Avrupa genelinde evsiz sayısı 1,3 milyonu geçerken, artan konut maliyetleri haneleri zorluyor. Uzmanlara göre kriz, konutun temel bir hak olmaktan çıkıp yatırım aracına dönüşmesinin sonucu.
Avrupa’da konut krizi giderek daha görünür hale geliyor. 2024 verilerine göre evsiz sayısı 1,3 milyonu aşarken, hanelerin yüzde 35’i kira ve konut giderlerini karşılamakta “çok zorlandığını” ifade ediyor. Artan maliyetler ve sınırlı sosyal konut politikaları, özellikle dar gelirli kesimleri doğrudan etkiliyor.
Sosyologlar, Avrupa’daki bu tablonun Türkiye ile benzer dinamikler taşıdığına dikkat çekiyor. Uzmanlara göre her iki bölgede de konut, giderek bir “barınma hakkı” olmaktan uzaklaşıp yatırım ve spekülasyon aracı haline geliyor.
Aynı sorunun farklı yansımaları
Avrupa ve Türkiye’de yaşanan konut krizinin temelinde benzer yapısal sorunlar bulunuyor. Gelir eşitsizliğinin artması, sosyal konut üretiminin yetersiz kalması ve finansal sistemin konutu bir yatırım aracı olarak konumlandırması, krizin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
Avrupa’da uzun yıllardır uygulanan sosyal devlet politikalarının sınırlarına ulaşıldığı değerlendirilirken, Türkiye’de ise adil ve sürdürülebilir bir konut politikası henüz tam anlamıyla inşa edilebilmiş değil. Her iki durumda da barınma hakkının piyasa koşullarına terk edildiği vurgulanıyor.
Uzmanlardan politika çağrısı
Uzmanlar, konut krizinin çözümünün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda politik ve ideolojik tercihlerle bağlantılı olduğuna işaret ediyor. Bu kapsamda öne çıkan öneriler şöyle sıralanıyor:
- Sosyal konutun yeniden kamusal bir sorumluluk olarak tanımlanması
- Kiracılar için uzun vadeli koruma mekanizmalarının oluşturulması
- Konut finansmanında kamu-özel iş birliklerinin sosyal fayda odaklı yeniden düzenlenmesi
Uzmanlara göre bu adımlar atılmadığı sürece Avrupa Birliği’nin 2030 konut hedefleri gerçekçi olmaktan uzak kalabilir. Benzer şekilde Türkiye’de de “yapılaşma” ile “barınma” arasındaki farkın yeniden hatırlanması gerektiği ifade ediliyor.
Temel soru yeniden gündemde
Avrupa’da derinleşen ve Türkiye’de de etkileri hissedilen konut krizi, daha geniş bir tartışmayı yeniden gündeme taşıyor:
Konut bir yatırım aracı mı, yoksa temel bir insan hakkı mı?
Bu soruya verilecek yanıtın, yalnızca şehirlerin fiziksel yapısını değil, toplumsal adaletin geleceğini de belirleyeceği belirtiliyor.



