fbpx

Almanya’da üç partili koalisyona doğru

Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak genel seçimlere beş gün kaldı. Anketler, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez üç partili bir koalisyon hükümetinin kurulacağını gösteriyor.

60 milyondan fazla seçmenin olduğu Almanya’da 26 Eylül’de yapılacak genel seçimlere beş gün kaldı. Başbakan adayları arasındaki yarışta son viraj olarak görülen televizyon ekranlarındaki üçüncü tartışma programı da geçtiğimiz pazar günü yapıldı.

İktidardaki Hıristiyan Demokratların (CDU/CSU) Başbakan Adayı Armin Laschet, iktidar ortağı Sosyal Demokrat Partinin (SPD) adayı Olaf Scholz ve Yeşillerin adayı Annelena Baerbock’un katıldığı üçüncü tartışma programının da galibi Scholz oldu. Son dört yıldır federal maliye bakanlığı ve başbakan yardımcılığı yapan Scholz’un rakiplerine göre daha soğuk kanlı davranması, konulara hakim olması puan toplamasının başlıca nedeni olarak görülüyor. Bu özelliği sayesinde yaz tatilinden önce yüzde 15-16’ya kadar düşen SPD’nin oyu son anketlere göre yüzde 26-27’ye kadar çıktı. En yakın rakibi Armin Lachet’in başında olduğu CDU/CSU’nın oyu ise yüzde 21-22 civarında.

Bu nedenle son haftaya girerken Scholz ve partisi SPD’nin seçimlerden birinci çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor. Pandemi nedeniyle yüz binlerce seçmenin oyunu mektupla ya da önceden kurulan seçim sandıklarına gidip kullandığı göz önünde bulundurulduğunda seçimlerin sonucunun son güne kadar kararsız olanlar tarafından belirleneceği söylenebilir. Adaylar da daha çok kararsız seçmenlere seslenecek bir propaganda stratejisi izliyorlar.

Kara para baskını sonucu etkiler mi?

Bir diğer önemli tartışma konusu ise son günlerde Scholz ve SPD etrafında dönen “kara para aklama” soruşturmasının seçim sonuçlarına etkide bulunup bulunmayacağı.

Seçimlere üç hafta kala, Aşağı Saksonya’da bulunan Osnabrück Savcılığının merkezi Köln’de bulunan Kara Para Aklamaya Karşı Özel Birlik (FIU) adındaki maliye polisi hakkında yürütülen soruşturma, Scholz’un başında olduğu maliye bakanlığına kadar uzandı. Doğrudan maliye bakanlığına bağlı çalışmayan, özerk bir birim olan FIU’da iki çalışan hakkında terör finansmanı konusunda görevlerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle soruşturma başlatan savcılık, söz konusu kişilerle bağlantıların olup olmadığını öğrenme adına maliye ve SPD’nin elinde bulunan adalet bakanlıklarına baskın düzenledi.

Baskının arkasında CDU mu var?

Seçimlere az bir süre kala yapılan baskının arkasında CDU’nun Scholz ve SPD’yi yıpratma girişimin olduğu ileri sürüldü. Baskın emrini veren genç savcının CDU’ya yakın olması bu yöndeki iddiaları güçlendiriyor. Savcılığın bakanlıkları arama yazısında doğrudan bakanları ve bakanlıkları suçlayan bir durum yok. Ancak bağlantıların araştırıldığından söz ediliyor. Arama kararını sosyal medya üzerinden yayınlayan maliye bakanlığı müsteşarı hakkında ise gizli bilgileri yayınladığı gerekçesiyle soruşturma açıldı.

Daha önce Laschet tarafından bir televizyon programı sırasında gündeme getirilen Scholz ile kara para aklama arasındaki bağlantı Federal Parlamento Meclis Maliye Komisyonu’nda da ele alındı. Tartışmaların ardından Scholz’un komisyona davet edilerek dinlenmesine karar verildi. Bunun üzerine pazartesi günü seçimlerle ilgili bütün toplantılarını iptal eden Scholz, komisyonun huzuruna çıkarak olanlar konusunda bilgi verdi.

Komisyonun davetinin, olanları açıklama ve anlatma bakımından kendisi için fırsat olduğunu söyleyen Scholz ortada kendisini ilgilendiren bir durum olmadığını ileri sürdü. Komisyon üyesi CDU, FDP, AfD, Sol Parti milletvekilleri ise Scholz’un sorulara doyurucu yanıtlar vermediğini söylediler. Seçimlere altı gün kala Scholz’un komisyon önüne çıkıp soruları yanıtlaması basında geniş bir şekilde yer alırken, bunun seçim sonuçlarına fazla bir etkide bulunmayacağı tahmin ediliyor.

Sosyal konular öne çıktı

Seçim kampanyası boyunca daha çok sosyal konular gündeme geldi. SPD, Yeşiller ve Sol Parti’nin halen 9,60 avro olan saat başı brüt asgari ücretin 12-13 avroya çıkarma talebi birçok programa konu oldu. Hatta Scholz, asgari ücretin 12 avroya çıkarılmasını koalisyon ortaklığı şartı haline getireceğini de Bild am Sonntag’a verdiği demeçte ilan etti. Her üç parti ülkedeki yoksulluğun ancak bu yolla giderilebileceğini vadediyor.

