fbpx

Beyrut’ta banka krizinin faturası sokağa taştı: Mevduat sahipleri polisle karşı karşıya, şoförler yakıt zammına karşı sokakta

Paylaş

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta 17 Eylül’de iki ayrı ekonomik öfke aynı anda sokağa çıktı. 2019’dan beri bankalardaki paralarına serbestçe erişemeyen mevduat sahipleri hükümetin finansal yeniden yapılandırma planına karşı yürürken güvenlik güçleriyle çatıştı; bazı banka şubelerinin camları kırıldı, lastikler ateşe verildi ve çok sayıda protestocunun yaralandığı bildirildi. Aynı saatlerde toplu taşıma şoförleri de hızla yükselen akaryakıt fiyatlarına karşı Şehitler Meydanı’nda eylem yaptı.

Beyrut’un merkezindeki Riyad es-Sulh Meydanı 17 Eylül Perşembe günü yeniden Lübnan’ın yıllardır çözülemeyen bankacılık krizinin sahnesine dönüştü.

“Mevduat Sahiplerinin Çığlığı” (صرخة المودعين) ve diğer mevduat sahibi örgütlerinin çağrısıyla toplanan eylemciler, hükümet ve parlamentodan bankalarda dondurulan birikimlerin nasıl geri ödeneceğine ilişkin planın kendileri dahil edilmeden kararlaştırılmamasını istedi.

Göstericiler önce hükümet merkezinin bulunduğu Grand Serail yakınında toplandı, ardından Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı’na doğru yürüdü. Eylemin özellikle Maliye Bakanlığı’na yönelmesi tesadüf değildi: Libnanews’in aktardığına göre aynı saatlerde Uluslararası Para Fonu heyeti Lübnanlı yetkililerle bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması konusunda görüşmeler yürütüyordu.

Bank of Beirut önünde çatışma

Gerilim Bank of Beirut’un hükümet merkezine yakın şubesi önünde yükseldi.

Güvenlik güçleri ile protestocular arasında önce itişmeler yaşandı, ardından çatışma çıktı. Anadolu Ajansı muhabiri bazı protestocuların banka şubesinin camlarını kırdığını, Riyad es-Sulh Meydanı’nda lastiklerin ateşe verildiğini ve birden fazla kişinin yaralandığını aktardı.

Libnanews de birkaç protestocunun yaralandığını doğrularken, olayların ardından resmi ve kesin bir yaralı sayısının açıklanmadığını belirtiyor.

Gösteri Bank of Beirut önündeki çatışmayla sona ermedi.

Mevduat sahipleri Maliye Bakanlığı’na, ardından Ekonomi Bakanlığı’na doğru hareket etti. Ekonomi Bakanlığı çevresinde bazı protestocuların yeniden lastik yakmaya çalışması üzerine güvenlik güçlerinin müdahalesiyle ikinci bir gerilim yaşandı.

Eski bakan da yaralandı

Eyleme eski Göçmenler Bakanı Issam Charafeddine de katıldı.

“Mevduat Sahiplerinin Çığlığı” Başkanı Alaa Khourchid, Charafeddine’in Maliye Bakanlığı’ndan Ekonomi Bakanlığı’na geçiş sırasında güvenlik güçlerinin müdahalesi esnasında başından yaralandığını söyledi.

Ancak bu olayın tam olarak nasıl gerçekleştiği bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Libnanews, Khourchid’in anlatımını aktarırken güvenlik güçlerinin olaya ilişkin ayrıntılı bir açıklamasının henüz bulunmadığına dikkat çekiyor.

Anadolu Ajansı da Charafeddine’in çatışma sırasında yaralandığını bildiriyor ancak sağlık durumuna ilişkin ayrıntı vermiyor.

“Bizim paramız hakkında bizimle konuşmadan karar vermeyin”

17 Eylül eyleminin merkezindeki mesele yalnızca bankalarda para çekme sınırlamalarının devam etmesi değil.

Mevduat sahibi örgütleri, Lübnan hükümetinin bankacılık sisteminin zararlarını nasıl dağıtacağını belirleyen finansal yeniden yapılandırma sürecinde kendilerinin karar mekanizmasının dışında bırakılmasına itiraz ediyor.

