
Sırbistan, geçen yıl yaşanan tren istasyonu faciasının ardından kitlesel bir hareketle sarsılmaya devam ediyor. Araştırmacı ve gazeteci Iskra Krstić, Tomáš Tengely-Evans ile isyan hakkında konuştu
Novi Sad’da 1 Kasım günü tren istasyonunun önündeki yapının çökmesi sonucu yaklaşık 200 ton beton 15 kişiyi ezdi. Bu olay, Avrupa’nın güneyinde, Balkanlar’daki küçük bir devlette on binlerce insanın katıldığı kitlesel bir hareketi ateşledi.
İnsanlar üniversite kampüslerinden liselere ve sokaklara kadar Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in rejimine karşı örgütlenmeye başladı.
Hareket bu ayın başlarında Başbakan Milos Vucevic’i istifaya zorladı. Vucic’in yakın müttefiki olan Vucevic, tren istasyonu inşaatı başladığında Novi Sad belediye başkanıydı.
Ancak hareket, insanlar sokaklara döküldükçe tüm rejimi sarsmaya devam ediyor.
SW: Novi Sad’daki tren istasyonu faciası nasıl oldu da halkın Aleksandar Vucic hükümetine duyduğu öfkenin bir sembolü haline geldi?
Vucic 2012’den bu yana fiilen iktidarda. İktidar partisi üyeleri ve rejime yakın iş çevreleri insanların evlerini ve topraklarını ellerinden alıyor, genç kızları istismar ediyor ve karalama kampanyaları başlatıyor. Hepsi cezasız kaldı.
Ülkenin kurumları ve kaynakları “ilerleme” adına yabancı şirketlere ve yerli yağmacılara kurban ediliyor.
Ormanlar yok ediliyor. Nehirler ve hava zehirli endüstriyel atıklarla doluyor. Taş ocakları ve madenler insanların kapılarına dayanıyor. Ve tarihi eserler spekülatif emlak gelişimine yer açmak için ‘temizleniyor’.
Dolayısıyla Novi Sad’daki trajediden önce bile insanların sabrı taşmak üzereydi. Tren istasyonu faciası ise bardağı taşıran son damla oldu.
Burada mağduriyetlerin bir araya gelişine tanık oluyoruz. Bu, 2000 yılında Slobodan Miloseviç rejiminin yıkılmasından bu yana gerçekleşen en büyük ve coğrafi olarak en yaygın protesto hareketidir.
Mevcut hareket, Vucic’in iktidara gelmesinden bu yana gerçekleşen ilk büyük çaplı hükümet karşıtı eylem değildir. Bundan önce şiddete, ekolojik yıkıma ve diğer sorunlara karşı bir dizi protesto dalgası yaşanmıştı. Bunlardan bazıları hükümetten en azından geçici kazanımlar elde edebildi.
SW: Bu protestoları farklı kılan nedir?
On yıllar süren sosyal çöküşten sonra insanların cesaretlendiği ve dayanışma çağrısında bulunduğu bu kitlesel seferberlik başladı.

Protestolara öğrenciler öncülük ediyor ve talepleri onlar belirliyor olsa da birçok kişi örgütlenerek harekete katılıyor.
Tarım işçileri traktörleriyle sokakları kapatmaya ve destek vermeye geliyor. Yüzlerce taksi şoförü Novi Sad’dan Belgrad’a kadar protestoculara ücretsiz araç tahsis etti. Öğretmenler grev yapıyor, eczane ve kültür alanında çalışanlar protesto gösterileri düzenliyor.
Sokaklardaki yoldaşlık görülmeye değer. Ancak hareketin taleplerinin yerine getirilmesi, toplumun farklı kesimlerinden gelen bu insanların karşı karşıya olduğu sorunları çözmeyecektir.
SW: Öğrenciler nasıl örgütleniyor?
Kasım sonundan bu yana üniversitelerdeki gençlerin nasıl örgütlendiğini görmek eski aktivistler ve siyasetle uğraşan insanlar için oldukça şaşırtıcı oldu. Dört ay önce böyle bir örgütlenmenin mümkün olup olmadığını sorsalardı, cevabım hayır olurdu.
Ancak öğrenciler her fakültede demokratik örgütlenme biçimleri yaratmayı ve bunu diri tutmayı başardılar. Protestoya katılan her üniversitede, tuvaletler için daha fazla sabun alınıp alınmayacağından bir sonraki protestonun nasıl organize edileceğine kadar her konuda tartışmalar sürüyor.
İşin içinde çok sayıda yeni insan var. Kahraman üretmeme ve lider üretmeme konusunda kasıtlı bir stratejileri var. Televizyon programlarına farklı insanlar gönderiyorlar ve hatta bazen basının belirli kişilerden kahraman yaratmasını önlemek için isimlerini bile vermiyorlar.
