1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgal etmesiyle başlayan İkinci Dünya Savaşı, insanlığa tarihin en büyük yıkımlarından birini yaşattı. 60 milyondan fazla insanın hayatına mal olan bu savaşın ardından 1 Eylül, dünya halkları tarafından “Dünya Barış Günü” olarak ilan edildi. O günden bugüne 1 Eylül, halkların savaşsız, sömürüsüz ve eşit bir dünya özlemini haykırdığı bir gün olmayı sürdürüyor. Ancak aradan geçen onca yıla rağmen, emperyalistlerin çıkar savaşları insanlığı hâlâ kan, yıkım ve acıya sürüklüyor.
Küresel Kapitalizmin Krizi ve Saldırganlığı
Küresel kapitalizmin krizi derinleşerek sürüyor. Kriz derinleştikçe, küresel sermayenin saldırganlığı da artıyor. Bu nedenle dünya halkları, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne bir kez daha bombalar, kurşunlar ve çatışmalar arasında giriyor.
Özellikle Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da ve Kafkaslar’da halklar, emekçiler her yeni güne yeni ölümler ve katliamlar arasında uyanıyor. Ortadoğu’nun kavurucu yaz sıcaklıklarına, tüfeklerin ve bombaların ateşi ekleniyor. Son yıllarda bölgede yoğunlaşan bu şiddet dalgası, batılı emperyalistlerin yaklaşık yüz yıldır sürdürdüğü ve günümüzde küresel sermayenin güncel politikası haline gelen “bir damla petrol, bir damla kan” formülünün canlı bir karşılığı oluyor.
Emperyalizmin Kışkırttığı Savaşlar
Dünya halkları eşitlik ve özgürlük talebiyle ayağa kalkıyor; kendi eylemleriyle demokrasi ve özgürlüğe ulaşmak için mücadele ediyor. Ancak bu mücadeleler, küresel sermayenin manipülasyonlarıyla rotasından saptırılmak isteniyor; sermayenin çıkarlarının uygulanmasına alet edilmeye çalışılıyor.
Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun tarihsel ve toplumsal zenginliğini oluşturan etnik ve dinsel farklılıklar, emperyalist müdahaleler sonucu vahşetle sonuçlanan çatışma öğelerine dönüştürüldü. Mevcut savaş, giderek faşist ve gerici bir bölgesel savaşa yönlendiriliyor.
Suriye’de İnsanlık Dramı
Suriye yanıyor. Çatışmaların şiddeti nedeniyle her gün onlarca insan hayatını kaybederken, on binlercesi evini ve toprağını terk etmek zorunda kalıyor. Küresel güçler, kendi çıkarları doğrultusunda Suriye’yi yeniden dizayn ediyor.
Türkiye’nin Rolü: Taşeronluk ve Faşizm
Türkiye hükümeti, hem küresel sermayenin bölgedeki taşeronluğunu üstlenerek geliştirdiği gerici dış politikasıyla, hem de içeride Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesine karşı yürüttüğü ırkçı-faşist politikalarıyla Ortadoğu’nun kana ve ateşe bulanmasında birinci dereceden rol oynuyor.
Kandan ve nefretten beslenen faşist AKP iktidarı, gencecik Kürt, Türk ve Arap gençlerini küresel sermayeye kurban olarak sunuyor.
Barışın Gücü Direnişte
Tüm bu gelişmelere rağmen Ortadoğu halkları barış, özgürlük ve demokrasi için direnmeye devam ediyor. Barışın, ancak egemen güçlerin yenilmesiyle mümkün olacağını tarihsel deneyimleriyle bilen halklar, en zor koşullarda direniyor. Bugün, bu direnişlerle bütünleşme ve kendi eylemlerimizi bu mücadelelerle birleştirme günüdür.
Yaşasın 1 Eylül Dünya Barış Günü
Savaşa Karşı Barış, Kapitalizme Karşı Sosyalizm!
Ortadoğu, Ortadoğu Halklarınındır!