“Mevduat Sahiplerinin Çığlığı”ndan Moussa Aghassi, Al Modon’a yaptığı açıklamada eylemin hükümetin mali düzenleme planına karşı düzenlendiğini ve mevduat sahiplerinin de hazırlanmakta olan değişiklikler hakkında söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

Aghassi’nin itirazı doğrudan karar masasının yapısına yönelik:

Bankalar Birliği ve ekonomik kuruluşların görüşleri alınıyorsa, parasını bankada tutan mevduat sahiplerinin de aynı masada bulunması gerektiğini savunuyorlar. Dernek, hükümete bu yönde resmi bir talep de iletti.

Örgüt ayrıca mevcut planın değiştirilmeden ilerlemesi halinde yeni eylemler ve daha sert bir protesto süreci yaşanabileceğini duyurdu.

Yedi yıldır kendi parasına ulaşamayanlar

Lübnan’daki bankacılık krizi 2019 sonbaharında patlak verdi.

Bankalar, ülkeden sermaye çıkışının hızlanması ve finansal sistemin çöküşe sürüklenmesiyle birlikte döviz hesaplarından para çekme ve yurtdışına transfer yapma konusunda ağır kısıtlamalar getirdi.

Bu kısıtlamalar yıllar boyunca devam etti.

Özellikle dolar hesaplarında birikimi bulunan yüz binlerce kişi, kendi hesaplarında görünen paranın tamamına serbestçe erişemedi.

IMF, Lübnan’ın bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasını uzun süredir ekonomik toparlanmanın temel şartlarından biri olarak görüyor. Fon, Şubat 2026’daki açıklamasında da kayıpların hissedarlara ve daha alt sıradaki alacaklılara yüklenmeden mevduat sahiplerine aktarılmaması gerektiğini vurgulamıştı.

Asıl çatışma da tam burada düğümleniyor:

Devletin, Lübnan Merkez Bankası’nın ve ticari bankaların yıllar boyunca biriktirdiği devasa mali kayıpları kim üstlenecek?

Mevduatlar tahville mi geri ödenecek?

Hükümetin 2025 sonunda açıkladığı önceki taslakta, 100 bin doların altında mevduatı bulunan hesap sahiplerinin birikimlerini dört yıllık bir takvimde geri alması öngörülüyordu. Hükümet bu grubun mevduat sahiplerinin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturduğunu belirtmişti.

100 bin doların üzerindeki mevduatlar için ise farklı finansal araçların ve menkul kıymetlerin kullanılması tartışılıyordu.

Ancak taslak daha sonra çok sayıda değişiklik ve itirazla karşılaştı.

Mevduat sahibi örgütleri özellikle büyük hesapların tahvil veya başka finansal araçlara dönüştürülmesi halinde bu varlıkların gerçek değerinin ve geri ödeme garantisinin belirsizleşeceğini savunuyor.

Bu nedenle eylemciler meselenin yalnız “ne kadar para geri ödenecek?” sorusundan ibaret olmadığını söylüyor.

Sorular daha geniş:

Ne zaman ödenecek?

Hangi para birimiyle ödenecek?

Ne kadarı nakit olacak?

Ne kadarı tahvile dönüşecek?

Ve bankacılık sisteminin zararının ne kadarı mevduat sahiplerine yüklenecek?

Bankacılık sistemini düzenleyen yasal değişiklikler ağustosta parlamentodan geçti ancak mevduatların nihai olarak nasıl geri ödeneceğini belirleyecek düzenleme hâlâ tamamlanmış değil. IMF de ağustosta yapılan değişiklikleri “önemli bir adım” olarak değerlendirmiş ancak daha geniş reform paketinin tamamlanması gerektiğini belirtmişti.