Bu da muhalefet liderlerinden düşman ve hain yaratmak isteyen hükümetin işini zorlaştırıyor. Medyanın insanları tek tek seçip lider olarak sunma eğiliminde olduğunu biliyorlar ve bundan kaçınmaya çalışıyorlar.
SW: Ne tür bir hükümet bu?
Temelde otoriter bir hükümet. Tam teşekküllü bir diktatörlük değil ama Vucic anayasal rolünün sınırlarını fazlasıyla aşıyor ve tek karar verici gibi davranıyor.

Bu koalisyonlar, 2000-2012 yılları arasında iktidarda olan Demokrat Parti ve Sırbistan Demokrat Partisi etrafındaki koalisyonlardan birçok yönden farklıdır. Ancak neoliberal politikaların ciddi bir sürekliliği vardır.
SW: Resmi muhalefet nedir ve sokakla ilişkisi nedir?
Resmi muhalefet birçok siyasi partiden oluşuyor ve hiçbiri seçmenler arasında önemli bir desteğe sahip değil. Siyasi ideoloji açısından çoğu muhtemelen merkez sol ve merkez sağdır.
Halkın muhalefete olan güvensizliği giderek yaygınlaşmakta. Bu güvensizlik şu anda öğrenci hareketinin muhalefet partileri, STK’lar ve benzerleri ile her türlü teması reddetme tutumuna yansıyor.
Muhalefet partileri sokaklarda hoş karşılanmadıkları gerçeğini kabullenmiş görünmekte ve arka planda kalmaktadırlar.
Novi Sad’daki durumsa biraz farklı. Birkaç muhalif siyasetçi sokaklarda çok aktif ve mevcut protestolar sırasında birkaç kez gözaltına alındı.
SW: Kaç kişi katılıyor ve hareket nasıl örgütleniyor?
Miloseviç’in 2000 yılında devrildiği zamana kıyasla çok daha fazla insan sokaklarda. Rekor üstüne rekor kırılıyor. Aralık ayı sonunda Belgrad sokaklarında 100,000, Novi Sad’da 22,000 ve Nis’te 15,000 kişi vardı.
Ülkedeki neredeyse her belediyede protestolar var ve son iki aydır her gün eylem yapılıyor. Diyebilirim ki 6,5 milyonluk bir ülkede en az çeyrek milyon insan eyleme katılıyor.
Diğer insanları sokağa çıkmaya çağıranlar genellikle öğrenciler. Ama aynı zamanda parlamenter siyasete dahil olan ya da olmayan ve çoğunlukla aktivist gruplar olarak tanınan yerel gruplar da var. Bazı yerlerde de lise öğrencileri.
SW: Öğrenci hareketinin politikası nedir?
Öğrenciler siyasi ideoloji konusunda kendi aralarında anlaşmazlıklar olduğunu söylüyorlar. Ancak bunun, bu mücadele kazanılana kadar bir kenara bırakılması gereken bir şey olduğuna inanıyorlar.
Demokrasi pratiklerini uyguluyorlar, ancak muhtemelen genele bakarsak ilerici olmaktan çok muhafazakârlar.

Bu şaşırtıcı değil çünkü araştırmalara göre genel Sırp nüfusunun yaklaşık yüzde 75’i oldukça muhafazakâr. Fakat kamuoyuna yaptıkları açıklamaların hangi kısmının kendi değerlerine benzediğini ve hangi kısmının genel kamuoyuna hitap etmek için tasarlandığını söylemek biraz zor.
Örneğin, öğrenciler protestoya Sırp bayrakları götürmeye devam ediyor ve aslında bu ülkede vatansever olanların kendileri olduğunu söylüyorlar. Bu, en azından kısmen cumhurbaşkanının öğrencilerin vatan haini ve Ustaşalar-Hırvat faşistler olduğu iddialarına cevap olarak yapılıyor.
Yine de talepleri hukukun üstünlüğü talebi çerçevesinde kalmaktadır. Novi Sad faciasının suçlularının yakalanmasını ve yasal yaptırıma tabi tutulmasını istiyorlar. Ve tren istasyonunun yeniden inşasına ait tüm belgelerin kamuya açıklanmasını istiyorlar.
Ancak felakete yol açan sistemin temelini tartışmak için daha ileri gitmiyorlar.
SW: İnsanlar hangi sosyal kesimlerden geliyor?
Her gün protestolara katılan kalabalıklar toplumun her sınıfından geliyor. Bazıları SUV kullanıyor, bazıları 30 yıllık traktörlerle çalışıyor.
Öğrenci grupları da birbirinden farklı. Gelecekteki meslekleri orta sınıfa ait olacaklarını gösteriyor, ancak sadece bazıları bu sınıfla ilişkilendirdiğimiz ekonomik güvenceye sahip olacak.
