Hollanda, ülke tarihinin en katı sığınma yasalarını yürürlüğe koymaya hazırlanıyordu. Ancak Hollanda Parlamentosu bu plana “hayır” diyerek yeni azınlık hükümeti için büyük bir darbe vurdu.
Hollanda Senatosu, tartışmalı yasa tasarısını reddetti. Söz konusu “acil sığınma yasası”, diğer düzenlemelerin yanı sıra, geçerli belgesi olmadan ülkede kalmayı suç haline getirecek, geçici oturma izinlerini kısaltacak ve aile birleşimini zorlaştıracaktı.
Tasarı, önceki hükümetin sert sığınma politikalarından doğmuştu ve Geert Wilders’in aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) ile yakından ilişkilendiriliyordu. En tartışmalı unsur, belgesiz kalışın suç sayılmasıydı. Muhalifler, gerekli güvenceler olmadan bunun yiyecek, barınma veya insani yardım sağlayan kişileri de hukuki risk altına sokabileceğini savundu.
Hristiyan partiler bunun fazla ileri gittiğini belirterek hayırseverlik faaliyetlerini korumayı amaçlayan bir değişikliği destekledi. Ancak PVV senatörleri revize edilmiş metni desteklemeyi reddetti. Söz konusu değişiklik bir oy farkla reddedilince, Hristiyan partiler desteklerini çekti ve yasa tasarısı 75 sandalyeli Senato’da 44’e karşı 31 oyla düşürüldü.
Daha geniş sığınma reformu
Senato oylaması yalnızca tek bir yasa tasarısıyla sınırlı değil. Bu süreç, 2024’te başlatılan daha geniş kapsamlı bir sığınma reformunun parçası. Bu paket kapsamında geçici sığınma izinlerinin beş yıldan üç yıla indirilmesi, aile birleşiminin kısıtlanması ve yeni kalıcı sığınma izinlerinin verilmemesi planlanıyordu.
Hollandalı milletvekilleri ayrıca, savaş gibi nedenlerle koruma alan kişilere, bireysel zulüm gerekçesiyle mülteci statüsü verilenlere kıyasla daha az hak tanıyacak “iki statülü sistem”i de tartıştı. Acil yasa tasarısının aksine bu düzenleme Senato’dan geçti ve böylece sığınma politikasındaki sertleşme kısmen hayata geçirilmiş oldu.
Bu gelişmeler, Hollanda’nın 12 Haziran 2026’dan itibaren yürürlüğe girecek olan AB Göç ve İltica Paktı’na hazırlanması açısından da önem taşıyor. Bu durum, Hollandalı siyasetçilerin sistemi tek başlarına ne kadar değiştirebileceğini sınırlandırırken, AB yasalarının ulusal düzeyde uygulanması üzerinden yeni düzenlemelerin önünü açıyor.
Mart ayında Almanya ile Hollanda, sınır güvenliği, geri dönüşler ve AB Göç ve İltica Paktı’nın uygulanması konusunda iş birliğini derinleştirme kararı aldı. Bu da Hollanda’nın sığınma politikasının yalnızca iç siyasetle değil, komşu ülkelerle koordinasyonla da şekillendiğini gösteriyor.
Siyasi sonuçlar
Sığınma tartışması, Geert Wilders döneminin ardından Hollanda siyasetinde önemli bir kırılma noktası olmayı sürdürüyor. Başbakan Rob Jetten liderliğindeki D66, VVD ve CDA’dan oluşan azınlık hükümeti, her iki mecliste de çoğunluğa sahip değil ve yasaları geçirmek için muhalefet desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle yaşanan bu tür yenilgeler siyasi açıdan ciddi bir darbe anlamına geliyor.
Sığınma politikası üzerindeki anlaşmazlık, daha önce PVV’nin de yer aldığı sağ hükümetin istikrarsızlaşmasına katkıda bulunmuştu. O tarihten bu yana konu, sağ ve aşırı sağın daha sert önlemler talep ettiği temel bir siyasi gerilim hattı olmaya devam ediyor.
Buna rağmen Senato, savaş nedeniyle kaçan mültecilere daha az hak tanınmasını öngören iki statülü sistemi içeren ayrı bir yasayı onayladı.
Hollanda Göç ve Vatandaşlık Dairesi (IND) verilerine göre, 2025 yılında ülkeye yapılan ilk sığınma başvurusu sayısı 24.073 oldu. Bu rakam, 2024’e kıyasla 8.000 daha az. Başvuruların çoğu Suriye, Somali, Eritre ve Cezayir’den geldi. Ulusal istatistik kurumu CBS’ye göre ise aynı yıl reddedilen sığınma başvurularının sayısı 2024’e göre yüzde 56 arttı.
Kaynak: İnfo Migrants



