fbpx

EFFP: Barış yalnızca Kürtlerin meselesi değildir

Paylaş

Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP), “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin yaptığı açıklamada, düzenlemeyi Türkiye’de kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmanın sona ermesi ve kalıcı barışın sağlanması açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. EFFP, yasanın fiziksel özgürlükler bakımından önemli bir alan açtığını belirtirken, kalıcı barış için ifade, örgütlenme ve demokratik siyaset özgürlüğünün de güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP), Türkiye’de Kürt meselesi etrafında yürütülen çatışmalı sürecin sona erdirilmesine yönelik hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” hakkında açıklama yaptı.

EFFP, kanun teklifini “Türkiye’de kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmanın sona ermesi ve barışın kalıcılaşması yolunda önemli bir adım” olarak değerlendirdi. Açıklamada, yasanın soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenmesine ilişkin hükümlerinin, çatışmadan demokratik siyasete geçiş açısından önemli bir hukuki alan açtığı belirtildi.

“Terörizm suçlamasıyla kurulan siyasal iklim aşılmalı”

EFFP, sürecin yalnızca hukuki ve teknik bir düzenleme olarak ele alınamayacağını belirterek, Türkiye’de yıllardır Kürt meselesi üzerinden kurulan savaş ve güvenlik siyasetinin geniş bir toplumsal kesimi etkilediğine dikkat çekti.

Açıklamada, Kürtlerin yanı sıra barış isteyenlerin, kadınların, öğrencilerin, akademisyenlerin, gazetecilerin, sosyalistlerin, demokratların ve hak savunucularının da “terörizm” suçlamasıyla baskı altında tutulduğu ifade edildi.

EFFP, gelinen aşamayı bu siyasal iklimin aşılması açısından bir dönemeç olarak nitelendirerek, “Yoksa sen terörist misin?” şeklinde ifade edilen kriminalize edici yaklaşımın ortadan kaldırılmasının önünün açıldığını belirtti.

Foruma göre süreçte yalnızca devlet ve siyasal aktörler değil, halk ve Türkiye’nin bütün demokrasi güçleri özne konumunda olmalı.

“Kalıcı barış yalnızca insanların cezaevinden çıkmasıyla kurulamaz”

EFFP, kanun teklifine ilişkin temel çekincelerinden birinin ise düzenlemenin mevcut haliyle fiziksel özgürlüklere alan açarken ideolojik ve örgütlenme özgürlüğünü yeterince güvence altına almaması olduğunu belirtti.

Açıklamada, insanların cezaevlerinden çıkmasının ve soruşturma ve kovuşturmaların sona ermesinin önemli olduğu ancak bunun kalıcı barış için yeterli olmadığı vurgulandı.

EFFP, “Düşüncenin, sözün, örgütlenmenin ve demokratik siyasetin de özgürleşmesi gerekir” diyerek, barış hukukunun güvenlik hukukunun farklı araçlarla sürdürülmesi anlamına gelmemesi gerektiğini ifade etti.

Forum, önümüzdeki dönemde yapılacak hukuki düzenlemelerin eşit yurttaşlığı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ve demokratik katılımı güçlendirmesi gerektiğini belirtti.

“Abdullah Öcalan masada özgürce yer almalı”

EFFP açıklamasında, sürecin taraflarının müzakere masasında eşit biçimde temsil edilmesi gerektiğine de dikkat çekildi.

Sürecin yürütücü taraflarından biri olarak Abdullah Öcalan’ın da masada özgürce ve doğrudan yer alması gerektiğini belirten EFFP, kalıcı bir barışın taraflardan birinin özne, diğerinin ise yalnızca alınan kararların muhatabı olduğu bir yöntemle kurulamayacağını vurguladı.

Açıklamada, “Müzakere, karşılıklı tanıma ve siyasal muhataplık barışın asli koşullarıdır” denildi.

Kayyım siyasetine son verilmesi çağrısı

EFFP, demokratikleşme açısından yasal değişiklik gerektirmeyen adımların da gecikmeden atılması gerektiğini belirtti.

Bu kapsamda kayyım siyasetine son verilmesi, görevlerinden uzaklaştırılan seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması çağrısında bulunuldu.

Forum, söz konusu adımların önümüzdeki dönemde demokratikleşme sürecinin samimiyetinin önemli bir göstergesi olacağını ifade etti.

“Bu yasa bir sonuç değil, bir kapının açılmasıdır”

EFFP, Türkiye’nin önünde “çok değerli ve belki de kolay kolay yeniden elde edilemeyecek bir imkân” bulunduğunu belirterek, kanun teklifinin bir sonuç olarak değil, yeni bir dönemin kapısını açan adım olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.

Açıklamada, bu kapıdan yalnızca silahsızlanmaya değil, özgür siyasete, eşit yurttaşlığa, örgütlenme özgürlüğüne ve demokratik bir Türkiye’ye doğru yürünmesi gerektiği vurgulandı.

EFFP, barışın yalnızca Kürtlerin meselesi olmadığının altını çizerek, Kürt halkının özgürleşmesi ile Türkiye’nin demokratikleşmesinin birbirinden ayrı süreçler olarak ele alınamayacağını belirtti.

Açıklama, “Bugün önümüzde duran imkân, başta Kürt halkı olmak üzere bu ülkenin bütün demokrasi güçlerinin yıllardır verdiği mücadelenin, hepimiz için daha özgür ve demokratik bir hayatın yolunu açmasıdır” sözleriyle sona erdi.