Yine çocuk parasını arttırılması, kiralara fahiş zamların durdurulması, zenginlerden alınan verginin yüzde 3 artırılması, küresel ısınmaya karşı ciddi adımların atılması en çok tartışılan konular oldu. Anketlere göre küresel ısınma ve sosyal adaletsizlik, halk tarafından en önemli sorunlar olarak görülüyor. Bu nedenle parti tercihlerinde bu iki konunun rol oynadığı ifade ediliyor. Dış politika, silahlanma, askeri harcamalar, entegrasyon, iç güvenlik ise çoğunlukla arka planda kaldı.

Üç partili koalisyon olasılığı güçlü

Anketler, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez üç partili bir koalisyon hükümetinin kurulacağını gösteriyor. Zira işbaşındaki büyük koalisyon partileri CDU/CSU ve SPD’nin toplam oylarının hükümet kurabilecek salt çoğunluğa ulaşmasının zor olduğunu gösteriyor. SPD’nin birinci parti olması durumunda tercih edeceği ilk partinin Yeşiller olacağını Olaf Scholz birçok kez söyledi. Ancak üçüncü partinin neoliberal Hür Demokrat Partinin (FDP) mi yoksa sol sosyal demokrat Sol Partinin (Die Linke) olacağını pazarlıklar belirleyecek.

Sol Parti, ilan ettiği 100 günlük acil programda bir “sol koalisyona” hazır olduğunu ilan etti. Dış politikadaki farklılıklar ve NATO konusundaki turumun ortaklığa engel olamayacağı dile getirildi. Bu da Sol Partinin sosyal politikalar konusunda elde edeceği kimi kazanımlar karşılığında dış politikadan feragat edebileceği şeklinde değerlendiriliyor. Seçimlerde yüzde 6-7 oy alacağı tahmin edilen Sol Parti’nin oyunun bir “sol koalisyon” için yetip yetmeyeceği ise ancak seçim akşamı netleşebilir.

Daha önce Yeşiller ile bir ortaklık içinde olmayacağını ilan eden FDP de ortaklık için bu kez yeşil ışık yaktı. Bunların yanı sıra bu kez Scholz’un başbakanlığında yeniden bir SPD-CDU/CSU koalisyonu ihtimali de az değil. Büyük partilerin aldığı oy oranı azaldıkça meclisteki sandalye sayısının artacağı, yeni meclisin 800’den fazla milletvekilinden oluşacağı tahmin ediliyor. Hiçbir partinin gündeminde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisiyle hükümet kurma bulunmuyor. Çok seçenekli hükümet modellerinin çıkmasının beklendiği Almanya seçimlerinin sonuçlarının diğer AB ülkelerini de bir ölçüde etkilemesi bekleniyor.

Türkiye kökenli adaylar

26 Eylül’de yapılacak seçimlerde bir kez daha çok sayıda Türkiye kökenli siyasetçinin de meclise girmesi bekleniyor. Parti listeleri üzerinde yaptığımız incelemelerde en fazla milletvekilinin yine SPD’den seçilmesi bekleniyor.

Daha önce Entegrasyon Bakanlığı da yapan Aydan Özoğuz bu kez SPD’nin Hamburg listesinde ilk sırada yer alıyor. Halen milletvekili olan Metin Hakverdi’nin de altıncı sıradan seçilmesi bekleniyor. Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyaletinde ise SPD listesinden geçen dönem milletvekili olan Gülistan Yüksel, Nezahat Baradari, Elvan Korkmaz-Emre’nin seçilmesi kesin görünüyor. 64. sıradaki Milletvekili Mahmut Özdemir’in seçilmesine ise bu sefer şans tanınmıyor. SPD listesinde Berlin’den Cansel Kızıltepe’nin, Baden-Württemberg’den Macit Karaahmetoğlu ve Derya Türk-Nachbaur’un, Hessen’den ise Avukat Tuna Fırat’ın seçilme olasılığı yüksek.

CDU listesinden ise Köln’den doğrudan aday olan ve eyalet listesinden 8. sıradan yer alan Serap Güler’in seçilmesi de kesin görünüyor. Güler, başbakan adayı Laschet’e yakın isimlerden birisi. CDU Hamburg listesinden 12. sıradan aday olan Almanya Kürt Toplumu Başkanı Ali Ertan Toprak’ın seçilme sansı ise yok.

Yeşiller Partisi’nden ise Berlin’den Canan Bayram’ın, Bavyera’dan Ekin Deligöz’ün ve Baden-Württemberg’den aday olan Cem Özdemir ile Melis Sekmen’in kesin olarak meclise gitmesi bekleniyor.

Sol Parti’de ise NRW’den den Sevim Dağdelen’in, Berlin’den Helin Evrim Sommer’in, Baden-Württemberg’den 2. sıradan aday olan Gökay Akbulut’un ve Bavyera’dan 4. sıradan aday olan Ateş Gürpınar’ın, Aşağı Saksonya’dan 4. sırada aday gösterilen Mizgin Çiftçi’nin seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Hamburg’dan 2. sıradan aday olan halen eyalet milletvekili olan Deniz Çelik’in, NRW’den 11. sırada yer alan Ezgi Güyildar’ın seçilmesi ise Sol Parti’nin ülke ve eyalet çapında alacağı oylara ve toplam milletvekili sayısına bağlı. Bu tabloya bakıldığında yeni mecliste 15’in üzerinde Türkiye kökenli siyasetçinin olması bekleniyor.

Kaynak: Evrensel – Yücel Özdemir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
YouTube
YouTube
Instagram