Şimdi, protestoların işçi sınıfının sorunlarını ele alıp almadığını da sorabiliriz. Bu sorunun cevabı, eğitim masraflarını ele alan bir talep dışında hayırdır.
Ancak protestoların kapsamı ve orta sınıfın daralması göz önüne alındığında, bunun bir orta sınıf hareketi olduğunu söyleyemeyiz. Bu, iki yıl önce şiddete karşı olanlar da dahil olmak üzere önceki protesto dalgalarından farklıdır.
Sadece zamanı ve imkânı olanlar ve belki biraz sol liberal ideolojik dünya görüşüne inananlar değil. Aynı zamanda küçük şehirler, köyler ve buralarda yaşayan insanlar da söz konusu – daha önce hiç duymadığım yerler.
Aynı zamanda çevre hareketinde aktif ve orta sınıf olmayan insanları da içine çekti. Onlar temelde kendi varlıklarını ve yerel çevrelerini savunuyorlar. Ayrıca çalışma hakları için mücadele eden tarım işçileri de buna yardımcı oluyor.
SW: Örgütlü işçilerin durumu nedir?
Kitlesel protestolar başladığından beri öğretmen sendikaları grevler düzenlediler. Eylül ayından bu yana ilköğretim ve liselerde eğitim çalışanlarının grevi devam ediyor. Daha yüksek ücretler ve daha güvenli bir çalışma ortamı istiyorlar. 2023 yılında Belgrad’da bir okulda yaşanan silahlı saldırının ardından bu talepler arttı.
Öğrenciler ve kamuoyu bu grevin tırmandırılması çağrısında bulundu. Herkesi şaşırtacak şekilde, lise öğrencileri kendi başlarına barikatlar kurdular. Öğretmenlerine destek olmak istediler.
Bu ay öğretmen sendikaları hükümetle bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma daha yüksek maaşları güvence altına alacak, ancak aynı zamanda 2028’e kadar grevlere moratoryum* getirecek. Öğretmenlerin bu anlaşmaya nasıl tepki vereceğini zaman gösterecek.
Geçtiğimiz günlerde Sırbistan Radyo Televizyonu çalışanları protestolarla ilgili haber yapılmasına izin verilmesi için patronlara baskı yaptı. Bunun sonucunda 1 Şubat’ta Novi Sad’da düzenlenen büyük bir miting ana haber bültenine konu oldu. Hükümet çileden çıktı ve kamu yayıncısının tüm gazetecilik ilkelerini çiğnediğini duyurdu.
Bir noktada enerji sektöründeki işçilerin greve gitmesi muhtemel görünüyordu. Greve gitmeleri rejime ağır bir darbe vuracaktı. Aslında enerji dağıtımının durması esas darbeyi vurabilirdi. Ancak şu ana kadar gördüğümüz, sektördeki sendikalar tarafından organize edilen birkaç küçük protestodan ibaret.
SW: Başbakan Milos Vucevic’in bu ayın başındaki istifasının ardından hareket içindeki insanların ruh hâli nasıl?
Bir Hırvat dergisinde “Önemsiz herif istifa etti” şeklinde güzel bir manşet vardı.
Aslında ipleri elinde tutan kişi başbakan değil ve şu ana kadar protestolar azalmadı.
Aksine Belgradlı öğrenciler 1 Şubat’ta Novi Sad’a 80 kilometrelik bir yürüyüş düzenlediler. Bu yürüyüş, tren istasyonu trajedisinin üçüncü ayını kutlamak üzere düzenlenen protestolara katılmak içindi.
Farklı şehirlerden Novi Sad’a gelen insanlar birbirlerini selamlarken havayı dostluk dolduruyordu. İnsanlar Novi Sad’ın Tuna nehri üzerindeki üç köprüsünü de kapatan on binlerce protestocu için yemek ve çay hazırlıyordu.
Hareketin nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini halen koruyor. Hükümetin bir sonraki hamlesini bilmiyoruz. Muhalefet partilerinin parlamento zaferi için gereken çoğunluğun desteğini kazanabilecek bir duruş sergileyip sergileyemeyeceklerini de bilmiyoruz.
Ancak İlerici Parti’nin iktidara gelmesinden bu yana ilk kez insanlar gerçekten umutlu ve Vucic’in iktidar günlerinin sayılı olduğuna inanıyor. Bunu ortamın havasından da anlayabilirsiniz.
(Socialist Worker’daki orijinalinden Bahan Gönce Enternasyonalist Dayanışma için çevirdi.)
*moratoryum: Ekonomik çöküntüye uğramış ülke veya bölgelerde borçların bir süre ertelenmesi, ödeme sürelerinin uzatılması. Yaygın kullanımıysa ‘devletin iflası’. (ç.n.)