Yaklaşık 11 yıldır Berlin’de yaşayan Kürt sanatçı ve aktivist Neşwan Herkî, siyasi ve kültürel faaliyetleri gerekçe gösterilerek oturum hakkını kaybetmesinin ardından Irak’a sınır dışı edildi. ANF’nin aktardığına göre Herkî, dosyasının Berlin Härtefallkommission’da görüşülmesinden bir gün önce gözaltına alındı ve Irak’a gönderildi. Olay, Almanya’da sertleşen sınır dışı rejiminin yalnız “suçlular” ya da yeni gelen mültecilerle sınırlı olmadığını; yıllardır ülkede yaşayan, toplumsal ve kültürel yaşamın parçası haline gelmiş göçmenleri de hedef alabildiğini bir kez daha gösteriyor.
Kürt sanatçı ve aktivist Neşwan Herkî, Almanya’dan Irak’a sınır dışı edildi.
Duhok’tan siyasi nedenlerle Almanya’ya geldiği belirtilen Herkî yaklaşık 11 yıldır Berlin’de yaşıyordu. Newroz başta olmak üzere Kürt toplumunun çeşitli kültürel ve siyasal etkinliklerinde sahne alan Herkî’nin, Alman makamlarının siyasi faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle geçen yıl oturum hakkını kaybettiği bildirildi.
ANF’nin haberine göre Herkî’ye daha sonra bir Duldung, yani sınır dışının geçici olarak ertelendiğini gösteren belge verildi. Bu statü bir oturum izni anlamına gelmiyor; Alman hukukunda kişinin sınır dışı yükümlülüğü devam ederken işlemin geçici olarak uygulanmamasını ifade ediyor.
Ancak Herkî’nin dosyasındaki asıl tartışma bundan sonra başlıyor.
Dosyası görüşülmeden sınır dışı edildi
ANF, Herkî’nin Berlin’deki Härtefallkommission süreci kapsamında dosyasının ele alınacağı görüşmeden bir gün önce polis tarafından gözaltına alındığını ve kısa süre sonra Irak’a gönderildiğini aktarıyor. Gözaltının ardından avukatına ve yakınlarına yeterli bilgi verilmediği, bir süre nerede tutulduğunun dahi öğrenilemediği belirtiliyor.
Härtefallkommission, Almanya’da normal göç ve iltica prosedürlerinden oturum hakkı elde edemeyen ancak güçlü insani veya kişisel gerekçeleri bulunan kişilerin durumunu değerlendirebilen özel bir mekanizma.
Berlin yönetiminin kendi resmi açıklamasına göre bir dosya komisyona resmen kaydedilmiş ve kabul edilebilir bulunmuşsa, değerlendirme devam ettiği sürece kişi sınır dışı edilemiyor ve bu süre için özel bir Duldung düzenleniyor.
Bu nedenle Herkî’nin dosyasının hangi aşamada olduğu kritik önem taşıyor.
ANF, komisyonla ilgili görüşmenin sınır dışından bir gün sonra yapılacağını bildiriyor. Ancak şu ana kadar Berlin makamlarından Herkî’nin dosyasının komisyona resmen kabul edilmiş olup olmadığını doğrulayan kamuya açık bir açıklama bulunmuyor.
Dolayısıyla işlemin hukuken kesin biçimde “yasadışı” olduğunu şu aşamada bağımsız olarak doğrulamak mümkün değil.
Fakat bir şey açık:
11 yıldır Berlin’de yaşayan bir insan, oturum hakkı için son başvuru mekanizmalarından biri değerlendirilmek üzereyken ülkeden çıkarıldı.
Kürt kültürel faaliyetleri neden sınır dışı dosyasının parçası?
Herkî dosyasının siyasi tarafı da burada ortaya çıkıyor.
ANF’ye göre Alman makamları Herkî’nin “siyasi faaliyetlerini” gerekçe göstererek oturumunu iptal etti. Haberde özellikle Newroz ve Kürt toplumunun kültürel etkinliklerine katılımı vurgulanıyor.
Alman makamlarının Herkî hakkında hangi somut faaliyetleri hukuki gerekçe olarak kullandığına ilişkin resmi belge şu ana kadar kamuoyuna yansımış değil. Bu nedenle “Newroz’a katıldığı için sınır dışı edildi” şeklinde basitleştirilmiş bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.
Ancak Herkî’nin kültürel ve siyasal faaliyetlerinin oturum dosyasının parçası haline gelmiş olması bile başka bir soruyu gündeme getiriyor:
Bir göçmenin siyasal ve kültürel faaliyeti, ne zaman ifade ve örgütlenme özgürlüğü olmaktan çıkarılıp göç rejiminin denetim aracına dönüşüyor?
