Bern’de Alevi Dergahı, KUTÜSCH, İHDD, SYKP Bern ve Künzler Institut’ün organizasyonuyla 2 Temmuz Sivas katliamı anıldı ve Alevilere yönelik saldırılar konuşuldu.
Bern Alevi Dergahı’nda düzenlenen etkinlikte feminist yazar Gülfer Akkaya’nın tarihsel ve güncel olarak Alevilere yönelik saldırganlığın kökenleri ve aktüel riskler üzerine konuşmasının ardından Aynur Özbakır’ın yönettiği 2 Temmuz belgeseli gösterildi. Anma etkinliklerinden sonra Bern Alevi Dergahında aşure lokması paylaşıldı.
“33 canı unutmadık, unutturmayacağız”
Konuşmasına Madımak’ta şeriatçı ve faşist güruh tarafından yakılarak katledilen 33 canı anarak başlayan Akkaya, Alevilerin bugün de yaşadıkları neredeyse tüm bölgelerde tehdit altında olduklarını vurguladı.
Bu katliamların tesadüfi değil, sistematik olduğunu belirten Akkaya, Alevilerin yalnızca inançlarından dolayı değil, aynı zamanda tarihsel ve felsefi duruşları nedeniyle hedef alındığını belirtti. Koçgiri’den Dersim’e, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan Gazi’ye yaşanan Alevi katliamlarına işaret eden Akkaya “Bu katliamların arkasında siyasal islamı Alevilerin, demokratların, ilericilerin, sosyalistlerin, kadınların karşısında çıkartmak isteyen tekçi, Türkçü, kapitalist ve patriyarkal zihniyet var” dedi.

Yeşil Kuşak ve Alevi düşmanlığı
ABD’nin ve NATO’cu emperyalist blokun Sovyetler Birliğine karşı organize ettiği islamcı “Yeşil Kuşağın” bugünkü IŞİD, HTŞ, Müslüman Kardeşlerin yanı sıra AKP gibi “ılmılı islamcı” çeteleri de halkların başına bela ettiğini söyleyen Akkaya, yaşanan katliamların pek çoğunun arkasında bu gücün olduğunu belirtti.
Akkaya, Maraş’ta, Sivas’ta katliamı gerçekleştirenlerin devlet destekli islamcı ve faşist güçler olduğunu söyleyerek bugünkü AKP-MHP ittifakının CIA’nın cihatçı ve ülkücü komando kamplarında yetiştirilen militanlardan devşirildiğini vurguladı.
Suriye’de Alevilere yönelik saldırı
Suriye’de Alevilere, özellikle Alevi kadınlara yönelik katliamların ve saldırıların da Türkiye’deki Alevilere yönelik saldırıların da aynı gerici zihniyetten beslendiğini söyleyen Akkaya, Aleviliğin eşitlikçi, kadıncıl, çoğulcu ve devlet-iktidar dışı karakterinin tekçi, erkek egemenlikçi, iktidarcı, gerici güçler tarafından her yerde hedefe konulduğunu vurguladı.
Akkaya Ortadoğu ve Türkiye’nin yeniden şekillendiği bu süreçte Alevilerin hem kendi iç örgütlülüklerini güçlendirmeleri hem de diğer demokrasi güçleriyle birlikteliklerini pekiştirmeleri gerektiğini vurgulayarak sözlerini bitirdi.
Belgesel: “2 Temmuz”
Panelin arıdan dan gösterimi yapılan belgesel gösteriminde 1993 senesinde Sivas’ta yaşanan katliamın tanıklığı anlatıldı. Yönetmenliğini Aynur Özbakır, danışmanlığını Hacı Orman ve müziklerini Ali Ekber Kayış’ın yaptığı 2010 yılı yapımı 2 Temmuz Belgeseli “Konusu Türkiye’yle ilgili olan, ama anlamı bütün dünyayı kapsayan bir yangının tutanağıdır”. Belgeselde kurtulanlar alevler ve dumanlar arasında geçirdikleri dehşet dolu saatleri, diri diri yananların çocukları yaşadıkları acı ve öfkeyi, hukukçular ise yargı aşamasında ortaya çıkan adalet skandalını anlattılar.

Gösterimin ardından konuşan yönetmen Özbakır, Sivas’daki katliamcı zihniyetin hala aktüel ve güçlü olduğunu belirterek geçtiğimiz günlerde Leman dergisinin binasını kuşatarak yakmak isteyenler Madımak katillerinin devamcıları olduğunu belirtti.
Aşure Lokması
Anma etkinliğinin ardından Bern Alevi Dergahı’nda Aşure Lokması paylaşıldı. Dernek yönetiminden Songül Çelik aşura lokması üzerine yaptığı sunuş konuşmasında Qâlo Bela’dan bu yana mazlumdan yana, zalime karşı durmayı ilke edinmiş Alevi inancının Kerbela’da yaşanan katliamın ardından tuttuğu Yassı Muharrem orucunun sonunda paylaşılan Aşure’nin, bu direnişin ve dayanışmanın simgesi olduğunu vurguladı.
Dergah yönetiminden Nevroz Ergisi Özbek’in okuduğu gülbengin ardından deyişler eşliğinde aşure lokmaları pay edildi ve etkinlik sona erdi.
Haber: Mehmet Murat Yıldırım