Aynı gün başka bir cephe: Şoförler yakıt fiyatlarına karşı sokağa çıktı

Mevduat sahipleri bankaların ve bakanlıkların önündeyken, Beyrut’un başka bir meydanında farklı bir ekonomik mücadele yaşanıyordu.

Toplu taşıma şoförleri Şehitler Meydanı’nda bir araya gelerek artan yakıt fiyatlarını protesto etti.

Lübnan Enerji ve Su Bakanlığı 15 Eylül’de çeşitli akaryakıt ürünlerinin fiyatlarını yeniden artırdı.

17 Eylül itibarıyla 20 litrelik 95 oktan benzin yaklaşık 2 milyon 718 bin Lübnan lirasına, yani yaklaşık 30,4 dolara; 98 oktan benzin ise yaklaşık 30,6 dolara çıktı. 20 litrelik motorinin fiyatı ise yaklaşık 28 dolar seviyesine yükseldi.

Şoförler açısından bu artış yalnız akaryakıt istasyonunda ödenen daha yüksek fiyat anlamına gelmiyor.

Yakıt, işin doğrudan üretim maliyeti.

Fiyat yükseldikçe taksi, minibüs ve diğer toplu taşıma çalışanlarının günlük kazancından daha büyük bir bölüm araç maliyetlerine gidiyor.

Al Modon’un haberine göre şoförler bu nedenle sektörün koşullarını ve yükselen işletme maliyetlerini protesto etmek için sokağa çıktı.

İki ayrı eylem, aynı ekonomik krizin farklı yüzleri

Mevduat sahiplerinin ve şoförlerin eylemleri aynı örgüt tarafından düzenlenmedi ve talepleri de birebir aynı değil.

Ancak ikisi de Lübnan’da yıllardır süren ekonomik krizin gündelik hayattaki farklı sonuçlarını görünür hale getirdi.

Bir tarafta insanlar, bankaya yatırdıkları kendi paralarını geri alabilmek için yedi yıldır mücadele ediyor.

Diğer tarafta çalışan şoförler, yakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle işlerini sürdürebilmenin giderek pahalılaşmasına karşı çıkıyor.

Lübnan ekonomisi 2019’dan bu yana ağır bir daralma yaşadı. IMF verilerine göre krizin ilk yıllarında ekonomi yaklaşık yüzde 40 küçüldü ve Lübnan lirası eski değerinin çok büyük bölümünü kaybetti.

Bankacılık krizinin zararlarının nasıl bölüşüleceği ise hâlâ çözülmüş değil.

“Yeni eylemler gelecek”

17 Eylül’ün ardından mevduat sahibi örgütleri mücadeleyi sürdürme niyetinde.

“Mevduat Sahiplerinin Çığlığı”, mevduat sahiplerinin doğrudan temsil edilmediği ve hesaplarda bulunan paranın bir bölümünü belirsiz finansal araçlara dönüştüreceğini düşündükleri bir formülü kabul etmeyeceklerini belirtiyor.

Örgüt temsilcileri, hükümet ve parlamentonun mevcut çizgide devam etmesi halinde yeni eylemlerin ve daha fazla “tırmanmanın” gündeme geleceğini açıkladı.

Beyrut’ta 17 Eylül günü ortaya çıkan tablo bu nedenle yalnız birkaç kırık banka camından ibaret değil.

Bankacılık sisteminin çöküşünden yedi yıl sonra bile temel soru cevaplanmış değil:

Krizin milyarlarca dolarlık maliyetini kim üstlenecek?

Mevduat sahipleri sokağa çıkarak bu kararın yalnız hükümet, bankalar ve uluslararası finans kuruluşları arasında alınmasına itiraz ediyor.

Şoförler ise başka bir meydandan aynı ekonomik krizin gündelik faturasını gösteriyor:

Yakıt pahalılaşıyor, çalışma maliyeti artıyor ve geçim yükü büyüyor.

Beyrut’ta iki ayrı protestoyu aynı gün buluşturan şey de tam olarak bu: ekonomik krizin maliyetinin kimlerin omzuna bırakılacağı mücadelesi.