İsviçre’de göç, aidiyet, birlikte yaşam ve kültürel çoğulluk ekseninde alternatif bir sinema ve kültür alanı yaratmayı hedefleyen Orient Express Film Festivali ve Kültür Haftaları (OEFF), bu yıl altıncı kez izleyiciyle buluşuyor.
13-24 Mayıs tarihleri arasında Bern, Zürih ve Basel’de gerçekleşecek festival; film gösterimleri, söyleşiler, konserler, çocuk atölyeleri ve kültürel etkinliklerle birlikte “Zusammenleben / Birlikte Yaşamak” temasını tartışmaya açacak. Festival organizatörleri, OEFF’nin yalnızca bir film festivali değil; göç, kültürel karşılaşma ve toplumsal dayanışma ekseninde bir “karşılaşma alanı” kurmayı hedeflediğini vurguluyor.
Festivalin ayrıntılı programı ve etkinlik bilgileri OEFF resmi internet sitesi üzerinden takip edilebiliyor.
Festival Bern’de “Kardeş Türküler” belgeseliyle açılıyor
Festivalin açılışı 13 Mayıs’ta Bern’deki CineMovie salonunda yapılacak. Açılış programının merkezinde, Türkiye’nin çokkültürlü müzik hafızasında önemli bir yere sahip olan Kardeş Türküler’in 30 yıllık yolculuğunu anlatan belgesel yer alıyor.
Belgesel gösteriminin ardından festival konuklarıyla söyleşiler ve izleyici buluşmaları gerçekleştirilecek. Organizasyon ekibi, açılış gecesini yalnızca bir film gösterimi değil; farklı kültürlerin, hafızaların ve toplumsal deneyimlerin buluşma alanı olarak tanımlıyor.
Festival direktörü Aydın Sevinç, OEFF’nin yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:
“Program sunmuyoruz, bir karşılaşma alanı inşa ediyoruz.”
Filistin’den İran’a uzanan hikâyeler
Festival programında bu yıl özellikle savaş, göç, sürgün, kadın özgürlüğü ve toplumsal dönüşüm temalarını işleyen yapımlar öne çıkıyor.
Mahdi Fleifel’in, Atina’da sıkışıp kalan iki Filistinli mültecinin yaşam mücadelesini anlatan “To a Land Unknown” filmi ile Roxana Samadi’nin Jina Mahsa Amini sonrası İran diasporasının politik dönüşümünü ele aldığı “Freiheit im Herzen” adlı filmi programın öne çıkan yapımları arasında bulunuyor.
Festival ekibi, şiddeti estetize eden ya da yalnızca slogan düzeyinde kalan anlatılar yerine; gündelik yaşamı, kırılmaları ve birlikte yaşam imkanlarını görünür kılan filmlere ağırlık verdiklerini belirtiyor.
Bern, Zürih ve Basel’de geniş program
Bern programı 13-17 Mayıs tarihleri arasında devam edecek. Festival kapsamında antimilitarist, feminist, queer, anti-ırkçı ve ekolojist perspektiflere sahip çok sayıda film gösterilecek. Özcan Alper’in “Erken Kış” filmi de festivalin dikkat çeken yapımları arasında yer alıyor.

Festivalin Zürih ayağı 14-17 Mayıs tarihleri arasında KinoKoni salonlarında gerçekleşecek. Program kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen söyleşileri, tartışma oturumları ve izleyici buluşmaları düzenlenecek.

Basel programı ise 16-24 Mayıs tarihleri arasında yapılacak ve festivalin en uzun ayağını oluşturacak. Basel’deki etkinliklerde sinema gösterimlerinin yanı sıra çocuk atölyeleri, kültürel buluşmalar ve konserler de yer alacak.

Festival kapsamında 16 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Elektro Hafız konseri de öne çıkan etkinlikler arasında bulunuyor.
Organizasyon ekibi, özellikle çocuk atölyelerinde hiyerarşik değil; çocukların özne olduğu katılımcı bir pedagojik yaklaşım geliştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor.
“Orient” kavramını yeniden tartışmaya açıyor
Festivalin dikkat çekici yönlerinden biri de “Orient” kavramına yaklaşımı.
Festival direktörü Aydın Sevinç, “Orient” kavramını egzotikleştirici ve oryantalist bir çerçeve içinde değil; tarihsel, politik ve kültürel ilişkiler ağı içerisinde yeniden düşünmeye çalıştıklarını söylüyor.

Sevinç’e göre festivalin amacı, “Doğu”yu Batı’nın karşısında konumlanan bir “öteki” olmaktan çıkarmak; geçişli, çoğul ve birlikte düşünülebilecek bir ilişki alanı olarak görünür kılmak.
Festivalin kurumsal metninde ise şu vurgu yapılıyor:
“Üretim ve kürasyon yaklaşımımız merkezi bir perspektiften değil; farklı coğrafyalardan, deneyimlerden ve dillerden gelen çoklu bakışların kesişiminden doğuyor.”
“Göçmenler yalnızca temsil edilen değil, üreten özneler”
Festival organizasyonu, Avrupa’daki yerleşik kültür sanat kurumlarının çoğu zaman göçmenleri yalnızca “temsil edilen” konumuna ittiğini; OEFF’nin ise buna alternatif bir model oluşturmaya çalıştığını belirtiyor.
Festival ekibine göre göçmen kökenli sanatçılar ve kültür üreticileri burada yalnızca görünür hale gelen kişiler değil; aynı zamanda seçen, üreten, anlatan ve kürasyon süreçlerini belirleyen özneler olarak yer alıyor.
Festivalin bu yaklaşımı, İsviçre’de çokkültürlü yaşam ve kültürel katılım tartışmaları açısından da alternatif bir alan oluşturuyor.
Altıncı yılında ulusötesi bir kültür alanı
2020 yılından bu yana düzenlenen OEFF, İsviçre’de yaşayan göçmen topluluklar ile İsviçreli izleyiciler arasında kültürel köprüler kurmayı hedefleyen bağımsız bir kültür organizasyonu olarak faaliyet yürütüyor.
Festival; sinemayı yalnızca estetik bir üretim alanı olarak değil, aynı zamanda toplumsal iyileşme, hafıza, dayanışma ve birlikte yaşam pratiklerinin bir parçası olarak ele alıyor.
Festival organizatörleri, bu yılın görsel simgesi olarak seçilen “nar” metaforunun da tam olarak bunu anlattığını söylüyor:
Farklılıkların yan yana durduğu, birbirine değerek çoğaldığı ve birlikte bir bütün oluşturduğu bir yaşam fikri.
Festival takvimi
- Bern: 13–17 Mayıs
- Zürih: 14–17 Mayıs
- Basel: 16–24 Mayıs
Festival programı ve ayrıntılı etkinlik bilgileri:



