Yolcusu’nun izinden yürümeye ve birleşik devrim mücadelesini büyütmeye kararlıyız” denildi.
“Temmuz, Hesap Sorma Ayıdır”
Temmuz ayının faşist saray rejiminin politikalarının teşhir edilmesi ve hesap sorulması açısından tarihsel bir dönem olduğu vurgulanan açıklamada şöyle denildi:
“Suruç, Gezi’nin onuru ve Rojava’nın özgürlüğü arasında kurulmuş devrimci bir köprüdür. Bu köprüyü yıkmak isteyenler, sosyalist gençliği hedef almıştır. Ancak 10 yıldır süren adalet mücadelemiz, birleşik devrim hattını örerek büyümektedir. Avrupa’dan Türkiye ve Kürdistan’a uzanan bu çizgi, sadece bir anma değil, faşizme karşı isyanın sürekliliğidir.”
“Birleşik mücadeleyi büyütelim”
Etkinlikte Kürt Toplum Merkezi adına konuşan Necdet Atalay, Suruç’un bir devrim iradesi ve direniş çağrısı olduğuna dikkat çekerek, “33 gencin Kobane’ye gitme kararı, sadece bir dayanışma değil, halkların birleşik özgürlük yürüyüşünün simgesidir. Faşist saldırılara karşı birleşik mücadeleyi büyütmek dışında bir seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

IGIF (İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu) adına konuşan Hüseyin Torun ise “Adalet mücadelesi sadece Suruç için değil, cezasızlıkla büyütülen tüm devlet terörüne karşıdır. Gezi’den Suruç’a, Roboskî’den Kobanê’ye uzanan çizgi, birleşik devrimin ve halkların ortak direniş hattının ifadesidir” diyerek dayanışma çağrısı yaptı.

ADGB adına Baran Çelebi’nin okuduğu açıklamanın tam metni şöyle:
“Suruç katliamının hesabını birleşik mücadelemizle soracağız!”
Faşist devlet terörü ve inkârcı, sömürgeci savaş ilanının miladı olan Suruç katliamının 10. yıl dönümü bir kez daha hesap sorma ve adalet mücadelemizi büyütmeye çağırıyor. Faşist saray rejimi, 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç katliamıyla çöktürme planı adlı yeni bir savaş konseptine girişti. Rojava devriminin savunulması çizgisine, artan mücadele ve örgütlenme cesaretine ve halklarımızın birleşik mücadelesinin örülmesine karşı faşist saray rejimi sosyalist gençlerin Kobane’yi inşa kampanyasını hedef aldı.
“Suruç, birleşik devrim isteğinin yalın anlatımıdır”
Suruç; Rojava devrimine dokunmak isteyen sosyalist gençliğin birleşik devrim isteği ve çizgisinin yalın bir anlatımıdır. Kobane’ye gitmek, Gezi onur ve özgürlük isyanının öğreticiliğinde, hazırlığını yapan devrimci güçlerin Ortadoğu’nun orta yerinde bir özgürlük vahası olarak açan Rojava devrimine kanatlanması ve akmasıdır. Suruç’tan Kobane’ye gitmek, devrimin inşasına Gezi isyanının ruhunu ve rengini katma arzusudur. Faşist rejimin sınırlarını yıkarak özgür Rojava ve devriminde bütünleşme eylemidir. İşte tam da bu nedenle sömürgeci faşist rejim ve onun işbirlikçi faşist aparatı olan DAİŞ, Suruç’ta sosyalist gençliğe ve devrimcilere karşı vahşi katliama girişti. Suruç’tan bugüne dost omuz başlarıyla birleşik direnişin kavga boylarında tüm ezilenlerin adalet mücadelesi bayraklaştırılıyor.

“Suruç’tan Ortadoğu halklarına özgürlük umudu taşındı”
Mücadelelerini ve heyecanlarını Suruç’tan Kobane’ye taşımak isteyen sosyalist gençler aynı zamanda, bugün emperyalist ve sömürgeci odakların desteğiyle bir yandan Siyonist diğer yandan cihadist çetelerin kıskacına alınan tüm bölge halkalarına eşit, özgür, barış içinde bir Ortadoğu umudu da taşımak istediler. İsrail’in Filistin halkına, HTŞ’nin Alevilere, Hristiyanlara ve Dürzilere, İran’ın Molla rejiminin Kürtlere, Beluçlara uyguladığı katliamlara karşı birleşik direniş, birleşik Ortadoğu hayalini taşımak istediler.
“Türkiye’de adalet talebi katlanarak büyüyor”
Suruç’un 10. yılına girerken Türkiye’de de işçi sınıfı ve ezilenlerin adalet isteği katlanarak büyüyor. Devlet ve kapitalist düzeninin durmadan üretip büyüttüğü adaletsizliklere karşı işçi sınıfı ve ezilenlerin öfkesi artıyor. Faşist saray rejimi ekonomik ve politik saldırı konseptiyle emekçi sınıfları yoksulluk krizinin sefalet, açlık ve ölüm uçurumuna itiyor. Faşist rejimin zulüm ve gadrine uğrayan, politik adalet ve hak-hukuk arayan ezilen toplumsal kesimlerin süren adalet arayışının yanına, zengin-fakir uçurumunu derinleştiren ekonomik eşitsizlik ve toplumsal adalet istekleri diziliyor.
“Temmuz ayı hesap sorma ve direniş ayıdır”
Faşist saray rejiminden Suruç katliamının hesabını sormak ve adalet mücadelesini yükseltmek için her yıl Temmuz ayı özel ve tarihsel bir kesittir. Hiç kuşkusuz Suruç katliamına karşı daha ilk andan başlayarak gösterilen politik tepki ve ardından inşa edilen birleşik direniş ve adalet mücadelesi faşist saray rejimine karşı bir hesap sorma pratiğidir.
“33 Düş Yolcusu’nun izinden yürüyoruz”
Türkiye ve Kürdistan’ın sokaklarından Avrupa kentlerine Düş Yolcu’larının izinden yürüyerek, birleşik devrim perspektifiyle Suruç’un hesabını sormak için yan yana geliyoruz. 10. yılında 33 Düş Yolcusu’nun mücadelelerini büyütelim!
Eylem yapılan konuşmaların ardından son buldu.
Haber: Mehmet Murat Yıldırım



