fbpx

Bern’de “savaş mantığına son” mitingi: Sol örgütlerden tarafsızlık, NATO’dan uzaklaşma ve silah ihracatına son çağrısı

Paylaş

İsviçre’nin başkenti Bern’de 5 Eylül’de düzenlenen “Schluss der Kriegslogik – Savaş mantığına son” mitinginde sol örgütler, barış hareketleri ve aktivistler Bundesplatz’ta bir araya geldi. Eylemciler İsviçre’nin NATO ile işbirliğine son vermesini, silah ihracatını durdurmasını, askeri harcamalar yerine eğitim ve bakım hizmetlerine kaynak ayrılmasını istedi. Miting aynı zamanda 27 Eylül’de oylanacak Tarafsızlık İnisiyatifi için “soldan evet” kampanyasının bir parçasıydı.

Bern’deki Federal Parlamento binasının önündeki Bundesplatz, 5 Eylül’de savaş karşıtı ve tarafsızlık yanlısı bir mitinge ev sahipliği yaptı.

Schluss der Kriegslogik! Für eine friedliche und solidarische Schweiz” – “Savaş mantığına son! Barışçıl ve dayanışmacı bir İsviçre için” sloganıyla yapılan mitingin çağrıcısı, Pazifist ve Enternasyonalist Tarafsızlık Komitesi oldu. Komite; sol siyasi örgütler, dernekler, kolektifler ve aktivistlerden oluştuğunu, İsviçre’nin NATO’ya yakınlaşmasına karşı çıktığını belirtiyor.

Gönderilen görüntülerde Bundesplatz’ta Filistin bayrakları, barış bayrakları ve “Ja von links zur Neutralitätsinitiative” – “Tarafsızlık İnisiyatifi’ne soldan evet” pankartları görülüyor.

Talepler: NATO’ya hayır, silah ihracatına son

Mitingin çağrı metninde talepler açık biçimde sıralandı:

  • İsviçre’nin tarafsız ve askeri bloklardan bağımsız kalması,
  • NATO ile tüm işbirliğinin sona erdirilmesi,
  • “Batı’nın ekonomik savaşlarına” katılımın durdurulması,
  • tüm silah ihracatının yasaklanması,
  • diplomasi ve barış için aktif rol üstlenilmesi,
  • silahlanmanın durdurulması,
  • militarist söylem yerine eğitim ve bakım emeğine kaynak ayrılması.

Organizatörler ayrıca sağcı ve milliyetçi slogan ve sembollere mitingde yer verilmeyeceğini özellikle duyurdu. Böylece 27 Eylül’deki referandumda aynı inisiyatifi destekleyen sağcı çevrelerden politik olarak ayrışmaya çalıştılar.

Clare Daly de Bern’deydi

Mitingin öne çıkan konuşmacılarından biri, İrlandalı eski Avrupa Parlamentosu üyesi ve savaş karşıtı siyasetçi Clare Daly oldu.

Daly, bir gün önce Zürih Volkshaus’ta düzenlenen etkinlikte de Avrupa’daki yeniden silahlanmayı, İsviçre’nin NATO ve AB ile askeri yakınlaşmasını eleştirmiş ve uluslararası sorunların askeri yöntemler yerine diplomasiyle çözülmesi gerektiğini savunmuştu.

27 Eylül’de tarafsızlık oylanacak

Mitingin güncel politik arka planında 27 Eylül 2026’da yapılacak Tarafsızlık İnisiyatifi referandumu bulunuyor.

İnisiyatif, İsviçre’nin tarafsızlığının anayasada daha katı biçimde tanımlanmasını istiyor. Kabul edilmesi halinde İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılması ve bunlarla işbirliği yapması önemli ölçüde sınırlandırılacak. Ayrıca İsviçre’nin savaşan devletlere yönelik yaptırımlara katılması da, Birleşmiş Milletler kararları gibi belirli istisnalar dışında engellenecek.

Federal Konsey ve Parlamento inisiyatifin reddedilmesini öneriyor. Hükümet, mevcut tarafsızlık politikasının İsviçre’ye uluslararası krizlerde daha fazla hareket alanı verdiğini ve güvenlik işbirliğinin kısıtlanmasının ülkenin çıkarlarına zarar verebileceğini savunuyor.

Aynı inisiyatife sağdan ve soldan farklı gerekçeler

Tarafsızlık İnisiyatifi başlangıçta Christoph Blocher ve Pro Schweiz çevresiyle güçlü biçimde ilişkilendirilen bir proje. Ancak son aylarda bazı sol, komünist ve savaş karşıtı örgütler de inisiyatife kendi gerekçeleriyle destek vermeye başladı.

Bu çevreler desteklerini İsviçre milliyetçiliği üzerinden değil, NATO karşıtlığı, silahsızlanma, savaş ekonomisine karşı çıkış ve uluslararası dayanışma üzerinden tanımlıyor. 29 Ağustos’ta Bundesplatz’ta yapılan önceki tarafsızlık mitingine yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı bildirilmişti; 5 Eylül’deki eylem ise bu kampanyanın sol kanadının ayrı mobilizasyonu olarak düzenlendi.

Bern’deki eylemin mesajı, organizatörlerin kullandığı ifadeyle netti: İsviçre’nin geleceği daha fazla silahlanmada ve askeri bloklara entegrasyonda değil; tarafsızlık, diplomasi ve sosyal harcamalarda aranmalı.

27 Eylül’deki referandum ise bu tartışmayı sandığa taşıyacak.