Avrupa Birliği (AB), Göç ve İltica Paktı kapsamında iltica politikalarında kapsamlı değişikliklere hazırlanıyor. Yeni düzenlemeler, sınır prosedürlerinin güçlendirilmesini ve iltica başvurularına yönelik kriterlerin sıkılaştırılmasını öngörüyor. İsviçre ise, AB’nin gündemindeki Avrupa dışı geri dönüş merkezleri fikrine temkinli yaklaşmakla birlikte, bu seçeneği değerlendirdiğini belirtiyor.
AB’nin üzerinde çalıştığı Göç Paktı’nda, birliğin dış sınırlarında kurulacak başvuru merkezleri ile “güvenli menşe ve üçüncü ülkeler” listesi öne çıkıyor. Bu listeye Kosova, Mısır ve Tunus gibi ülkelerin eklenmesi gündemde. Bu adımın, söz konusu ülkelerden gelen kişilerin iltica başvurularının kabul edilme ihtimalini azaltması bekleniyor.
Yeni düzenlemelerin 2026 yaz aylarında yürürlüğe girmesi planlanıyor.
Reddedilen başvurular için Avrupa dışı merkezler
Göç Paktı kapsamında tartışılan başlıklardan biri de “Return Hubs” olarak adlandırılan geri dönüş merkezleri. Bu merkezlerin, iltica başvurusu reddedilen kişilerin, ülkelerine gönderilene kadar Avrupa dışındaki üçüncü ülkelerde geçici olarak kalmalarını öngördüğü belirtiliyor.
İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM), bu tür merkezlerin oluşturulmasının artık mümkün olabileceğini değerlendiriyor. Federal Konsey, 2017 yılında bu uygulamayı uygulanabilir bulmamıştı. Ancak AB’deki son gelişmelerle birlikte bu yaklaşımın yeniden ele alındığı ifade ediliyor. Federal Konsey’in konuya ilişkin bir raporu 2026 yılı başında yayımlaması bekleniyor.
İsviçre’nin AB Göç Paktı’ndaki rolü
İsviçre Parlamentosu, 2025 sonbaharında AB Göç Paktı’na katkı sağlamaya hazır olduğunu duyurmuştu. Bu katkının, iltica başvurusu sahiplerinin kabulü, sınır güvenliği alanında iş birliği ya da mali destek şeklinde olabileceği belirtilmişti.
Fribourg Üniversitesi Avrupa ve Göç Hukuku Profesörü Sarah Progin, geri dönüş merkezlerinin hukuki açıdan mümkün olduğunu söylüyor. Progin’e göre, bu merkezlere gönderilecek kişilerin iltica süreçleri tamamlanmış olduğu için mülteci statüsünde değerlendirilmedikleri kabul ediliyor. Ayrıca kalış süresinin sınırlı olması, hukuki açıdan uygulamayı daha mümkün kılıyor.
Üçüncü ülkelerle iş birliği tartışması
Mevcut uygulamalarda, bir kişinin üçüncü bir ülkeye gönderilebilmesi için o ülkeyle aile bağları ya da uzun süreli ikamet gibi yakın bir ilişkisinin bulunması gerekiyordu. AB’nin yeni göç düzenlemeleriyle birlikte bu şartın kaldırılması öngörülüyor.
Ancak uzmanlara göre, üçüncü ülkelerin bu merkezlere ev sahipliği yapmaya istekli olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. Bu nedenle, mali destek ya da vize kolaylıkları gibi teşviklerin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
İnsan hakları tartışmaları
İsviçre’nin, AB’nin güvenli menşe ve üçüncü ülkeler listesine büyük ölçüde uyum sağlaması bekleniyor. Bu durumun, söz konusu ülkelerden gelen kişiler için iltica başvurularının daha zor hale gelmesine yol açabileceği belirtiliyor.
Uygulama, İsviçre’de siyasi tartışmalara da neden oluyor. Sosyal Demokrat Parti’den Ulusal Meclis Üyesi Céline Widmer, geri dönüş merkezlerinin İsviçre’nin insani yaklaşımıyla bağdaşmadığını savunuyor. Yeşil Liberal Parti’den Martin Bäumle ise İsviçre’nin AB ile uyumlu hareket etmemesi halinde ülkenin iltica açısından daha cazip bir hedef haline gelebileceğini ifade ediyor. İsviçre Halk Partisi’nden Pascal Schmid de AB ile iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtiyor.
20Min



