fbpx

Netflix dizisi Adolescence: Toksik erkeklik ve Incel kültürü

Paylaş

Netflix’te yayımlanan “Adolescence” adlı dizi “Incel” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Kimi uzmanlara göre internet yoluyla artan kadın düşmanlığı görmezden gelinemeyecek boyutta bir tehlikeye işaret ediyor

Polis karakolunda Jamie Miller’ı steril bir sedye bekliyor. Şüpheliden kan alınması gerekiyor. Hemşire, “Jamie, lütfen kanepeye uzanır mısın?” diye soruyor. Çocuk, “Şey… İğneleri çok sevmem” diye yanıt veriyor.

Henüz 13 yaşında olan çocuğun babası da korumacı bir tavırla diyaloğa dahil oluyor. “İğnelerle arası pek iyi değildir” diyor. Oysa Jamie’nin babasının bilmediği bir şey var: Oğlu iğneden korkuyor, ancak kesici aletlerden çekincesi yok. Jamie, 24 saatten kısa bir süre önce okul arkadaşı Katie Leonard’ı bir otoparkta yedi bıçak darbesiyle öldürmüştü.

Bu sahne, İngiliz Netflix mini dizisi “Adolescence”ın ilk bölümünden. Dizi, yayımlandığı ilk 10 gün içinde 66 milyon kişi tarafından izlenerek rekor bir başarıya imza attı. Hatta İngiliz parlamentosundaki bir tartışmaya dahi konu oldu.

Her çocukta Jamie olma potansiyeli mi var?

Dizinin ilk bölümü kesinti olmaksızın tek bir seferde çekildi. Jamie, tutuklanırken pijamalarını ıslattığında gözaltında gözyaşlarına boğulduğunda ya da psikolojik muayene esnasında öfke nöbeti geçirirken izleyici olayların yakın tanığıymış hissine kapılıyor.

Seyirci, Jamie’nin suçlu olduğunu daha dizinin başında öğreniyor. Soruşturmayı yürüten dedektifler, çocuğa Katie’yi arkadan bıçakladığı güvenlik kamerası görüntülerini gösteriyor. Dizi, çocuğun bu suçu işleyip işlemediğine değil, neden işlediğine odaklanıyor.

İnternet ortamında radikalleşen çocuklar

Bu sorunun cevabı ise gencin içinde kopan fırtınalarda saklı. Erkek olmaya ilişkin mütemadiyen hissettirilen toplumsal baskı, yeterince çekici gözükmemenin getirdiği güvensizlik ve kadınlar tarafından arzulanma isteği arasında bir yerlerde Jamie radikalleşiyor.

Dizi, günümüzde herhangi bir gencin Jamie olabilme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekme amacı taşıyor. O, okuldan sonra şüpheli ortamlara girmiyor ya da tehlikeli yerlere gitmiyor; yalnızca odasına çekiliyor, kapısını kapatıyor ve gece geç saatlere kadar bilgisayarının başında oturup, “incel” dünyasının girdabında kayboluyor.

“Erkek alanı” ve kadın düşmanlığı: Incel

Incel, İngilizce “istemsiz bekar” kelime öbeğinin kısaltması olarak kullanıyor. Bu kavram, genç heteroseksüel erkeklerden oluşan kadın düşmanı bir çevrimiçi topluluğa işaret ediyor. Bu topluluk, kendi yalnızlıklarından kadınları sorumlu tutuyor ve genellikle bu nefretlerini kadın düşmanı videolarla ve yorumlarla ifade ediyor.

Incel topluluğu, feminizm karşıtı internet forumları, kitaplar, içerik üreticileri ve erkeklerin kendilerini geliştirmelerine yönelik bloglardan oluşan bir ağ olan “manosphere”in (erkek alanı) bir parçası. Bu topluluk, erkeklere ve çocuklara kadınlar tarafından arzulanmak için nasıl güçlü, başarılı ve fiziki olarak formda olabileceklerini öğretiyor.

Bu alt kültürün en ünlü temsilcisi ise kendini kadın düşmanı olarak tanımlayan Andrew Tate.

“Adolescence”, bu kültüre aşina olanın yalnızca Jamie olmadığını, bugünün gençliği olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, komiserin oğlu, babasına sosyal medyadaki bazı emojilerin anlamını açıkladığında açıkça ortaya çıkıyor. Jamie’yi “Incel” olarak nitelendiren Katie’nin kendisi de bu resmin içinde yer alıyor.

Yersiz bir panik mi, gerçek bir tehlike mi?

Griffith Üniversitesi’nde erkek şiddeti üzerine araştırmalar yürüten Shane Satterley, Incellere yönelik ana akım söylemlerin büyük bölümünün yersiz bir panik olduğu kanısında. Satterley, bu alt kültürün öncelikle kadın düşmanı değil, “kendinden nefret etme” ve intihar eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor. Araştırmacıya göre, kadın düşmanlığı bu olgunun yalnızca “yüzeysel” bir yorumu.

