Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kendisine yönelik faşizm ve otoriterlik eleştirilerine tepki gösterdi. “On yıldır insanların bana faşist olduğunu söylediklerini duyuyorum” diyen Macron, siyasi aktörlerin tek bir açıklama üzerinden etiketlenmesine karşı olduğunu savundu. Açıklamalar, Fransa’da aşırı sağın yükselişinin ve hükümetin protestolara yönelik politikalarının tartışıldığı bir dönemde geldi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 28 Ekim Çarşamba günü gazeteci Hugo Travers’ın HugoDécrypte kanalında yayımlanan röportajında, kendisine yönelik siyasi eleştiriler ve ülkede aşırı sağın yükselişi hakkında konuştu.
Hükümetinin söylemlerinin aşırı sağın politikalarına yaklaştığı yönündeki eleştiriler gündeme geldiğinde Macron, kendisine yöneltilen faşizm suçlamalarını reddetti.
“On yıldır insanların bana faşist olduğumu anlattıklarını duyuyorum. Bundan nefret ediyorum” diyen Macron, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben insanlara hiçbir zaman tek bir cümlelerinden hareketle etiket yapıştırmadım.”
Macron’un açıklamaları, Fransa’da siyasi söylemlerin sertleştiği, ırkçılık tartışmalarının yoğunlaştığı ve hükümetin toplumsal protestolara yönelik tutumunun eleştirildiği bir dönemde geldi.
Aşırı sağın yükselişi ve Macron’un sorumluluğu tartışılıyor
Macron, röportajında Fransa’da ırkçı söylemlerin giderek daha açık biçimde dile getirilmesine dikkat çekti.
Özellikle Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik’i (RN) ve ona yakın siyasi hareketleri hedef alan Cumhurbaşkanı, aşırı sağın toplumda bir “ırkçılık atmosferi” oluşmasına katkıda bulunduğunu savundu.
Bu değerlendirmeler, Yvelines bölgesindeki Trappes ve La Verrière’de yaşanan ırkçı saldırının ardından geldi.
Macron, saldırıyı kınayarak ırkçılığa ve antisemitizme karşı toplumsal bir tepki çağrısında bulundu. Röportajda Boyun Eğmeyen Fransa’yı (LFI) da antisemitik söylemlerin normalleşmesi tartışması kapsamında eleştirdi.
Ancak Macron’un aşırı sağa yönelik eleştirileri, kendi iktidarının bu hareketlerin güçlenmesindeki rolüne ilişkin soruları da gündeme getiriyor.
Le Monde’un 2 Ekim’de yayımladığı araştırmada, Macron’un yaklaşık on yıllık iktidarı boyunca aşırı sağın medya ve kültür alanındaki etkisinin büyüdüğü, Cumhurbaşkanı’nın bu gelişmeler karşısında zaman zaman çelişkili tutumlar sergilediği belirtildi.
Araştırmada, Macron’un aşırı sağcı Ulusal Birlik yöneticileriyle kurduğu siyasi ilişkiler ve göç konusundaki bazı söylemleri de değerlendirildi.
Öğrenci protestolarında polis müdahaleleri de gündeme geldi
Macron’un röportajı yalnızca aşırı sağ tartışmalarıyla sınırlı kalmadı.
Fransa’da haftalardır devam eden öğrenci protestoları ve güvenlik güçlerinin müdahaleleri de görüşmenin önemli başlıkları arasındaydı.
Hugo Travers, protestolar sırasında ağır yaralanan gençleri hatırlatarak Macron’a hükümetin polis müdahalelerindeki sorumluluğunu sordu.
Cumhurbaşkanı, yaralanan öğrenciler için üzüntü duyduğunu söylerken aynı zamanda polislerin de saldırıya uğradığını vurguladı.
Macron, güvenlik güçlerinin hukuka aykırı davranışlarına ilişkin soruşturmalar açıldığını savundu ve öğrencilerden tatilin ardından derslerine dönmelerini istedi.
Ancak eğitim bütçesi, öğretmen eksikliği, üniversiteye giriş sistemi ve eğitim koşullarına yönelik talepler konusunda öğrencilerin başlattığı mücadele devam ediyor.
Macron, protestoların kontrol altına alınması için uygulanan güvenlik önlemlerini savunurken hükümetin gösteri hakkını sınırlandıran uygulamaları sol partilerin ve hak örgütlerinin eleştirilerine konu oluyor.
“Faşizm” tartışmasının ötesinde siyasi politikalar
Macron’un kendisine yöneltilen “faşist” nitelendirmesinden duyduğu rahatsızlık, Fransa’da siyasi iktidarın niteliği üzerine yürütülen daha geniş tartışmanın bir parçası.
Cumhurbaşkanı, demokratik kurumlara bağlılığını vurgulayarak bu tür suçlamaları reddediyor.
Buna karşılık hükümetin güvenlik politikaları, göç düzenlemeleri, çalışma hayatına ilişkin reformları ve toplumsal protestolar karşısındaki tutumu, sol hareketlerin eleştirilerinin başlıca konuları arasında bulunuyor.
Aşırı sağın güçlenmesi de yalnızca siyasi liderlerin kullandığı ifadeler üzerinden değil; göç politikaları, ekonomik eşitsizlikler, medya üzerindeki etkiler ve devletin uygulamaları üzerinden tartışılıyor.
Macron’un “İnsanlara etiket yapıştırmıyorum” açıklaması, bu nedenle Fransa’daki siyasi tartışmayı sona erdirmiyor.
Cumhurbaşkanının kendi siyasi kimliğini nasıl tanımladığından bağımsız olarak, yaklaşık on yıllık iktidarının toplumsal sonuçları ve aşırı sağın güçlenmesine ilişkin sorumluluk tartışmaları devam ediyor.