Bu soru özellikle Kürtler açısından yeni değil. Avrupa’nın birçok ülkesinde Kürt örgütleri, festivaller, gösteriler ve siyasal faaliyetler uzun yıllardır güvenlik politikalarının yakın takibi altında.
Herkî’nin dosyası da bu nedenle yalnız bireysel bir oturum meselesi olarak görülemez.
Almanya’nın sınır dışı rejimi büyüyor
Herkî’nin Irak’a gönderilmesi, Almanya’da sınır dışı politikasının genel olarak sertleştiği bir dönemde gerçekleşti.
Alman hükümetinin Bundestag’a verdiği verilere göre 2025 yılında 22 bin 787 kişi Almanya’dan sınır dışı edildi. 2026’nın yalnız ilk altı ayında ise 9 bin 663 kişi deport edildi; bunların 1.346’sı çocuktu.
Irak da bu politikanın önemli hedeflerinden biri.
2024’te Almanya’dan Irak’a 699 kişi, 2025’in ilk yarısında 328 kişi gönderildi. 2026’nın ilk altı ayında ise 292 kişi Irak’a sınır dışı edildi.
Bu rakamların arkasında yalnız istatistik yok.
Her deport kararı; yıllardır kurulmuş yaşamların, işlerin, ilişkilerin ve toplumsal bağların devlet tarafından tek bir idari statüye indirgenmesi anlamına geliyor.
Herkî’nin 11 yıldır Berlin’de yaşıyor olması da sınır dışını otomatik olarak hukuken engellemiyor. Ama Gaste Avrupa açısından mesele zaten yalnız devletin işlemi hangi maddeye dayandırdığı değil.
Bir insan on yılı aşkın süre boyunca bir kentte yaşayabiliyor, sanat üretebiliyor, toplumsal hayata katılabiliyor; fakat kalıcı bir oturum hakkına sahip olmadığı sürece bütün bu yaşam bir deport kararıyla ortadan kaldırılabiliyor.
Göç rejiminin güvencesizliği tam olarak burada yatıyor.
Bir insanın yaşamı “Duldung”a sığmaz
Almanya’da yüz binlerce insan kalıcı oturum hakkı olmadan, geçici Duldung statüleriyle yaşıyor.
30 Haziran 2026 itibarıyla ülkede sınır dışı yükümlülüğü bulunan yaklaşık 259 bin kişinin 199 binden fazlası Duldung sahibiydi.
Bu durum yüz binlerce insanı sürekli bir belirsizlik içinde tutuyor.
İnsan çalışabilir, çocukları okula gidebilir, arkadaşlıklar ve aile ilişkileri kurabilir, yıllarca aynı mahallede yaşayabilir. Ancak devlet açısından bütün bu toplumsal bağlar, kalıcı bir oturum hakkının yerini tutmuyor.
Herkî’nin sınır dışı edilmesi bu rejimin ne anlama geldiğini çıplak biçimde gösteriyor:
11 yıllık yaşam bile güvenceli bir hak yaratmıyorsa, “entegrasyon” söylemi göçmenler için her an geri alınabilir bir şartlı kabulden başka ne anlama geliyor?
Üstelik Herkî’nin dosyasında siyasal ve kültürel faaliyetlerin tartışma konusu yapılması, göçmenlerin yalnız nerede yaşayabileceklerinin değil, hangi politik faaliyetlere katılabileceklerinin de oturum statüsü üzerinden denetlenebildiği yönündeki kaygıları büyütüyor.
Gaste Avrupa: Göçmenlerin yaşamı idari bir dosya değildir
Neşwan Herkî’nin sınır dışı edilmesinin hukuki ayrıntıları konusunda Berlin makamlarının açıklaması hâlâ gerekli.
Herkî’nin Härtefallkommission dosyasının resmi statüsü, sınır dışı kararının hangi gerekçelere dayandığı ve avukatının süreçten neden zamanında haberdar edilmediği açıklığa kavuşturulmalı.
Ancak hukuki tartışmanın ötesinde politik gerçek daha büyük.
Avrupa’da göç politikaları giderek insanların toplumsal bağlarından çok sınır dışı edilebilirliklerine göre kuruluyor.
Bir insanın yıllarca çalışması, üretmesi, sanat yapması ve bir toplumun parçası olması bile kalma hakkını güvence altına almıyorsa, sorun tek bir yanlış karar değildir.
Sorun, göçmen yaşamını sürekli geçici tutan rejimin kendisidir.
Neşwan Herkî bugün Irak’a gönderildi.
Ama geride kalan soru yalnız onun dosyası değil:
11 yıl boyunca Berlin’de yaşayan bir insan hâlâ “gönderilebilir” sayılıyorsa, Almanya göçmenlere gerçekten hangi yaşamı vaat ediyor?