Satterley, Incelliğin arkasında kendini soyutlamanın yanı sıra örnek alınacak erkek figür eksikliği, babasızlık ve cinsel hayatın yoksunluğu olduğunu belirtiyor. Tüm bunlara ek olarak, toplumun giderek daha fazla “erkek alanını” erkeklerin elinden aldığına inandıklarına, bu yüzden artık internette kendilerine ait alanlar talep ettiklerine dikkat çekiyor.

Ancak Satterley, cinsel açıdan hayal kırıklığına uğramış genç erkeklerin öncelikle başkaları için değil, kendileri için tehlike arz ettiğini savunuyor. İngiliz hükümeti tarafından yapılan bir araştırma da, Incellerin, genellikle depresyon ve intihar düşüncelerinden muzdarip olduğuna ve damgalanmak yerine desteğe ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor.

Veriler, erkekler arasında intihar oranlarının arttığına işaret ediyor. Yalnızca ABD’de 2000 yılından bu yana yüzde 37’lik bir artışın kayıtlara geçtiği belirtiliyor.

Satterley, bu kişilerin tehlikeli olmadığını savunuyor. Lisa Sugiura ise aynı görüşte değil. Portsmouth Üniversitesi’nde Siber Suçlar ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Profesörü olan Sugiura, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her üç kadından biri hayatında en az bir kere cinsel saldırıya uğruyor. Bu sadece bir boşlukta gerçekleşmiyor” ifadelerini kullandı.

Kurban rolündeki erkekler

Incel forumlarında erkeklerin tecavüzü neden “etik” bulduğuna dair tartışmalar görülüyor. Bir kullanıcı, paylaşımında “Tecavüz, Incellerden esirgenen cinsellik hakkı” diye yazıyor.

Lisa Sugiura, bu tür içeriklere rastlamak için fazla uzağa bakmaya gerek olmadığını belirtiyor. Sugiura, “Bu içerikleri bulmak için Darknet’e bakmanıza gerek yok. Bunlar yanlızca Incel forumlarında değil, TikTok ve Instagram’da da bulunabiliyor” ifadelerini kullandı.

Erkeklerin cinsellik hakkı olduğu ve kadınların bunu reddetttiği “manosphere” topluluğunda sıkça rastlanan bir argüman. Burada, asıl soru ise, bu erkeklerin yalnızca cinsel açıdan hayalkırıklığına uğradıkları ve kadınların onayına ihtiyaç duydukları için bu erkeklere acınıp acınmaması gerektiği. Kadın düşmanlığı, krizde olan erkekliğin “yalnızca” yüzeysel bir semptomu olarak görülebilir mi?

King’s College London’ın bir araştırmasına göre, 16-29 yaş aralığındaki her dört erkekten biri erkek olmanın kadın olmaktan daha zor olduğuna inanıyor. Sugiura, “Manosphere, toplumda kadınlar tarafından istismar edilenin erkekler olduğu ve hayatta kalmak için buna karşı durmaları gerektiği yönündeki bir kurban söyleminden ibaret” diyor.

Kurban rolünü benimsemenin getirdiği sorun ise kadınlara nefreti meşrulaştırması. Bu mentaliteye göre, Katie, Jamie’ye arzuladığı onayı vermediği için ölmek zorundaydı.

Kurumsal bir sorun olarak kadın düşmanlığı

Sugiura, Incel ve “manosphere” topluluğu, aslında daha büyük bir kadın düşmanlığının parçası olduğuna işaret ediyor. Asıl sorunun daha da derinlerde yattığını belirten Sugiura, genç erkeklerin hayal kırıklığı ve ruh sağlığı sorunlarının yanı sıra, cinsiyetler arasında da derin bir güvensizliğin olduğunu kaydediyor. İngiliz düşünce kuruluşu Centre for Social Justice tarafından yakın zamanda yapılan bir anket, 16-24 yaş arası kadınların neredeyse üçte ikisinin erkeklerden korktuğunu ortaya koyuyor.

Sugiura’ya göre, “Adolescence”ın senaristi Jack Thorne’nin talep ettiği, Avustralya’da halihazırda yürürlüğe giren gençlere sosyal medyanın yasaklanması ise kalıcı bir çözüm potansiyeli taşımıyor. Kapsamlı bir kurumsal ve kültürel değişim olması gerektiğine dikkat çeken Sugiura, “Jamie, henüz 13 yaşında. İncel topluluğunu tartışmadan önce, heteronormatif cinsiyete yönelik toplumsal baskıya ve cinsiyete dayalı başarı ve popülerlik beklentilerine bakmalıyız. Çünkü bu beklentiler, çocuklarımıza bu kadar erken yaşta empoze edilmeseydi, ‘manosphere’ de bundan nemalanamazdı” ifadelerini kullandı.

“Adolescence”in yapımcılarına göre, dizi her şeyden önce bir uyanış çağrısı olmalı. BBC’ye konuşan dizinin senaristi Thorne, “Bunun üzerine konuşmalıyız ve umarım bu dizi buna katkı sağlar” dedi.

Kaynak: DW Türkçe