Almanya, Ukraynalı gençleri “umutla” karşılıyor — Ortadoğuluları ise “geri gönderiyor”
Almanya’ya doğru yeni bir göç dalgası başladı.
Bu kez gelenlerin büyük çoğunluğu, Ukrayna hükümetinin 28 Ağustos’ta sınır geçiş kurallarını güncellemesiyle ülkesini terk eden 18–22 yaş arası genç erkekler.
Berlin yönetimi, bu kararı izleyen haftalarda Almanya’ya gelen Ukraynalı erkeklerin sayısının haftada 100’den 1000’e yükseldiğini açıkladı.
Yani, sadece birkaç hafta içinde on katlık bir artış yaşandı.
Rusya’nın saldırı savaşının başlamasından bu yana Almanya, yaklaşık 1,3 milyon Ukraynalıyı kabul etti.
Bu kişilerin neredeyse tamamı, “geçici koruma statüsü” altında, hızlı ve koşulsuz şekilde kayıt altına alındı.
Ekim 2025 itibarıyla 1 milyon 293 bin 672 Ukraynalı bu statüye sahip.
Aynı Almanya, Ortadoğuluları “geri gönderiyor”
Ne var ki, bu tablo Almanya’nın göç politikasındaki çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sadece birkaç hafta önce İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, “göç politikasındaki dönüşümün etkili olduğunu” duyurmuş, iltica başvurularındaki yüzde 55’lik düşüşle övünmüştü.
Dobrindt’in bu sözleri, özellikle Ortadoğu ve Türkiye kökenli mültecilerin sınır dışı edilmelerinin arttığı bir döneme denk geldi.
Bakan, “Artık sadece tehlike arz eden kişiler değil, sığınma başvurusu reddedilen genç Suriyeliler de ülkelerine gönderilecek,” diyerek bu politikayı genişleteceklerini açıklamıştı.
Aynı dönemde Ukraynalı genç erkeklerin Almanya’ya rahatça kabul edilmesi, Avrupa’nın “insan hakları” söyleminin kime göre işlediği sorusunu yeniden gündeme getirdi.
“Bazı mülteciler insan, bazıları değil mi?”
Berlin’deki bir mülteci danışma merkezi, Ukraynalı genç erkeklerin gelişini doğruladı:
“Eylül ayında görüştüğümüz 440 kişinin yüzde 13’ü genç erkekti. Yaz aylarında bu oran yalnızca yüzde 0,1’di,” dedi merkez koordinatörü Elina Waehner.
Gelenlerin çoğu yüksek eğitimli, Almanya’da okumak, çalışmak veya meslek öğrenmek istiyor.
20 yaşındaki Maksim, “Buraya geldim çünkü bir meslek öğrenmek istiyorum. İnsanların yaşam kalitesini artıran bir iş yapmak istiyorum,” diyor.
22 yaşındaki Serhiy ise, “Bu benim son yasal çıkış şansımdı,” diyerek Ukrayna’daki askerlik baskısından kaçtığını anlatıyor.
Ancak aynı Almanya, yıllardır Suriye, Afganistan, Irak veya Türkiye kökenli mültecilerin benzer hikâyelerine gözlerini kapatıyor.
O gençler, sınırda bekletiliyor; bazıları geri itiliyor, bazıları “ekonomik göçmen” denilerek dışlanıyor.
Avrupa’nın seçici vicdanı
Ukraynalı mülteciler, tren garlarında alkışlarla karşılanırken; Akdeniz’den gelenler “kriz” olarak anılıyor.
Avrupa’nın sınırları, savaşın coğrafyasına göre açılıp kapanıyor.
Bir yanda beyaz, Hristiyan bir ülkenin gençleri “geleceğin mühendisleri” olarak görülüyor; diğer yanda Ortadoğulu gençler “potansiyel tehdit” olarak damgalanıyor.
Eleştirmenler, bu tabloyu Avrupa’nın göç politikasındaki ikiyüzlülüğün en net örneği olarak yorumluyor.
Savaşın yarattığı yıkım aynı, kaçışın nedeni aynı; ama insanlara uygulanan muamele bambaşka.
Maksim, Serhiy ve Viktor Almanya’da yeni bir hayat kurmanın hayalini kurarken,
aynı dönemde binlerce Suriyeli ve Afgan mülteci, “geri gönderilmek üzere” bekletiliyor.
Gaste Avrupa



