Sosyalist hareketin en temel hastalıklarından biri kariyerizmdir. Bireyin kendisini gündemde tutma arzusu, bilgi ve deneyimlerin özel mülkiyetine dönüşmesi, kolektif üretim ve paylaşımın önünü tıkar.
Marksist gelenek bize öğretir ki, işçi sınıfının hareketi kapitalist toplumsal ilişkilerin dışında var olmaz. Burjuva ideolojisi, küçük burjuva alışkanlıklar ve sınıfsal davranış biçimleri sürekli olarak devrimci hareketin damarlarına sızar. Lenin, “Ne Yapmalı?”da, işçi sınıfı hareketinin kendiliğindenliğinin burjuva ideolojisine tabi olma eğiliminde olduğunu vurgular. İşte kariyerizm tam da bu sızıntının bir biçimidir: Bireyin kendisini kolektifin üstüne koyması, bilgi ve birikimini özel mülk haline getirerek kolektifin ortak hazinesinden koparmasıdır.
Sosyalist hareketin en temel hastalıklarından biri kariyerizmdir. Bireyin kendisini gündemde tutma arzusu, bilgi ve deneyimlerin özel mülkiyetine dönüşmesi, kolektif üretim ve paylaşımın önünü tıkar.
Küçük Burjuva hastalığı mı?
Geçmişte bize öğretilen, “kariyerizm küçük burjuva hastalığıdır” sözleriydi. Gerçekten öyle midir? Belki de burjuva kültürünün ta kendisidir. Ne olursa olsun, bir şey kesin: kariyerizm kolektif üretim ve tüketimin baltalayıcısıdır.
Kariyerizm; bireyin, örgütün ya da partinin kendisini sürekli öne çıkarma, gündemde tutma hastalığıdır.
İki Yüzlü Bir Hastalık
Bu hastalığın toplumsal yaşamda iki temel biçimiyle karşılaşıyoruz:
Birincisi: Üretim yapan, bilgi ve birikim toplayan; ama bunları tek elde tutarak kolektifin üzerine baskı kuran anlayışlar. Kendini “bulunmaz Hint kumaşı” sayan, her zaman ağırdan alan ya da kendini pahalıya satmaya çalışan zihniyetler…
İkincisi: Hiçbir yeni üretim yapamayan, bir çemberin içine hapsolmuş, gittiği her yere olumsuzluklarını taşıyan tipler. Onlar da üretenlerin çabasına “su katarak”, öarklarına çomak sokarak, morallerini bozarak, gündemde kalmaya çalışırlar.
Bu iki eğilim farklı görünse de birbirini besler. Birincisi bilgi ve deneyimi tekelleştirirken, ikincisi bu tekelin açığa çıkardığı boşluklarda kendini yeniden üretir. Her ikisi de kolektif üretim ve paylaşımın düşmanıdır.
Panzehir: Bilgi ve Deneyimin Kolektifleştirilmesi
Marksist teori açısından kariyerizmin panzehiri açıktır: Bilgi, deneyim ve üretimin kolektifleşmesi. Marx’ın “özel mülkiyet”i tüm kötülüklerin kaynağı olarak tanımlaması, yalnızca maddi üretim araçlarını değil, aynı zamanda ideolojik üretimi de kapsar. Düşüncenin, bilginin ve deneyimin “özel mülkiyet” haline getirilmesi; kariyerizmin maddi zemini olur.
Dolayısıyla Marksist yaklaşım, üretilen her değerin en geniş ölçekte kolektif paylaşımıdır. Bu yalnızca teknik bir paylaşım değil, aynı zamanda ideolojik bir mücadele hattıdır: Bilgi ve deneyimin tekelini kırmak, onları örgütün ortak mülkiyeti haline getirmek.
Unutmamamız Gereken
Hatırlamak gerekir: “Yarin yanağından gayri her şeyde, her yerde, hep beraber!” şiarı, yalnızca bir duygusal çağrı değil, Marksist mücadelenin özlü ifadesidir. Tüm kötülüklerin kaynağı özel mülkiyetse, kariyerizm de onun ideolojik ürünlerinden biridir. Bu hastalık, ancak kolektif mücadeleyle ve bilgi-birikimin toplumsallaştırılmasıyla aşılabilir.
03.09.2025



