ADGB, 127 gündür Suriye’de tutsak tutulan gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın derhal serbest bırakılmasını istedi.
Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB), 6 Haziran tarihinde yaptığı açıklamayla, 18 Ocak 2026’dan bu yana Suriye’de tutulan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann ile Kürt gazeteci Ahmet Polad’ın (Mehmet Nizam Aslan) derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep etti. ADGB, iki gazetecinin 127 gündür Halep’te Suriye devletine bağlı bir hapishanede tutulduğunu belirterek uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı.
Açıklamada, Ahmet Polad’ın Özgür TV’de Rojava gündemli programlar yapan bir gazeteci olduğu, Eva Maria Michelmann’ın ise Etkin Haber Ajansı (ETHA) adına bölgeden haber takibi yürüttüğü hatırlatıldı.
Gazetecilerin kaçırıldığı belirtildi
ADGB’nin açıklamasına göre Michelmann ve Polad, Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD faaliyetlerini, savaş suçlarını ve bölgedeki gelişmeleri belgelemek amacıyla görev yaparken, Rakka’nın HTŞ güçlerinin kontrolüne geçtiği süreçte kaçırıldı.
Açıklamada, tanık ifadelerinin iki gazetecinin sivil tahliye anlaşması kapsamında bulundukları bölgeden ayrıldıktan sonra HTŞ bağlantılı güçler tarafından zorla araçlara bindirilerek götürüldüğünü ortaya koyduğu ifade edildi.
ADGB, yaşananların sıradan bir gözaltı olmadığını belirterek, bunun “hakikatin susturulmasına dönük organize bir siyasal saldırı” olduğunu vurguladı.
“Bilgi karartması uygulandı”
Açıklamada, Şam yönetiminin aylar boyunca gazetecilerin kendi denetimindeki cezaevlerinde tutulduğunu inkâr ettiği kaydedildi. Ailelerin ve avukatların uzun süre bilgi alamadığı belirtilen açıklamada, bu durumun zorla kaybetme politikaları ve keyfi tutuklama uygulamalarının göstergesi olduğu ifade edildi.
ADGB, gazetecilerin nerede tutulduğuna ilişkin bilgilerin bilinçli biçimde gizlendiğini belirterek bunun uluslararası hukuk açısından ciddi ihlaller içerdiğini söyledi.
“Hedef bağımsız gazetecilik ve halkların haber alma hakkıdır”
Gazetecilerin hedef alınmasının tesadüfi olmadığını vurgulayan ADGB, savaş koşullarında gerçekleri belgeleyen gazetecilerin emperyalist müdahaleleri, cihatçı yapıların faaliyetlerini ve halklara yönelik saldırıları görünür kıldığını ifade etti.
Açıklamada, “Eva ve Ahmet şahsında hedef alınan şey; bağımsız gazetecilik, halkların haber alma hakkı ve enternasyonalist dayanışmadır” denildi.
Uluslararası hukuk ihlali vurgusu
ADGB, gazetecilerin uluslararası insancıl hukuk kapsamında sivil statüde korunduğunu hatırlatarak, iki gazetecinin kaçırılması ve aylar boyunca hukuksuz biçimde alıkonulmasının uluslararası sözleşmelerin ihlali anlamına geldiğini belirtti.
Açıklamada özellikle Cenevre Sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve gazetecilerin korunmasına ilişkin uluslararası düzenlemelere dikkat çekildi.
Ahmet Polad’ın Türkiye’ye teslim edilmesi endişesi
ADGB açıklamasında Ahmet Polad’ın durumuna ilişkin özel kaygılar da dile getirildi. Alman devletinin Eva Maria Michelmann’ın serbest bırakılması için diplomatik girişimlerde bulunduğu belirtilirken, Ahmet Polad’ın Türkiye’ye teslim edilmesi ya da sınır dışı edilmesi ihtimalinin ciddi bir tehlike oluşturduğu ifade edildi.
Türkiye’de devrimci, muhalif ve Kürt gazetecilere yönelik baskıların sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, Polad’ın Türkiye’ye gönderilmesinin işkence, ağır tecrit ve uzun süreli siyasi tutsaklık riskini beraberinde getireceği belirtildi.
ADGB, uluslararası kamuoyunun bu tehlikeye karşı derhal harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
ADGB’den dört maddelik çağrı
Avrupa Demokratik Güç Birliği açıklamasında şu talepleri sıraladı:
- Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması,
- Bağımsız hukuk heyetleri ile aile görüşlerinin gecikmeksizin sağlanması,
- Almanya ve Avrupa Birliği’nin Suriye yönetimi üzerindeki diplomatik baskıyı artırması,
- Ahmet Polad’ın Türkiye’ye teslim edilmesine yönelik tüm girişimlerin durdurulması,
- Uluslararası basın örgütlerinin sürece aktif biçimde müdahil olması.
Avrupa’daki kurumlara dayanışma çağrısı
ADGB, açıklamasının sonunda Avrupa’daki demokratik kurumları, sendikaları, basın örgütlerini, kadın ve gençlik hareketlerini, sanatçıları, aydınları ve devrimci kamuoyunu “Eva ve Ahmet’e Özgürlük” kampanyasını büyütmeye çağırdı.
Açıklama, “Gerçeği susturamayacaklar. Eva ve Ahmet yalnız değildir. Yaşasın enternasyonal dayanışma” ifadeleriyle son buldu.



